Papa 16. Benedictus'un bugün başlayacak olan Türkiye gezisi yabancı basında
yazıldığı gibi "bir cehennem yolculuğu" mu?
Pazar günkü Saadet Partisi mitingine katılımın düşüklüğü, pek öyle olmadığını
kanıtlıyor.
Öte yandan Papa'nın büyük sevgi gösterileriyle karşılanmayacağı da kesin...
Bunda kendisinin talihsiz demeçleri kadar, ziyaretin bir emrivaki şeklinde
gerçekleşmiş olması da rol oynadı.
Ziyaret sahibi Fener Rum Patriği Bartholomeos olunca, "yanlış bir görüntüyü
önlemek amacıyla" Papa'ya Cumhurbaşkanı'ndan davetiye çıkarıldı.
Böylece Türkiye'den karşılık bulamayan 3. resmi Papa ziyareti gerçekleşti.
***
Ziyaretin asıl amacının, dinler arası diyalogdan çok, Katolik-Ortodoks
yakınlaşması olduğu giderek daha iyi anlaşılıyor.
Zaten Hıristiyan ve İslam dünyalarını yakınlaştırma misyonu için 16. Benedictus
ismi herhalde yanlış tercih olurdu.
Papa, gerek bu göreve gelmeden önce, gerek göreve geldikten sonra verdiği
demeçlerle dinler arası diyalogun savunucusundan ziyade, engeline dönüştü. "İslamın
kılıçla yayıldığı"na dair alıntısı, Haçlı Seferlerinin kanlı izlerini hâlâ
koruyan bu topraklarda gülümsemeden ziyade öfkeyle karşılandı. Ve bu sözleri,
Danimarka'daki karikatür krizinden sonra yaptığı olumlu çıkışı bile unutturdu.
Dolayısıyla son dönem pek moda olan "medeniyetler buluşması" türünden arayışlar
için Papa pek de uygun bir isim değildir.
Tersine, genelde Batı dünyasında, özelde Avrupa Birliği'nde giderek daha fazla
taraftar bulmaya başlayan "Hıristiyan Kulübü" yakıştırmasının ve dinin uzlaşmaz,
batıl yüzünün simgesi gibidir.
***
Ancak böyledir diye, son ziyareti "İstanbul'da yeni Vatikan kurulacak", "Bizans
hortlayacak" "Yeni bir Haçlı seferi başlayacak" türünden paranoyalarla
yorumlamak, eğer ardında başka niyetler yoksa, en hafifinden paranoya ve Türk
halkının zekâsına hakarettir.
Oysa tersine, bu ziyaret Türkiye açısından oldukça önemli bir fırsat yaratıyor.
Türkiye, o talihsiz demeçten sonra İslam dünyasında esen öfke yellerine rağmen
Papa'yı resmi davetli olarak ağırlayabiliyor.
Bir cami ziyaretini programına aldırabiliyor.
Bu vesileyle kendisine İslam dünyasından özür dileme şansı sunabiliyor.
Ve son dönemdeki tutumuyla, inanç dünyasında yapıcı yaklaşımın nasıl
olabileceğine dair önemli bir örnek teşkil eden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Ali Bardakoğlu ile birlikte insanlığa seslenme zemini yaratabiliyor.
Bu, Türkiye için olduğu kadar, İslam için de bir olgunluk göstergesidir.
Papa'nın dışlayıcı söyleminin karşısında İslamın ve laik Türkiye'nin farkını,
hoşgörüsünü, diyaloğa açıklığını dünyaya en iyi gösterebileceği zemin de budur.
Hükümet, bu tarihi şansa değil, tabandan gelen muhalif seslere kulak kabarttı ve
sipere yattı.
Dileriz buna rağmen Türkiye, Osmanlı'dan miras bir vakur tavrı takınarak bu
geziyi hem siyasi hem dini olarak lehine değerlendirmeyi başarır.
Milliyet
28/11/2006