Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 48 Üye Adayı ve 4 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Can Dündar: Hodri meydan!
Tarih: 04.12.2006 Saat: 20:04 Gönderen: karakutu

 

Şaka herhalde:
Derler ki, Devlet Demir Yolları rezervasyon ofisini aradığınızda telefon bağlanana kadar fon müziği olarak tanıdık bir türkü çalarmış:
"Kara tren gecikir, belki hiç gelmez..."
Gecikeceği kesin, gelmemesi muhtemel bir trene rezervasyon yaptırmak akıl işi değildir pek...
Durum bizim AB trenine benziyor aynen...



AB'nin ısrarla çaldırdığımız rezervasyon ofisi telefonu da aynı türküyü çalıp duruyor:
"Kara tren gecikir, belki hiç gelmez..."
***
"Uzun ince bir yola çıktı", "Kaza yaptı", "Raydan çıktı" derken bizim Şark ekspresi durdu.
Belli ki hedefe gecikecek, belki de hiç erişemeyecek.
Bu bekleyişin sonunda yeniden yürüyüşe geçer mi, geri mi döner yoksa makas mı değiştirir; bunu da zaman gösterecek.
Ama bilinen o ki Türkiye'deki Avrupa karşıtları ile Avrupa'daki Türkiye karşıtlarının elbirliğiyle hazırladığı bu "kaza"nın çok ciddi siyasi yansımaları olacak.

***

Artık vah vahlanmanın âlemi yok.
Ancak ne kadar süreceğini kestiremediğimiz bu bekleyiş döneminde yapabileceğimiz bir şey var.
Hani hep "Tam üyeliğin gerektirdiği reformları Avrupa dayattığı için değil, kendi çıkarımız için yapmalıyız" diyorduk ya...
"Ama sıkıştırmadıkça yapmıyorsunuz" diyen Batılılara da "Sizin baskılar gururumuzu incitiyor da ondan" cevabını veriyorduk.
Zaten gururumuz baskılardan incindiği kadar, yolsuzluklardan, kirli atıklardan, Boğaz talanından, bütçe açığından, düşünce yasağından, işkenceden, idamdan da incinseydi AB'ye gerek kalmayacaktı.
İşte artık baskı filan yok.
Ne katı kriterler var, ne bunlara dair sıkı bir takvim...
Tamamen serbestiz.

***

Madem öyle, gelin şu iddiamızı test edelim.
AB'nin itelemesiyle başlattığımız reform programına "kendi halkımızın yararı için" AB'siz devam edelim.
Kıbrıs'a bir çözüm bulalım.
Resmi görüşten farklı fikir beyan edeni "Devlete hakaret ettin" diye yargılamaktan vazgeçelim. 301. maddeyi kaldırıverelim.
Avrupa'dan heyet gelecek kaygısı olmadan işkenceyi önleyelim.
Açıkları kapatıp bütçeyi denkleyelim.
AB, içtiğimiz sütün hangi inekten geldiğini, nerede, hangi işlemden geçirildiğini belirleme koşulu getiriyordu; şunu biz yapıverelim.
Şikâyetini anlatacak merci bulamayan tüketiciye hakkını, yıllarca mahkemelerde sürünen davacıya adil ve acil yargılama standardını getirelim.
Fikri mülkiyet haklarını AB'siz sağlayalım; korsanlığı boğalım.
Boğaz'da talana son verecek, zehirli atıkları denetleyecek bir çevre reformuna imza atalım.

***

Bunları yaparsak, (yani öğrenci tabiriyle) sınav yokken de ders çalışırsak, zaten AB'ye ihtiyacımız kalmamış demektir.
O zaman Batı davetiye çıkardığında dik bir alınla "Bir dakika. Ben referandumla halkıma sormak zorundayım" diyebilir, içimize sinmiyorsa tam üyeliği gönül rahatlığıyla reddedebiliriz.
Şimdi trenin kumandası "AB'ye ne hacet. Biz bunları halkımız için yaparız" diyenlerde...
AB karışmıyor artık.
Haydi!
Hodri meydan!



Milliyet
05/12/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek
Demek artık 'yollar aşınıyor'!

"Hodri meydan!" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke