Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 256 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ferhat Ünlü: Havalan martı!
Tarih: 23.08.2006 Saat: 18:02 Gönderen: karakutu
 

İstikbal göklerdedir

"Paradigmanın İflası"nı okuduk diye sosyalist olmadık. Çünkü aslında eşitlik istemiyoruz. Bu topraklarda herkesin tek istediği, bir adım önde olmak.



Ben Batılılaşmış bir martıyım. Garp mukallitlerinin iki asırdır yapamadığını ben iki dakikada yaptım. Üsküdar'dan Beşiktaş'a, Asya'dan Avrupa'ya, Doğu'dan Batı'ya bir çırpıda uçtum.

Her şeyden önce, buraya geldiğimden beri daha iyi yemekler yiyorum. İçinde, Yunanlıların Kleftiko dediği incik kebabının, küflenmiş havyarların, bademli kuzu pirzolalarının, dil balığı fletolarının ve şarap soslu dana madalyonların artıklarının bulunduğu, kokusu zengin çöplüklerden besleniyorum.

Kurban bayramlarında çöpe atılan koç husyelerine, ütülenmemiş olsa da kederle sırıtan koyun kellerine, sakar kasapların kanlarıyla sulanmış içi dışkı dolu, leş kokulu işkembelere tenezzül etmekten kurtuldum artık.

Bir ilkbahar sabahı gelmiştim buraya. Suya yakın uçmuştum, kanatlarım denizi yalarken ve Boğaz'ın kudurmuş suları yüzüme şap şap vururken. Ve yanımda bir vapur, burnu; vahşi, kudretli bir torpido gibi yarıyor suyu ağır ağır ve etrafa dağılan su zerrecikleri yedi renkli bir gökkuşağı oluşturuyor.

Bu da ne? Başımın üstünde bir ıslaklık. Kafamı kaldırıp bakıyorum. Bir kuş sürüsü. Onlar da turistik gezi için Batı'dan Doğu'ya uçuyorlar, önlerinde uzun boyunlu bir mihmandar. Biri kafama etti, kocaman, sımsıcak. Hay maşallah, hemşerim siz neyle besleniyorsunuz böyle?

Ben yıllardır kuru ekmek ve simit yiyorum. Takatim kalmadı. Bak, şu karşıda duran kemik rengindeki ihtişamlı bina Dolmabahçe Sarayı'dır. Ulu Önder burada, Avrupa'da, Batı'da ebediyete intikal etti. Ahirette Doğu-Batı var mıdır? Olmaz, olmamalı. "Doğu da Batı da Allah'ındır." (Bakara, 115)

Sahi, ahiret deyince, Engels ne buyurmuştu: "Ne mutlu o yoksullara ki, öteki dünya onlarındır. Er ya da geç bu dünya da onların olacaktır."

Bu arada Kültür ve Turizm Bakanlığı, Marx'la Engels'in önündeki engelleri kaldırmış. "Alman İdeolojisi"ni web sitelerine koymuşlar. Şu mihmandarın arkasında uçan albatros da ne ihtişamlı. Güzel dişi ha. Lakin gücüm yetmez, çok iri.

"Paradigmanın İflası"nı da görme engelliler için sesli kitap olarak bakanlığın sitesine yüklemişler. İsabet buyurmuşlar. Sesli kitapları yerli yerinde kullanmaları takdire şayan.

Bu "Paradigmanın İflası", yazarı Fikret Başkaya'nın başına epey iş açmıştı. Hoca 20 ay hapis yattı. Peki ne anlatıyordu bu kitap? Batı taklitçilerini eleştiriyordu, Batılılaşma ve çağdaşlaşmanın kof ideolojiler olduğunu savunuyordu.

Sonra, Milli Mücadele'ye, herkesin canı gönülden katılmadığını söylüyordu. Hatta kimi yerde Ermeni ve Rumların mallarına konmuş Türk ve Kürtlerin, "Fransız, Ermeni'nin malını senden alıp asıl sahibine verecek, Yunan gavuru da girerse Rumların malını iade edecek" propagandası yapılarak yürütülmüş bir "psikanalitik harp" ile ayaklandırıldığını anlatıyordu. Eee, mal canın yongasıdır.

Her köylünün Kurtuluş Savaşı'na katılmadığını ortaokul yıllarında okutulan "Yaban"da da görürsünüz. Yakup Kadri'nin Cumhuriyet aydını, savaşın, köylünün umrunda bile olmadığını dehşetle tecrübe eder romanda.

Başka ne diyordu Başkaya? "Atatürk'ün Bonapartist olduğunu" ileri sürüyordu. Sonra, Hitler'in Atatürk'e hayran olduğunu söylüyordu. Herkes istediğine hayran olabilir tabii. Hitler, Nietzsche'nin "üst insan" palavrasından da esinlenmişti. Biraz daha zorlasa, "Ari ırkı güçlüdür, güçlü olan ayakta kalır" falan deyip Darwinist bile olabilirdi.

Başkaya, Mustafa Kemal'in diktatör olduğunu öne sürüyordu ayrıca. Ernst Cassirer'in tezinin aksine (Cassirer değilse bile Northcote Parkinson, kesin ikisinden biri) bütün diktatörlüklerin, diktatörün kendi ömrüyle sınırlı olmadığını ima ediyordu.

Ha bir de, Marx'tan ve Engels'ten alıntılarla (Sözgelimi şoförlerle ilgili uydurulmuş vecizeler değil ama) tarihi kimin yazdığının ne kadar önemli olduğunu anlatan Afrika atasözlerinden oluşan güzel epigraflara yer veriyordu bölüm başlarında.

"Artık dünyayı yönetme ayrıcalığının Batılıların elinden alınması gerekir" mealinde bir şey de söylüyordu ki, elhak buna; İslamcı, Budist, solcu ya da sağcı; itiraz edecek bir Doğulu yoktur. Başkaya'nın söylediklerinden, yarı-gelişmiş bir ülke olan Türkiye'de sınıf olmadığı tezinin de bir "burjuva demogojisi"ne dönüştüğü sonucunu çıkarmak mümkündür ayrıca.

Uzun lafın kısası, beğenin beğenmeyin, Marksist teoriye dayanarak bir resmi ideoloji kritiği yapıyordu Hoca. Bunu yasaklamanın ne âlemi vardı? Yasaklandı da ne oldu, kitap efsane haline geldi. Biz martılar da, ara sıra dönüp bakıyoruz işte. Sosyalist de olmuyoruz okuduğumuz için. Çünkü aslında eşitlik istemiyoruz. Bu topraklarda kimse eşitlik istemiyor zaten. Herkesin tek istediği diğerlerinden bir adım önde olmak, "business class"larda uçmak, cebini şişirmek, daha iyi yemekler yemek, daha iyi viskiler içmek, daha güzel kadınlarla, daha güçlü erkeklerle oturup kalkmak falan...

Ben Üsküdar'a geri dönüyorum şimdi. Yoruldum, yaşlandım. Kendi topraklarımda öleceğim. İşte bak, Frenk gavurunun yaptığı tabutları andıran, Beşiktaş açıklarındaki dubanın üzerine tünedim. Çirkin karabataklar, suya hasret minik kırlangıçlar da yanımda. Seksi albatros gitmiş. Burada ne işi vardı zaten, serap görmüştüm zahir. Dizlerim titriyor, kanatlarım acıyor. Haydi havalan! İstikbal göklerdedir.
 

 



funlu@gazetevatan.com

Haftalık Dergisi


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.2
Toplam Oy: 5


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Havalan martı!" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke