Hayat günler boyunca hızla ilerledi. Hepimiz yaşadık ve yeni günahlar
biriktirdik. Ve yine yetişti imdadımıza rahmet mevsimi. Bu Ramazan'da da oruç
tutacağız. Ellerimizi açıp halimizi beyan edeceğiz. Bu rahmet mevsiminde de Yüce
Mevlâ'dan bağışlanma dileyeceğiz.
Yaradan'ın ayların sultanı eylediği bu güzel
zamanı, dünyanın nimetlerinden bir nebze el çekerek, nefislerimizi mümkün
mertebe kötülükten uzakta tutmaya çalışarak, kötü söz söylememeye, kötü iş
yapmamaya gayret ederek geçireceğiz.
Bu rahmet mevsimini Allah'ın emrettiği gibi
yaşayacağız. Her zaman olduğundan daha fazla insan olmaya, insan durmaya
çabalayacağız. Bizim bu yönelişimiz, hayatı da kökünden değiştirecek. Daha
yaşanabilir, daha sakin, daha huzurlu, daha dingin, daha bereketli günler
geçireceğiz. Güneşin doğuşuna ve batışına, ufku saran hayranlık verici renklere
kenetleneceğiz. Aç olanın, muhtaç olanın ahvalini kendi nefsimizde yaşayıp,
bileceğiz. Yoksulluk ırmaklarında yıkanacağız. İhtiraslarımızdan arınacağız.
Daha bir güzel olacağız, daha bir berrak... İçimizde bir parça daha insanlık,
bir parça daha hakikat biriktireceğiz.
* * *
Her yıl Ramazan ayı hayatın ritmini tam ortasından nasıl da bölüveriyor.
Kapıldığımız kaba döngü birden bire nasıl boşa çıkıyor. Rahmet ayını belki en
çok bu yönüyle düşünmeli, ruh derinliklerimizde hissetmeliyiz. Hayatın rutine
dönüşen içsizliklerine küçük bir mola...
* * *
Oruç, Ramazan boyunca dünya nimetlerinden el etek çekmek anlamına gelir. Oruç
aynı zamanda, dünya nimetlerinin farkına varmak şeklinde de anlamlandırılabilir.
Ya da dünya körlüklerinden kurtulmak, diyelim. Bu yeni anlamlarla bu mübarek
zamanların hikmeti genişledikçe, insan ve hayat hakkındaki fikirlerimizin de
zenginleşmeye başlaması mukadder olacak. Öyle ki, zihnimizi arındırdığımız basma
kalıp gündelikler de sırları dökülmüş aynalar gibi kararır gider rahmet
mevsiminde. Orucun bereketiyle nimetlenebilmişsek eğer, fazlalıklarımızda
eksikliklerimizi, eksikliklerimizde fazlalıklarımızı görmenin kemaline de
ereriz.
* * *
Her yıl bir ay, hayatın içimizde biriktirdiği kiri ve kargaşayı sağaltıyor oruç.
Sadeleşiyor, bütün yaşantı eklerinden kurtulup yalın halimize dönüyoruz. Hayır,
bambaşka biri olmuyoruz. Başka biri olmaktan kendimiz olmaya dönüyoruz.
Yaşayageldiklerimiz kesintiye uğradığından, yaşamak konusunda yeniden düşünme
fırsatı yakalıyoruz. Bedenimizi yavaş yavaş açlığa alıştırırken, ruhlarımızı
doyurmak adına kandiller yakıyoruz.
* * *
Aleme hayırlı ve bereketli bir Ramazan dileyerek, Hazret-i Ali'nin duasıyla
bitirelim sözü: "Allahım, benden daha iyi bildiğin şeyler için beni bağışla. Ben
sana yönelirsem, sen de bana mağfiret et. Allahım söz verip vefa göstermediğim
ahidlerim için de beni bağışla. Sana yaklaşmak için dilimle söylediğim halde,
sonradan kalbimin yalanladıkları için de beni bağışla. Allahım, gözlerin insanı
şaşırtan işaretlerinden, faydasız sözlerden, ağzımın ve kalbimin kötülüklerinden
sana sığınıyorum, beni bağışlamanı diliyorum."
Yenişafak
27/09/2006
|