Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 263 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Dücane Cündioğlu: "Bana hiç öğretmezdi, sadece gösterirdi"
Tarih: 03.12.2006 Saat: 09:27 Gönderen: karakutu
 

"Aziz Nesin" isminin, yazdıklarından ve söylediklerinden ziyade, kendince iddiaları olan bir yazarı simgelemesi bakımından mercek altına alınmasının, öteden beri, Türk fikir hayatının ikircikliğini anlamak bakımından öğretici olacağına inanırım. Meselâ görünürde nasıl inanıyor, nasıl davranıyor, ama gerçekte nasıl inanmak ve davranmak istiyordu?

Bu iki uç arasında kolay kolay giderilemeyecek bir karşıtlığın mevcudiyetini uzaktan da olsa hep hissetmişimdir.

Kitaplarını, konuşmalarını esas alarak bu mesafeyi açıklığa kavuşturamayız; aksine bize daha kişisel gözlemler gerekir.

Mahrem hayatını veya kişisel zaaflarını mı kastediyorum?



Hayır!

Bu tür bilgiler bakla'nın yanındaki dere-otu, domates çorbasının üzerindeki maydanoz yaprakları kadar kıymetlidir en çok. (Demek oluyor ki hiç de hafife aldığım söylenemez böylesi ayrıntıları.)

Lâkin gerçekte önemsenmesi gereken, tekrarlıyorum, kişisel bilgilerden ziyade, kişisel gözlemlerdir; fikirlerini, iddialarını, siyasî teşebbüslerini önemsemeksizin doğrudan Nesin'in kendisine yönelen hesapsız gözlerin önümüze sereceği gözlemler... hesapsız-ivazsız doğal tasvirler... bibliyografik değil, daha çok biyografik veriler... Türk intelijansiyasının hani o dedikodu mesabesine indirdiği veya .ok atmak zannettiği daha sahici bilgiler.

Aziz Nesin, okurunun karşısına nasıl çıkıyor, nasıl görünmek istiyordu ve fakat gerçekte ne yapıyor ve ne hissediyordu?

Sözgelimi, Mina Urgan ömrü boyunca İngiliz edebiyatıyla uğraşmış, ne var ki gönlünde yatan aslan, nedense hep Türk edebiyatı olmuştu. Ölmeden önce bunu açıklamıştı ama bu noktanın üzerine giden pek olmamıştı.

Niçin?

Çünkü bu işleri kurcalayacak durumda olanlar da aynı türden görüntü oyunlarına kendilerine kaptırdıklarından, düşünce ve sanat hayatımızın parlak masklarını tanımak için biraz daha beklememiz gerekecek.

Hemen belirteyim, vurgulamaya çalıştığım, "Yapılması gereken ilk iş, bir fırıldaklar ansiklopedisi yazmaktır" türünden fikrî tezatlarla alâkalı hususlar değil. Bu daha çok ideolojik bir mesele. Beni ilgilendiren, meselenin ideolojik değil, insanî boyutu.

Bu kadar lâf ettikten sonra, sözü, Ateş Nesin'in anılarını yayımlamasıyla başlayan tartışmalara getireceğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz demektir. Bilâkis ben, sözü Aziz Nesin'in ikinci eşi Meral Çelen'in anılarına getireceğim; 2002'de yazılmış ama yayımlanmamış anılarına. Belki de şimdiye kadar yayımlanmıştır, bilemiyorum, zira hiç tesadüf etmedim. Fakat şu kadarını söyleyeyim, okunmaya değer bir anı defteri olacağı kesin. Nitekim doğumunun 87. yıldönümünde, Meral Çelen'le yapılan çok öğretici bir söyleşinin tadı hâlâ damağımda.

Müsaadenizle, bu söyleşiden, konuyla hiç alâkası yokmuş gibi görünen kısa bir pasaj aktaracağım:

— "Babam öğretmendi. Çocukluğumda Anadolu'yu gezdik. Lise 1'e kadar Kastamonu, Zonguldak, sonra Çorum... Özellikle Kastamonu Gölköy'de yaşadıklarım benim için çok önemliydi. Şiirler, öyküler yazardım. Bir şiirimi Yusuf Ziya Ortaç'a göndermiştim. Yayınlandı. Lise bitince İstanbul'a geldim Akbaba'da sekreter olarak işe başladım. Bir de küçük bir oda kiraladım. Örnek aldığım insanlar Anadolu'da yaşıyordu. Biri benim için çok önemliydi. Kastamonu Gölköy'de tanımıştım onu. Gedikli Anne'ydi lakabı. Kelimenin tam anlamıyla köyün yargıcıydı. Eski Türk boylarından kalma bir Türk kadınıydı. Kişiler arasındaki sorunlarda kan dökülmemişse ona gidilirdi. 92 yaşındaki bu kadın benim arkadaşımdı. Bana hiç öğretmezdi, sadece gösterirdi. Köye gittiğim ilk yıl 12-13 yaşındaydım. Tabiat bilgisi dersinde döllenme okuyorduk. Ağaçlarla ilgileniyordum. Birgün erik ağacından bir dal koparıp anneme götürüyordum. Gedikli Anne gördü beni, sordu, "Say bakalım kaç çiçeği var?" dedi. Saydım, "45-50" dedim. "Desene bu sene o kadar daha az erik yiyeceğiz" dedi. Yüzüm kıpkırmızı oldu, çok utandım. O gün bugündür çiçek koparmam. Saksı dışında vazoda canlı çiçek tutmam.

Anadolu'nun kültürü budur işte. Kitap okumakla kütür oluşmaz. O köylerde yaşadıklarıma çok şey borçluyum. Orada yaşadığımız bir sürü şey artık yaşanmıyor. Adaletli olmayı oralarda öğrendim. Kastamonu, Zonguldak, Çorum, köy enstitüleri bana öğretti yaşamı." (Akşam, 16 Aralık 2002)

İşte böyle... Sanırım, şimdi, bizi, Gedikli Anne'yle tanıştıran Meral Çelen'in anılarını niçin merak ettiğim, anlaşılmış olmalı. Çünkü Gedikli Anne'yi örnek alan 12-13 yaşındaki bir kız çocuğunun, bence, eşi Aziz Nesin'le ilgili anlatacaklarının da bir hususiyeti bulunmalı.

Bekleyelim, görelim.



Yenişafak
26/11/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Derleme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Derleme:
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Ölümünün 20. yılında yeni bir Cemil Meriç portresi
“Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
Cemil Meriç'in Tarık Buğra'ya cevabı
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!
Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!
Valery Önce Taharet Almayı Öğrensin
İddianame iki gün önce ellerindeydi
Cengiz Çandar: Irak Savaşı; 5 yıl önce, 50 yıl sonra...

""Bana hiç öğretmezdi, sadece gösterirdi"" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke