Çetin Altan: Vaktiyle cinsellikte eşeğin yeri...
Tarih: 18.12.2004 Saat: 01:45 Gönderen: karakutu
|
|
BEYAZ kâğıdı yazı makinesine taktığında, yahut bilgisayar ekranının önüne
oturduğunda; el menzilindeki en beleş
konu "AB ile ilişkiler", daha doğrusu 17
Aralık'ta çıkacak karar üstüne, analizler yapıp yorumlar üretmek...
"Ankara, AB'nin oyuncağı olmamakta kararlı görünüyor" diye de başlayabilirsiniz
yazıya; "AB, Ankara'yı tatmin edecek bir
formül içinde bir müzakere tarihi
saptadığı takdirde" diye de...
Her zaman güveçte pişmiş cici mama konular vardır iç ve dış politikada...
***
Asıl sorun ise AB üyeliği için 17 Aralık'ta açıklanacak müzakere koşullarıyla
tarihinin, Başbakan Tayyip Bey'e ne getirip, kendisinden ne götüreceği.
Vatan millet aşkıyla, itibar koltuklarına kurulabilmek için, kim bilir kimler
bekliyor fermada, bilinmez...
Hele 17 Aralık'ta AB'nin kararı bir
açıklansın...
Ertesi gün seyreyleyin siz gümbürtüyü:
"Ankara'nın büyük başarısı"...
"Karşımıza yeni bir Sevr çıktı"
"Başbakan Erdoğan, gereken yapılacaktır, dedi"
"Dışişleri, karara soğuk bakıyor"...
***
Medyayı, yüz yıllık bir filmin son karesi gibi yakından izlediğinizde; "politik
konuların" gitgide prim kaybettiğini ve cinsel ilişkilerde, kadınların hamile
kalmasını önleyen spirallerle doğum kontrol haplarından sonra; "sevisevda ve
çiftleşmeyle ilgili konuların" da, tıpkı küreselleşen futbol gibi, prim yapmaya
başladığını görüyorsunuz.
Ne güzel...
***
Saydamlık biraz daha boyutlandırsa büyütecini ve ünlü politikacıların ilk cinsel
deneyimlerini
anlatmaları, akıl almaz bir reyting yaratmaya başlasa...
Gelenek ve göreneklerimiz arasında; ön yemek olan çorbanın nasıl ortadaki tek
kaseden tahta kaşıklarla içildiği yer sofraları varsa; özellikle kırsal
kesimdeki oğlan çocuklarının
da, ilk cinsel deneyimlerini dişi eşeklerle yapmış
olması vardır.
***
Hatta dişi eşekle sevişmenin yöntemleri dahi belirlenmiştir kırsal kulislerde...
Önce 2 tuğla, sonra 5 kg'lık bir ağırlık, sonra bir ayna ve bir
elma...
Dişi eşeğin arkasında bir çift tuğlanın üstüne çıkacaksın; eşeğin kuyruğuna, 5
kg'lık ağırlığı bağlayıp, eşeğin sırtına doğru atacaksın; bir elindeki aynayla,
gelip giden var mı diye, arkanı dikiz edeceksin ve tam orgazm olduğun
anda da,
eşeği öpemeyeceğin için, elmayı ısıracaksın...
***
5 milyonu aşkın politikacı grubuyla, 3 milyonu aşkın bürokrat grup içinde, ilk
cinsel deneyimini dişi eşekle yapmış olanların bulunup bulunmadığı
bilinmiyor.
Kopenhag kriterleri arasında da; dişi, yahut kancık eşekle ilk deneyim
geleneğini değiştirme konusunda herhangi bir uyarı yok...
Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda da, bu konuya kimsenin değinmemiş
olması
gibi...
Besbelli ki, yer sofralarının değişimi gibi, zamana bırakılmış bir konu bu da...
***
Çöp bidonları, kadife kaplı pırlanta bir yüzük muhafazasından bin kat daha
büyüktür...
Türk'e Türk propagandası yaparak,
kolayından bir makam sahibi olmayı ve yine
geleneklerimizle göreneklerimize uygun olarak, "devlet malı deniz, yemeyen
domuz" ilkesince, keseyi doldurmayı hedeflemişlerin; ikide birde "Türk devleti
büyüktür" demeçleri patlatırken, o
büyük devletin içindeki 70 milyonun "yaşam
kalitesi"nden hiç söz etmemeleri; AB gözlemcilerinin de dikkatini çekmişe
benziyor; baksanıza ne diyorlar:
- İstanbul hemen AB üyesi olabilir, ama taşra çok farklı...
***
Siz
bütün bu tatavalara boş verin... Hamasi nutuklar gibi, politika da eski
primini yitirmede... 50 yıla varmaz ABD'de de, gazete ilanlarıyla aranmaya
başlar bir başkan adayı...
Filistin'de de ölenler öldükleriyle kalır, Irak'ta
da...
Şimdilerde kimse nalıncı ustası olmaya, yahut PTT'de telgrafçı olmaya özeniyor
mu?
Militer olmaya özenenler de bir hayli azalmış olmalı Avrupa Birliği'nde...
***
21. yüzyıl, hiç 20. yüzyılınkine benzemeyen
bambaşka bir kimlikle çalmada
kapıları...
Son günlerde yine gündeme gelen ve 2 bin 350 yıl önce yaşamış olan, o zamanki
İskenderiye uygarlığının görkemli mimarı Büyük İskender'in, ordularına verdiği
bir emir vardı:
-
Yabancılarla evleniniz...
***
21. yüzyılın en çarpıcı özelliği ise, gitgide hızlanacak bir küreselleşmede
"yabancı" diye kimsenin kalmayacağı...
AB vatandaşlığı gibi, dünya vatandaşlığı da yaygınlaşmaya başladığında, kim
bilir insanlar ne kadar gülecekler bugünkü tatavalara...
İskender'in hocası Aristo sağ olsaydı da, kendisine sorsalardı:
- Bugünkü tatavalar ne zaman bitecek ey Aristo?
Herhalde yanıtı şöyle olurdu:
- Halen
getirmekte olduğu prim ve kârlar bittiği zaman...
***
17 Aralık'ta açıklanacak AB kararıyla ilgili, el menzilindeki konularla oynaşmak
da hem kolay, hem eğlenceli oluyor; haydi bir başlık da biz atalım:
"Ankara, AB'ye gözü
kapalı 'evet' diyemez"...
Var mı ötesi yani...
Seni gidi seni, kurnaz külhani...
Milliyet
12/09/2004
|
| |
İlgili Bağlantılar
|
|
Haber Puanlama
|
|
Ortalama Puan: 5 Toplam Oy: 2

|
Seçenekler
|
|
|