Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 260 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Gökhan Özcan: Kaygılıyım, kaygılısın, kaygılı...
Tarih: 08.11.2006 Saat: 01:20 Gönderen: karakutu
 

Son zamanlarda kafamın içinde hayatımın tadını epeyce karıştıran serseri kaygılar koşuşturup duruyor. Eskiden bu kadar kaygılı bir tip değildim. Hatta bir miktar gamsız bile sayılabilirdim. Şimdi çok lazım bir şeymiş gibi durmadan kaygı üretip duruyorum.

Hem de eften püften şeyler hakkında... Mesela geçen gece saat 03.30 civarında kalkıp ocağı kontrol ettim. Oysa çayın altını söndürdüğümü çok iyi hatırlıyordum ve bu konuda hiçbir şüphem yoktu.



Peki bundan emon olduğum halde neden yine de kalkıp ocağı kontrol ettim? Çünkü beynimde aniden bir kaygı filizlendi ve önce beni uyandırdı, sonra da beynimin içinde yüksek sesle ve hiç duraklamaksızın şu soruyu tekrar etmeye başladı: “Ya ocağın bir saat ayarı butonu varsa ve ben o butona yanlışlıkla dokunduysam, ya ocak gecenin bir vakti kendi kendine yanıverdiyse?!”

Ne saçma değil mi?

İşte sorun da bu, başıma bela olan bu serseri kaygıların mantıklı olmak gibi bir takıntıları yok.

Mesela kapalı havalarda yolda giderken kara bulutlardan birinin şehrin üstüne düşüvereceğini ve hepimizi havasız bırakacağına dair bir kaygım da var. Size uçuk görünüyor olabilir. Aslında bana da öyle görünüyor, ama yine de bu uçuk ihtimal için kaygılanmadan edemiyorum.

Belki sizlerin de benimki kadar uçuk olmasa da benzer kaygılarınız vardır. Geçenlerde bir arkadaşım ödediği bütün faturaların makbuzlarını oturma odasının duvarına astığını söyledi. Çünkü içinden bir ses olur olmaz zamanlarda “Allah bilir sen faturaları da ödemedin bu ay?” deyiveriyormuş. “Bugüne kadar gününde ödemediğim tek bir fatura olmadı oysa” diyordu arkadaşım, “bu konuda neredeyse takıntılıyım!”

Aslında hepimiz takıntılı tipler olduk, değil mi? “Yok ben takıntılı değilim” demeyim boşuna, arayın kendi takıntılarınızı beyninizin içinde bulacaksınız. Sırf benim iddiam olduğu için buna da karşı çıkacaksanız, hiç beklemediğiniz bir şey yapıp, bilimsel takılırım o zaman! Geçtiğimiz günlerde 42. defa gerçekleştirilen Ulusal Psikiyatri Kongresi'nde “Modern yaşamın getirdiği aşırı rekabet ortamı panik atak, sosyal fobi gibi kaygı bozukluklarını artırıyor” görüşü açıkça dillendirilmiş bulunuyor. Buna ne diyeceksiniz peki? Sakın, “Psikiyatrlar kendilerine yeni müşteriler arıyor” gibi bir karşı atak yapmayın, çünkü bunu yaparsanız bir “kaygı”nızı seslendirmiş olursunuz ki, bu da benim tezimi doğrular.

Peki kaygı sahibi olmak o kadar kötü bir şey mi? Uzmanlar, çığrından çıkmadığı sürece kaygıların yararlı bile olduğunu söylüyor. Üretimi ve başarıyı arttırıyorlarmış. Ne demekse artık!.. Benim hayatım boyunca böyle rantabl bir kaygım olmadı! Ama bir bildikleri vardır herhalde. Benim bildiğimse, kaygılarımın zıvanadan çıkmakta olduğu... İnsan Psikiyatri kongrelerinde neler konuşulduğuna merak sarınca, doktora gitmenin de pek bir anlamı kalmıyor. Ne diyecek bana, “Sizde kaygı bozukluğu var” diyecek. Kim bozdu ki benim kaygılarımı? El cevap: Modern yaşam! Buyur bakalım, kapısını açıp dışarıya çıkılabilen bir şey mi ki doğal yaşam, çıkalım ve bütün bu bozuk kaygılardan kurtulalım! Demek her gün daha fazla bozulmakta olan ve kurbağa yavruları gibi çılgınca üremekte olan bu kaygılar batağında debelenip duracağız!

Aman Allahım her şey ne kadar da kaygı verici!..




Yenişafak

06/11/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.11
Toplam Oy: 9


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Kaygılıyım, kaygılısın, kaygılı..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke