Sığırcıkların gökyüzünde yaptığı o muhteşem dansa hiç tanık oldunuz mu?
Kütahya'da yaşayanlar bugünlerde bu ayrıcalığı doya doya yaşıyorlar. Zafer
Meydanı'nda toplanarak bu muhteşem kuş balesinin keyfini çıkarıyorlar. Nereden
biliyorum?
Çünkü Anadolu Ajansı bu olayı haber yaparak medyaya dağıttı. Ben de bir yerler
bulup okuma bahtiyarlığına eriştim. Açıkçası son yıllarda okuduğum en olağanüstü
haberdi. Basit cümlelerle, hayata dair muhteşem bir detay, artık farketmekten
epeyce uzaklaşmış olduğumuz tabiat güzelliklerinden biri haber olup milyonlarca
kara haberin içinde bir kardelen gibi başını dünyaya uzatıyordu.
Keşke bu haberi manşetine çekecek kadar çılgın birkaç editör olsa medyada...
Keşke bütün gazetelerin, bütün haber kuruluşlarının birer "hayat muhabiri"
olsa... Sığırcıkların o muhteşem dansını baskıya/yayına yetiştirmek için
koşuşturan birileri bulunsa... Kulağa ne kadar uçuk kaçık geliyor değil mi? İşte
bu yüzden Anadolu Ajansı'nı kutlamak lazım... Bünyelerinde bu habere gülüp
geçmeyen bir muhabirleri var. Ve bu haberi servise koymaktan yüksünmeyen,
çekinmeyen editörleri... Bu haberi okumaktan bir insan olarak mutlu oldum.
Medyanın baktığı yer adına ve körleştiği yer adına küçük bir umut olarak gördüm,
üstünde sığırcık sürülerinin uçuştuğu bu satırları. Heyecanlandım.
Haberin içindeki hayat kelimelerine de özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.
"Sığırcık" kelimesi dışında, "gökyüzü", "kış", "çınar", "akşam", "sema",
"hüner", "atmaca" gibi şiirselliği, musikisi, çağrışımları olan başka nice
kelime süslüyor topu topu iki paragraf uzunluğundaki haberi. Son zamanlarda
içinde hayatın nefes aldığı kaç haber okuduk, okudunuz ki!..
Hayat, insanların gündemindeki yerine ne zaman dönecek? Bu soru her gün zihnimde
yankılanıyor. Emin olun, haberlere konu olan, gündemi tepeleme dolduran bütün o
"gelişmeler" hayata ait değil. Bunların hepsi hayatın üstüne hunharca yamanmış
kurgulamalar... Günlerce tartışıp durduğumuz hemen her olay, konu, olgu, ilk
güncellemede bir daha hatırlanmamak üzere tarihin çöplüğüne gönderiliyor.
Düşünün geçen sene neleri tartışmıştınız, hangi flaş gelişmeyle şaşırmış, hangi
şok haberlerle sarsılmıştınız? Sizi sevindiren ya da öfkelendiren bütün o bomba
haberler nelerdi? Hatırlıyor musunuz? Çok fazla şey hatırlayamayacağınıza
eminim. Oysa bir sığırcık sürüsünün gökyüzündeki muhteşem gösterisine bir kere
tanık oldunuz mu, bir daha asla unutamazsınız! Neyse ki, insan hafızası hala
hayati olanla, fuzuli olanı gayet iyi ayırabiliyor.
Çılgınca da olsa, önerim şu: Bütün gazetelerde birer hayat muhabiri bulunsun.
Bütün televizyonlar bir kameralarını tabiatın kaydına ayırsın. Bir sütunu da
insanın tabiatına dair hatırlatmalarda bulunan yazılara ayırsın mevkuteler.
Sığırcıkların dansı, leyleklerin göçü, çayırların bahara uyanışı, yağmur
damlaları, kar taneleri... Hepsi naklen yayınlansın!
Etrafına bakamayanlar, hiç değilse gazetelerinden okusunlar, televizyonlarından
izlesinler hayatı.
Ne kaçırdıklarını görürler belki!
Yenişafak
30/11/2006