Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 232 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Gökhan Özcan: Sahiciliğini yitiren toplum
Tarih: 13.11.2006 Saat: 01:25 Gönderen: karakutu
 

Türkiye'de geçen, Türkiye'deki herhangi bir durumu, hikayeyi, olguyu anlatan bir film çekseydim; bizim toplumumuza ait gerçek hiçbir kareyi filmime koymazdım. Çünkü eğer koysaydım, film izleyenlere asla “sahici” gelmezdi, inandırıcı olmazdı. O kadar çatılmış kişiliklere, o kadar iğreti ilişkilere, o kadar kodlanmış bir hayat kültürüne sahibiz ki, insan bu hayatın içinde kendini gerçek hissetmiyor.



Son bir haftadır olan bitenlere lütfen dikkatle bakınız. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta elli yılını siyasetle geçirmiş bir siyaset adamını kaybetti. Onun hayatıyla, siyasetçi kimliğiyle, tarihe tanıklığıyla, sanatçı tarafıyla ve aile hayatıyla ilgili bir haftadır bilmeniz gereken ya da gerekmeyen hemen her şeyi gazetelerde okudunuz, televizyonlarda izlediniz. Ben işin bu tarafıyla ve hatta o siyaset adamının şahsıyla ilgili bir şey yazmayacağım. Onun ölümü ve sonrasında yaşananların toplumumuz adına ortaya koyduğu sakilliklere, iğretiliklere değineceğim.

Türk toplumu, artık her şeyin abartılı törenselliklere, ucuz gösterilere, hamasi ayinlere dönüştürüldüğü, her şeyin rahatlıkla sömürülebildiği, istismar edilebildiği, anlamından arındırılabildiği kurmaca bir toplum haline geldi. Sanki “toplumsal” diyebileceğimiz bütün duygularımız, sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, acılarımız, endişelerimiz ya da sevgilerimiz poşetlenmiş olarak süpermarket raflarında tüketicilerini bekliyor. Topluca dışa vurduğumuz her şeyde bir tek ortak nokta var, sahtelik...

Cenaze törenlerinde buluşuyor, herkesin satır satır önceden bildiği sözleri tekrar ediyor, alkışlıyor, çiçek atıyor, ölenin kalbimizde asla ölmeyeceğini söylüyoruz. Batı'daki gibi cenaze törenlerini düzenleme işi şirketlere verilmiş olsa, bu programı zenginleştirmek konusunda o şirket ciddi sıkıntılar çekerdi.

Ya yazar-yorumcu milletine ne diyeceksiniz, onlar aynı şeyi tekrar tekrar, söylenenin içinde tek bir anlam zerresi kalmayıncaya kadar tekrarlamaktan nasıl olup da hiç sıkılmıyorlar. Oysa bugüne kadar kendilerinden bile fena halde sıkılmaları gerekirdi. Ama onlar, hacıyatmaz ruhlara sahipler öyle ya... Yazarlık diye, yorumculuk diye, habercilik diye kutsadıkları şey biraz da budur. Şov devam etmeli, diye düşünen onlar. Ölmesi muhtemel herkes hakkında kitaplar yazar, belgeseller çeker, matbaada ve arşivde gününü bekletirler. Aynaya baksalar ayna utanır, onlar utanmazlar. İnsanlıklarından sıkılmazlar. Koskoca bir toplumu klişelere boğar, hayatı ucuz bir müsamereye çevirir, duyguları mide bulandırıcı noktaya kadar ucuzlatır, zerre kadar rahatsız olmazlar. Çünkü zaten kendileri de ucuz kahramanlardır.

Toplum diye, kendi ruhu olan bir şey yok mu peki? Elbette var! Ya da olmalı! Olmalıydı! Hızlı dönüşüm, fütursuz modernleşme, medyatik kirlenme mi diyelim? Yeter mi bu ruh seyreltici döngü her şeyi açıklamaya?

Ben biliyorum, yaşadım, toplum diye bir şey, ruhu olan bir şey vardı eskiden. Ölünün ve dirinin hakkını veren, yoksulluklarla dolu bir hayatı küçük küçük erdemlerle zenginleştiren, gözyaşının, sevginin ve hüznün çok yakıştığı sahici insanlar vardı.

Ruhları boşluğa savuran bu lanetli fırtına esmeden önce...



Yenişafak
13/11/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Güncel:
İşte yeni Amerika Haritası


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

İbrahim Karagül: İşte Adamımız!
İşte Adolf Hitler'in en sevdiği yemekler
Budur işte, bu, bu!
yenilgi günlüğü
Yeni dalga...
Pink Floyd grubunun kurucu üyesi Richard Wright kansere yenildi
Wolf Biermann: Bir Amerikan Askeri İçin Kitabe-İ Sengi-İ Mezar
Amerikan istihbaratıyla “ulusal” savaş...
Amerika bir gecede yok olabilir!
Saad Muhyu: Yeni Ortadoğu haritası hazır
Karakutu Türkiye'nin dahi haritasını çıkarıyor!
İnsan ruhunun haritası

"Sahiciliğini yitiren toplum" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke