Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 237 Üye Adayı ve 14 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Gökhan Özcan: Cennet Sineması'nın babacan makinisti
Tarih: 28.11.2006 Saat: 10:05 Gönderen: karakutu
 

Sessiz Gemi'ye bu defa da Philippe Noiret bindi ve gitti. Bu yazıyı "sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol" dizesini yalancı çıkarmak istiyorum. İçimin bütün cümleleriyle Cennet Sineması'nın o tatlı, o babacan makinistine el sallıyorum.

Kim Philippe Noiret? Ruhumun beyazperdesine düşen bir çok iz, bir çok hatıra...



Guiseppe Tornatore'nin 1989 yılında çekip perdeye bıraktığı Cennet Sineması biliyorum ki bir çok insanın gönlünde yer etti. Çünkü dünyaya meraklı gözlerle bakan her çocuğun, sinema perdesinde kendine kaçacak bir yer bulduğu zamanlardan sekerek geldik bugüne biz. Philippe Noiret, bugün şeritler dolusu bir film olarak gönül gözümüzden akıp geçen çocukluğumuzun ortasına kurmuştu sinemasını. Cennet Sineması'nın hayatla ağarmış bilgesi, tonton makinisti Alfredo'ydu o.

Kim hayalleri boyundan büyük bir Toto değildi ki bir zamanlar!.. Kim damarlarında ırmaklar akan aşık bir Salvatore değildi ki!.. Kim kapıların, duvarların, şehirlerin arkasında ne olduğunu ölesiye merak etmezdi ki!.. Ben Toto gibi bir çocuktum. Ben yorganını yastığını alıp bahçesinde gazoz şişelerinin tıngırdatıldığı sinema bahçesine postu sermeyi düşünen aklı havada bir çocuktum. Yere inmeden, indirilmeden önce... Yer çekiminden önce... Hayatın tozlu topraklı bir saflığa, tazeliğe, paklığa sahip olduğu bir zamanda. Çocukken... Ben küçükken, dünya çok büyükken...

Kalbimde acıyıp duran o yerin, kim bilir hangi şehrin, kimbilir hangi Sicilya kasabasının ya da neresi olduğunun asla bir ehemmiyet teşkil etmeyeceği o hayal perdesinin bekçisiydi, hayat diye izlediğim bütün o filmlerin, insana dair son sıcaklıkların, dar sokakların, balkonlardan çocuklarına bağıran kadınların, iplerde uçuşan sakız beyazı çamaşırların, başka pek çok şeyin makinistiydi Alfredo. Yani büyük usta, derin oyuncu, o yumuşacık sima: Philippe Noiret!

Onun baş aktörü olduğu Cennet Sineması'nda daha kaç film izledim, onun yüzündeki insan haritasını kaç şerit boyunca takip ettim, bilmem imkansız. Ama hafızamın baş köşesine aldıklarım var tabii. Postacı'nın sürgün şairi Pablo Neruda'yı nasıl unuturum. Philippe Noiret, o filmde kalbini hasret saran o kadar gerçek bir Pablo Neruda olmuştu ki, arkasında asıl suretini gördüğüm hiçbir Neruda kitabı inandırıcı gelmedi bir daha bana.

Bir çok rolde, bir çok insanı, bir çok karakteri üstüne giyinerek filmler boyunca karşımıza çıkıp duran bir adam oldu hep. Ama bir teki bile Hollywood damgalı değildi. Israrla çağırdılar, ısrarla çekmek istediler, adına "endüstri" yaftası ekledikleri dev sinema tezgahına ama gitmedi. Cennet Sineması'nın iş yapmayacağı tek yerin Hollywood olduğunu biliyordu. Ağır ağır, usul usul, hayatı hepimiz adına sindirerek çevirdi samimiyetle projektörünü.

Ölüm haberinden bir gün önceki gazetelerde Cennet Sineması'nın 171 dakikalık yönetmen kurgusunun sıfırdan gösterime sokulacağına dair bir haber vardı. Ne güzel, izleriz muhtemel ki bir gün. Işıkları söndürecek cesaretin olduğu yerde hikaye biter mi?

Hayat bitse bile, hikaye asla bitmez!



Yenişafak
28/11/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Sinema
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Sinema:
V For Vendetta


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Tek vicdan
Fikret Başkaya: Kapitalizmin krizi veya otuz yıllık yalanın sonu
Arat Dink: Yokluğum Türk varlığına armağan olsun
Deep Purple - Soldier Of Fortune
Karakutu forum/ sartre: hiçlik
En iyi film: No Country for Old Men
Aykut - Erkut Erdem: V for Vendetta
Süreyya Evren: Kara bayrak ve Vendetta
V For Vendetta

"Cennet Sineması'nın babacan makinisti" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Cennet Sineması'nın babacan makinisti (Puan: 1)
Gönderen: edibese Tarih: 28.11.2006 Saat: 16:35
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Gökhan Abi hikaye bitmez demişsin de, hikaye yarım kaldı be abi. Ben, sevdiği kızın penceresinin önünde bekleyen ve 100 günü tamamlamasına bir gün kala sandalyesini alıp giden aşığın neden böyle davrandığını hala merak ediyorum. Bunun cevabını bilsem de merak ediyorum. Allah rahmet etsin. Alfredo'yla muhabbetimiz iyiydi. En az Totto kadar.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke