Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 262 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Salih Tuna: Ecevit'in öldüğünü niçin saklıyorsunuz?
Tarih: 08.11.2006 Saat: 01:26 Gönderen: karakutu
 

Siyah beyaz yıllardı. Meskune teyzenin apartmanının yan duvarına ağabeylerimiz kocaman “Umudumuz Ecevit” yazmışlardı. Biz de bacak kadar boyumuzla uzanamadığımız yerdeki bu yazıyı üst direğimiz kabul etmiş, sağına ve soluna birer çizgi çizerek yaptığımız tek kale maçların duvardaki kalesini oluşturmuştuk.

“Gol değil lan, üsten dışarda. Top, Ecevit'in çok üzerine çarptı…” (Topumuz da zımba gibiydi; rüzgarda uçmasın diye iki naylon toptan birini, kestiğimiz diğer topun içine yerleştirmiştik.)

“Bal gibi de gol oğlum; topun izine bak, tam Ecevit'in altında…” (Bir arkadaşımız pat diye sormuştu: “Ecevit ne demek lan?” )



Meskune teyze bir kova suyu en üst kattan üzerimize boca etmişti. (Topun pat küt vurmasından duvarın zarar göreceğini sanıyordu.) Sırılsıklam olmuştum. Dişlerimi sıkarak bir Meskune teyzeye bakmıştım, bir de duvardaki yazıya. Ve, o arkadaşıma (Meskune teyzeye haykırmak istercesine) cevap vermiştim: “Ecevit demek, umudumuz demek…”

Mahallemizin delisi Kontak Ahmet (büyüklerimiz ona akıllı deli derlerdi) ne zaman bizi görse bağırırdı: “Deniz Gezmiş, denizden çıktı geliyor…” Acayip korkar, evlere kaçardık.

Deniz Gezmiş polis amcalardan kaçıp denizlerde gezen, saklanan korkunç bir şeydi bizim için. Denizin üzerinde yürür, batmazdı. Bakkal amca bir gün, “Korkutma lan çocukları” diye çıkışmıştı Kontak Ahmet'e, “Astılar ya o anarşisti…”

Şarkıların bambaşka güzellikte olduğu yıllardı. Nilüfer o zaman da güzel söylerdi ama biz en çok Yeliz'i severdik. Tanju Okan dertli bir adamdı; “Kadınım…” derdi, başka bir şey demezdi.

Kaptan Kirk uzay gemisi 'Atılgan'la “Uzay Yolu”nda fink atar, uzun kulaklı Mister Spock'la birlikte maceradan maceraya ışınlanırdı. Karısını öldürmekle suçlanan Dr.Richard Kimble kendisini aklamak için kaçar, kaçar, kaçardı.

Günlerden bir gün şehirde, “Karaoğlan geliyor” efsanesi dolaşmaya başlamıştı. Arkadaşlarla miting alanına gitmiş, su satmış, para kazanmış, nerdeyse bir yıllık sinema harçlığını doğrultmuştuk. (Müthiş bir kalabalık vardı ve hep bir ağızdan bağırıyorlardı: ”Halkçı Ecevit…”)

Mitingden dağılanların konuşmalarına kulak misafiri olmuştuk. Ecevit zenginden alıp fakire verecekmiş. Diyelim ki evin mi yok, ev sahibi olacaktın. Yani, bir şekilde Meskune teyzeden intikamımız alınacaktı. Beş katlı apartmanının bir katı neyine yetmezdi.

Ecevit iktidara geçmiş, biz tüp gaz kuyruklarına düşmüştük. Meskune teyze pazar dönüşü bizi görmüş keyiflenmişti. “Aferin komonistler” demişti, “Aman ha, kuyruğu kaptırmayın!” Hava da acayip soğuktu, üşüyorduk. Arkadaş, Meskune teyzeye öfkesinden, “Komünist olalım mı abi?” dedi. “Yok lan” dedim, “Ben hiçbir şey olmayacağım…”

Duvardaki kalemiz çoktan silindi. Tanju Okan yok. Kaptan Kirk öldü. Meskune teyzenin yaşaması, ömrün 'diyalektiğine' aykırı. Siyah beyazlı günleri renkli günlere bağlayan bir Ecevit vardı, o da gitti. Ben de hiçbir şey olamadım zaten.

J.P.Sartre kendi yaşamı hakkında, Michel Contat'a şöyle demişti: “İstediğim şeyi bana verdi, ve aynı zamanda, bunun önemli olmadığını da bana gösterdi.”

Hayatta 'bir şey' olmanın önemi nedir? Ölünce ardından çokça konuşulması, ne kadar değerli olduğunun söylenmesi hayatın anlamına ne katar?

Yüz köşe yazarı, yüz köşesinden kaç gündür yazıyor işte. Ecevit'in siyasi çizgisi, devlet adamlığı, şiirleri falan. Bir de final cümlesi: “Rahat uyu!..”

Ölümün karşısında ne değeri var bunların? Bütün dünya ardınızdan methiyeler düzeceğini, hiç unutulmayacağınızı vaat etse, bir günlüğüne de olsa razı olur musunuz kara toprağın altında 'rahat uyumaya'? Kim bir ölünün yerinde olmak ister?

Yazı dizileri, belgeseller ölümün karşısında ne işe yarar? Nedir bu gürültü, bu toz duman, bu patırtı? Ölüm daha kapıyı yeni çalmış, siz hayatı ve eserleri mevzusuna atlamışsınız. Bu telaş niçin? Bu heyula ölüm gerçeğini saklamak için mi yoksa?

Albert Camus, “Vur patlasın, çal oynasın yaşamak, sanıldığı gibi, delice bir azgınlık değildir.” demişti, “Upuzun bir uykudur o.”

Ölüm bir uykudan uyanmak değilse, yaşam dediğiniz nedir ki?!



Yenişafak
08/11/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.55
Toplam Oy: 9


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Ecevit'in öldüğünü niçin saklıyorsunuz?" | Hesap Aç/Yarat | 2 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Ecevit'in öldüğünü niçin saklıyorsunuz? (Puan: 1)
Gönderen: asya Tarih: 09.11.2006 Saat: 14:57
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
"Yok lan, ben hiç bir şey olmayacağım" Çok bilgece bir söz. Allah'ım bir şey olma kaygısını içimden al. Al ki mutlu olayım. O vakit içtiğim su, üzerime yağan yağmur, çamur, yediğim portakal mutlu edebilir beni. Şu canım kış günü hürmetine.. Amin


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke