Her dilde kaygı
Yönetmen Inarritu ve senarist Arriaga, birbiriyle bağlantılı öyküler
anlattıkları üçüncü filmlerinde hayatımızı yönlendiren temel duygu olan kaygıya
odaklanıyorlar
Küçük hatalar, kısacık duraksamalar, basit düşüncesizlikler, muhakemedeki
eksiklikler, basiretin bağlanması ne kadar trajik sonuçlara yol açabilir?
Senarist Guillermo Arriaga ve yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu kesişen
öykülerle hayatın acı yanlarını vurguladıkları üçlemenin son filmi "Babil"de bu
sorunun yanıtlarını sergiliyor.
"Paramparça Aşklar Köpekler" ve "21 Gram"dan sonra "Babil" adını aldığı
efsanedeki gibi dilde / iletişimde çoğulluğa ve anlaşmazlığa işaret eden geniş
bir coğrafyaya ve farklı kültürlere yayılıyor.
"Babil" bundan önce de pek çok filme esin veren "kelebek etkisi" ya da
"zincirleme tepkime"nin beyazperdedeki yeni versiyonu olarak da düşünülebilir.
Fas'ta bir köylü, sürüsünü çakallardan korumak için bir tüfek alıyor. İki küçük
oğlu tüfeğin menzilini denemek için bir turist otobüsüne nişan alırken
yanlışlıkla Amerikalı bir kadını vuruyor. Bu olay bir terörist saldırısı
sanılıyor!
Kocasının bütün çırpınmalarına rağmen kan kaybeden kadına bir türlü yardım
ulaştırılamıyor. Bu çiftin Kaliforniya'daki iki çocuğuna bakan Meksikalı illegal
göçmen dadı, oğlunun düğününe gitmek istiyor. Çocukları bırakacak kimseyi
bulamayınca onları da yanında düğüne götürüyor, tabii sınırı kaçak geçerek...
Ancak sınırda işler onlar için yolunda gitmiyor.
Kız için kaygılanıyoruz
Anne-babaların ve yetişkinlerin çocuklara karşı kötü niyetli olmasa da sorumsuz
davranışlarını sergileyen dördüncü öykü ise Japonya'da geçiyor. Onun yukarıdaki
olaylar zincirini tetikleyen bir etkisi yok ama duygusal olarak onlarla
bağlantılı: Annesi intihar etmiş, babası da soğuk ve mesafeli bir adam olan
sağır dilsiz Japon voleybolcu kız sevgi gereksinmesini gelip geçici ve oldukça
riskli cinsel ilişkilerle gidermeye çalışıyor.
"Babil"in her anı kaygıyla yüklü. Kaliforniyalı çocuklar için, anneleri ve
babaları için, zavallı dadıları için, Japon kız için kaygılanıp duruyoruz. Film
duygusal açıdan bizi karakterlerinin sanki ebeveyni yerine koyuyor ve kendi
kendimizi yiyip bitirmemize neden oluyor. Böyle yoğun bir duygusal angajman
elbette her türden izleyiciyi bağlamaz ama genel olarak hayatımızı yönlendiren
temel duygunun, yarın ne olacak ve engelleri nasıl aşacağız kaygısı olduğunu bir
kez daha şapkamızı önümüze koyup düşünmemizi sağladığı kesin.
"Babil / Babel"
Yönetmen: Alejandro Gonzalez Inarritu
Oynayanlar: Brad Pitt (Richard), Cate Blanchett (Susan), Gael Garcia Bernal
(Santiago), Koji Yakusho (Yasujiro)
Senaryo: Guillermo Arriaga
Görüntü: Rodrigo Prieto
Müzik: Gustavo Santaolalla
Alin TAŞÇIYAN
Milliyet