Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 260 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Salih Tuna: Başbuğ paşamdan ne istiyorsunuz?
Tarih: 26.09.2006 Saat: 21:48 Gönderen: karakutu
 

Sizi bilmem ama ben İlker Başbuğ'un konuşmasından acayip keyif aldım. Keyif de laf mı; müstefit oldum, etkilendim.

AB Komisyonu Türkiye temsilcisi Kretschmer, Silahlı Kuvvetler mensuplarının kamu hayatının hemen her yönüne maydanoz olduğunu, 'yasal ve kurumsal düzene' saygı duymadığını söylemişti.

İlker Başbuğ paşam işte bu adamın ağzının payını bi güzel vermiş: “TSK'yı başka ülkelerin ordularıyla karşılaştırarak, farklı sonuçlar üretmeye çalışanlar, Türk toplumunun tarihini de, gerçeklerini de bilmeyenler…”

Benim de Kretscher'e bir çift sözüm var:

'Yasal ve kurumsal düzene saygı duymamak' ne demek Kretscher efendi? Azıcık delikanlı ol da lafı gevelemeden konuş. TSK siyasete saygısız davranıyor, demeye mi getiriyorsun? Şimdiye değin ne saygısızlığını duydun? Bildiğin bir şey varsa söyle, boş konuşma.



Sen istiyorsun ki, dirayetsiz bir ordumuz olsun! Doğru dürüst darbe yapmaktan bile aciz, tankların önünde turistlerle hatıra fotoğrafı çektiren Tayland ordusu gibi cıvık bir ordu yani. (Nacizane tavsiyem: Bu adam istenmeyen kişi ilan edilsin.)

İlker paşam şunu da söylemiştir: “İrticai tehdit bazı kesimler kabul etmese de kaygı verici boyutlara ulaşmaktadır.”

Paşamın kelime seçerken gösterdiği özene dikkat isterim. Mesela, bu cümlede 'çevre' sözcüğü yerine, 'kesim' sözcüğünü kullanmıştır. Neden? Çünkü bazı çevreler, 'bazı kesimlerin' üzerinde yükselerek 'çevre' olabiliyorlar.

Öyle ki; bazı çevreler işten ekmek çıkarmak derdine düşerken, 'bazı kesimler' şöyle diyebilecek bedbahtlardır:

Karikatür krizinden Papa 16'ncı Benedikt'in saçmalamasına kadar dört yanımız 'puşt zulası' ile çevriliyken, kırmızı çizgilerimizin yerlerinde kavak yelleri esiyorken, başımıza geçirilen çuvalların travmasını bir türlü atlatamazken, her Allah'ın günü teröre şehit verirken, işsizken, yoksulken, açken, çıplakken nerden çıktı şimdi bu irtica?!

Şuracığa hemencecik şu notu düşeyim ki; paşamın konuşmasını sırf Yeni Şafak'ta destekliyorum diye kimse istihfaf, ironi, alay, espri falan aramasın. Ne yazdıysam odur. (Benin yazdıklarım, yazıldığı gibi de okunur.)

Ayrıca da espriden hiç hoşlanmam. Sayın Cumhurbaşkanımız'ın esprilerine bile gülmem. O derece yani. (Sayın Sezer espri yapmaz mı? Peki, “boş inanç ve dogma” sözünün geçtiği konuşması espri değilse, neydi?)

Neyse artık, konumuzu daha fazla bekletmeyelim.

Paşam, “Laiklik kavramının neden tartışmaya açıldığını anlamak mümkün değildir” diyor. Çok haklı. Tartışılacak da ne olacak? Sözgelimi, bir bürokratın dereden kadın geçirme icraatını bile, “sarılın laikliğe” diyerek 'karşılayan' Bekir Çoşkun, bu tartışmadan istifade edebilecek mi bakalım?

“Demokrasi her şeyden önce laikliğe dayanır” demiş İlker paşam. Demek ki neymiş; laiklik, demokrasinin dayandığı şeymiş. Tamam, bu kadarı kafi. Daha fazla tartışmanın lüzumu yok.

Ahmet Kekeç'in, İlker Başbuğ paşamın konuşmasının irtica ile ilgili kısmına, “hep söylenegeldiği gibi” diyerek, aynı nakarat mevzusuna bağlamasını anlayabilmiş değilim. Paşadan, yani bir asker kişisinden öncekilerden farklı şeyler söylemesi mi bekleniyor? Olur mu öyle şey! Devlette devamlılık esastır. Kekeç üstadımız bunları bilmiyor mu?

Dünkü köşesinde, İlker paşamın konuşması, “siyasi alanı daraltmaya yönelik” girişimlerden biri olarak değerlendiren Ali Bayramoğlu'nun mantığını da çözebilmiş değilim. Deniz Baykal yıllardır aynı şeyleri söylüyor siyasi alan daralmıyor da, paşam söyleyince mi daralıyor?

Ne yani, askerimiz konuşmasın mı? Bizim kendimize ait 'hallerimizi' yok mu sayılsın? İç tehdit değerlendirmesi dünyanın başka hiçbir ülkesinde yok diye bizde de olmasın mı? Taklitçi zihniyet mi olalım? Bu mudur istenen?


Yenişafak
27/09/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.9
Toplam Oy: 30


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek

"Başbuğ paşamdan ne istiyorsunuz?" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke