Bugün dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun her insan Srebrenica şehrini
"katliam" kelimesiyle birlikte hatırlıyor. İnsanlık tarihinin gördüğü en kahpece
zulümlerden biri, savaş sırasında Bosna topraklarında Sırp katil Mladiç'in
askerleri tarafından binlerce savunmasız Boşnak sivile uygulandı.
Tam 8 bin Boşnak, bu haince katliamın kurbanı oldu. Olay, Srebrenica'da
Birleşmiş Milletler tarafından "Güvenli Bölge" ilan edilen bir bölgede cereyan
etti. Binlerce sivil Boşnak, BM güvencesine inanarak ve yanlarındaki az sayıdaki
silahı da teslim ederek bu "Güvenli Bölge"ye sığınmıştı. Bölgenin kontrolü
Hollandalı askerlerin kontrolü altındaydı.
Ve o askerler emanete hıyanet ettiler, korunmasız binlerce Boşnak'ı Sırp katil
Ratko Mladiç'e korkakça, haince, insafsızca teslim ettiler. Sonuçta tarihi
lekeleyen katliam ortaya çıktı. Aciz ordunun aciz komutanı Mladiç tarafından
herkesin ortasında aşağılandı. Bu görüntüler daha sonra bir çok televizyon
kanalında yayınlandı. Zulüm ve ihanet, bir daha hafızalardan silinmeyecek
şekilde belgelendi. Katilamın üstünden 6 yıl geçtikten sonra, dönemin Hollanda
hükümeti olaydaki sorumluluğunu kabul ederek istifa etti.
O günden bugüne köprülerin altından çok su aktı. Bugün sivillere yönelik
kitlesel katliam görüntülerini kanıksamış insanlar olarak yaşıyoruz. Irak'ta,
Lübnan'da çok yakın zamanlarda insanlığın vicdanının almayacağını zannettiğimiz
çok acı olaylar yaşandı, kirli ihtirasların, karanlık hesapların katlettiği
çocukların görüntülerine tanık olduk. Ama insanlığın vicdanı artık böyle şeyleri
alabiliyor. Özellikle son 20 yıl içinde yaşadığımız olaylar değerler sistemimizi
alt üst etti, ruhsal sindirim kapasitemizi de arttırdı.
Artık zulme seyirci olmaya alıştık.
İnsafımız neredeyse kurudu.
Ama doğrusu iki büyük dünya savaşı görmüş, büyük acılar ve yıkımlar yaşamış,
ağır tecrübelerden geçmiş Avrupa kıtasının neredeyse bir çeyrek yüzyıl kadar
kısa bir zaman içinde bu kadar derin bir vicdan iflası yaşamasına şaşırabilecek
kadar insafa sahibiz hâlâ!
Hollanda Savunma Bakanı'nın hükümeti adına Srebrenica katliamına sadece seyirci
kalma acziyeti göstermiş olan askerlere "üstün hizmet ödülü" vermesine şaşırmak
bizim hakkımız. Bu tavrı kınamak ve hatta lanetlemek de... Bu tavır bir istisna
olsaydı, sadece Hollanda'yı mahkum eder, suçu kıtaya yaymazdık. Ama istisna
değil, Avrupalı yönetimler sık sık küçük politik manevralar adına insafı,
vicdanı, insani değerleri ayaklar altına almaya başladılar. Danimarka'da
yaşananlar ve halen yaşanmakta olanlar ortada. Dünyada milyonlarca mümini olan
bir din açıkça taciz ediliyor, buna karşılık Danimarka hükümeti bu durumu "fikir
özgürlüğü" saymakta ısrarlı... İngiltere hükümetinin Irak fiyaskosu ve düştüğü
durum herkesin malumu. Fransa ve Almanya yönetimlerinin Kıbrıs konusundaki
faullü tutumları, adada yaşamakta olan insanların hayatlarını hiçe sayarcasına
Kıbrıs'ı bir politik manevra enstrümanı olarak kullanmalarını yıllardır
izliyoruz. Bugün bu hükümetlerin büyük bir çoğunluğu, Irak'ta, Lübnan'da
yaşananları bir seyirci gibi izliyor. Tıpkı Srebranica'daki Hollanda askerleri
gibi...
Belli ki Avrupa'nın ruh düğmeleri çözülüyor. Dünya savaşlarının ibret miadı
dolmuş olmalı. Uzmanlar Avrupa'yı gelecekte bir demografik felaketin beklediğini
söylüyorlar. Ama bana kalırsa bu "insan azalması"nı daha geniş boyutlu
değerlendirmek lazım!
Yenişafak
07/12/2006