Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 138 Üye Adayı ve 15 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 HAYAT
 ÖZGÜRLÜK
 Bugün Sokağa Çıktım!
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Maurice Blanchot: Ak Kara
Tarih: 30.11.2006 Saat: 16:04 Gönderen: karakutu
 

Ostinato’dan konuşmak gerekir derim, Ostinato’nun sözü edilmelidir, ama yokluğunu hissederek saplantıya dönüştürdüğüm bir dilde, sözlerin yokluğunda.
Müzikal bir yazımdır Ostinato. Çeşitlemesiz bir tema, geri gelen ve gelmeyen kudurgan bir motif. Alan Berg, Schumann’da işitir onu, ben de işitiyorum, kafasında işlenemeden çınlayıp duran şu biricik nota gibi.

Genç Paul Valéry’nin, büyüsüne kapılıp bir tek kesinliğini saklı tutmaya andiçtiği Leonardo da Vinci’deki o “inatçı kesinlik” aynı zamanda.



Ama Louis-René des Forêts söz konusu olduğunda temel bir zorlukla karşı karşıya kalıyoruz. Çok büyük, sonsuz, çaresi bulunmaz bir felaket yaşamış olmalı. Çöküş, mutlak yıkım. Neden sonra yoksun kalmıştı yazının bağışlarından. Bunun bir yemin olduğunu sanmıyorum: “bir daha yazmayacağım”. Dile gelme ihtiyacı duymamış bir yemin. Yazan kişinin sanki derinliklere gömüldüğü bir vurgun. “Orada bakın, bakir tuvalin en dip köşesinde, bir vurgunun kalıntıları.”

Bütün bunlar gerçek diyebiliyorum (ne yazıktır). Yazar yıllar boyu yazmaz oldu. Ve böylesi bir kesintinin kaçınılmazlığını daha bir vurgulamak istercesine, tüm vaktini diğer sanatlara ayırdı: resim, desen, bilmem... –belki müzik.

Günün birinde, ne ıstırabın ne o zımni yeminin ne de daimi boşluğun altedemediği yazma ihtiyacına nasıl yeniden gelip dayanmış olabilir? Bir daha yazmamak için, yazmayı sürdürmek gerektiğinin, sonuna kadar ya da sondan başlayarak sonsuzca yazmak gerektiğinin farkına varmıştır belki de.

Kara varsa vardır aklar da; söz ve gürültü kesilmek üzere oluşursa gelir ancak sükûnet.

Ostinato metninin parçalı düzeninin, kesintili yapısının temelinde de bu var (ama tek neden bu değil). Anlatının belli bir seyri ya da zorunlu bir gerekçelendirme zincirini izlemediği yazılar kadar tehlikelisi yoktur, bunun tecrübeyle sabit olduğunu söyleyebilirim. Bir güzergâh varsa eğer, kör bir güzergâhtır bu. Hiçbir yere varılmaz. Uzak da olsa, hedef kolaylığı diye bir şey, yoktur. Ne özdeyişler, ne aforizmalar ne de sivri laflar, otomatik yazının gelişigüzelliğindense eser yok.

Bir otobiyografi mi? Geniş zamanda yazılmış (sürenin dışına çıkmış) ve uzak, şimdiden yansızlaşmış, hatta kişisiz bir üçüncü tekille gösterilen birini uzak bir “ben”in çağrışımını engelleyerek ortaya koyan metni görmezden gelmek olur bu. (Louis-René des Forêts’nin önceki metinleri daha çok birinci tekille yazılmıştı, ama Ostinato’nun özel bir konumu vardı zaten, bensiz ben, itirazı, belirsizliği, gerçek ve kurmaca arasındaki gelgiti işaret eden bir kip.)

Ostinato’nun geniş zamanının çeşitli özellikleri var: kimi vakit benzersiz bir bellek –trajik bir bellek– gün ışığına çıkarıyor hatıraları, henüz yaşanmamışlar gibi yeniden yaşanmalarını zorunlu kılıyor, bunların güncelliğine bir kez daha maruz kalmak gerekiyormuş gibi; kimi vakit de, amansız bilinç sonradan o büyüleyici cazibeyi hükümsüz kılmak için didinse de, hükümran güzelliğiyle uhrevi bir mesaj –kimi vakit de... hayır, burada bırakıyorum: her okur kendine özgü bir biçimde bu zenginliklerin izini sürecek, bunları kendisi arayıp bulacaktır.

Uzun bir suskunluğun ardından yazarı bir hüküm, hatta bir lânet gibi yakalayıveren şu konuşma, yazma zorunluluğuna dönüyorum, “Susmak mı, olanaksız, sonsuza dek o dipsiz derinliklere gömüp yitirdiğini zannettiği sesinin orada yeniden yükseldiğini duyduğunda bir nefret ve dehşet dalgasıyla sarsılmış olsa da, susmanın bir yolu yok artık. Hayır, bu sese karşı koyacak gücü çoktan yitirmiş; yok olmuş, boğulmuş belki, ama orada hâlâ, ısrarlı, dirayetli, onu bir aymazlık anında yakalayıverip yeni bir işkencenin kollarına atmak için hazır bekliyor sanki”.

Bu nedenle kendi adıma, yorumun yetersizliğine katlanamadığım ve bize ultima verba’yı işittirme gayretindeki bir söylemin, kesin kırılma saplantısının öğeleri arasındaki ana hattı yeniden kuramadığım için, susacağım.

Ostinato, acı güzellik, ey!

 

kitap-lık

Sayı: 60 Nisan 2003


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Ak Kara" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke