Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 144 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: anna
Bugün: 1
Dün: 2
Toplam: 20783

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 144
Üyemiz: 11
Toplam: 155

Şu An Bağlı:
01 : estonhxt
02 : fadim
03 : antonnerde
04 : solipsist
05 : mimar_yigit
06 : moonartist
07 : Kedikara
08 : tiananmenian
09 : EMELPINAR
10: gece
11: eylem

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Sadık Yalsızuçanlar: Kana(da çocuk) kan(ı) akıtmanın politik teolojisi
Tarih: 31.07.2006 Saat: 23:26 Gönderen: karakutu

 

Siz bu satırları okurken Lübnan’da ölen sivillerin sayısı kaça yükselecek bilmiyorum, bugün itibarıyla beş yüzü aştı.

Kana saldırısını aynı anda aynı haber kanalından (hoş CNN dahil tematik TV kanallarında Lübnanlı çocukların üzerine yağan ateşe ilişkin haber bulmak için saatlerce beklemek gerekiyor) ‘seyreden’ (Hamas ve Hizbullah’ı terör örgütü olarak niteleyen, antisemitizmi lanetleyen sosyal(ist) demokrat) bir arkadaşım telefonda, ‘Hitler işini yarım bırakmış’ biçiminde tüyler ürperten bir cümle sarf ediyor. Cümleyi duymadan az önce Birleşmiş Milletler’in İsrail temsilcisinin konuşmasını dinlediğimde de tüylerim diken diken oluyor.



Allah korkusu yitirse...

Temsilci, Lübnan’da başı parçalanan, kolları bacakları kopan, göz yuvalarında pıhtılaşmış kanla topraktan bir kan çamuru oluşan yüzlerce çocuk için çok üzgün olduklarını söylüyor. Şöyle diyor yaklaşık olarak: ‘Biz kendimizi savunuyoruz. Asıl mağdur biziz. Sadece Hizbullah ve onu finanse eden, koruyan, yüreklendiren, destekleyen ülkelerden değil, tüm (Müslüman) dünyadan varlığımıza yönelik bir tehdit söz konusu. Herkes bize düşman. Lübnan’da ölen çocukların asıl katilleri bize kendimizi savunduğumuz için saldıranlardır. Hizbullah, dünyanın en büyük ve tehlikeli canavarıdır. Lübnan bu canavarı bizzat kendi eliyle beslemiş, büyütmüştür. Suriye ve İran desteklemiştir, desteklemektedir. Mazlum İsrail halkı Hizbullah canavarının tehditlerini püskürtmek için kendisini korumaktadır. Biz, ölen siviller, çocuklar, yaşlılar ve kadınlar için çok üzülüyoruz. Ama eminim İran ve Suriye’de, Şam’da bu ölümler için kutlama partileri düzenlenmektedir.’ Konuşma böyle uzayıp gidiyor. Adamın yüzünde ölümün, öldürmenin, ölmenin donmuş karesi.

Ölüm için bir düşünür, ‘ifadenin bitmesidir’ der. Hem ‘dil’in hem ‘yüzdeki ifade’nin. Burada dil de ifade de bitiyor sanki. İnce ayarlı, nokta atışı yapabilen roketlerle tahliye edilmiş bir (sivil) binanın alt katına ‘sığınmış’ çocukları hedef alıp onları vuran, parçalanmış çocuk bedenlerine bakarak, ‘biz dünyanın en büyük canavarından kendimizi korumaya çalışıyoruz, biz mağdur ve masumuz’ diyebilmek için insanın yüzünün (ifadesinin) ölmüş olması gerekir. Burası dilin bittiği yer olsa gerek. Böylesi bir cümle kurmakla, ‘Hitler işini yarım bırakmış’ demek arasında hiçbir içerik ve nitelik farkı yoktur. Vaktiyle iki yüz elli bin sivili acımasızca katleden, ekmek kuyruğundaki yüzlerce insanın bedenini lime lime eden, on binlerce kadına tecavüz eden Sırplar da, kendilerinin mazlum ve mağdur olduklarını söylüyorlardı.

Bu mağduriyet psikolojisi dinî/etnik milliyetçiliğin yedeğindedir. İnsan öldürerek bir şeyler anlatmak, olsa olsa Schuon’un dediği gibi, bir ‘bozulma, çürüme ve kokuşma’ halinin eseridir. İbn Arabi, Fütuhat’ın Seferler Kitabı’nda ‘Allah’tan korkunun olmadığı yerde var olanın kendisini bozulmaktan kurtaramayacağı’nı söyler. Dünyanın gidişatı, bize teknik gelişme, uygarlık, insan hakları kültürü, demokrasi vs. gibi yüceltilen, erdemli, mütekamil bir yeri değil aksine kıyameti haber vermektedir. Bu muazzam çılgınlık, bu histeri, bu şeytani dalga, bu bozulma ve çürüme, vaktin sonunun geldiğini söylemektedir. Birleşmiş Milletler’in olağanüstü gündem toplantısında bir tek veto olduğu için İsrail aleyhine bir ‘kınama’ kararı bile alınamamıştır.

İlkin anayolların, elektrik ve su şebekelerinin, haberleşme kanallarının, hastanelerin, acil ve zorunlu ihtiyaç kurumlarının yerle bir edildiği, doğrudan sivil yerleşimlerin bomba sağanağı altında kaldığı, yüzlerce çocuk, kadın ve kendini savunamaz sivilin katledildiği bu acımasız saldırı karşısında Humeyni’nin ‘Big Satan’ diye nitelediği ABD’nin dışişleri bakanı, saldırıya destek kararının ne denli olumlu, yerinde olduğunu açıklamakta, Avrupa’nın uygar demokrat, gelişmiş ülkeleri seyirci kalmakta, birkaç cılız kınama ve ateşkes çağrısı yapan ülke dışında hemen tüm Müslüman memleketler de suskun kalmaktadır. Boşnakları yeryüzünden kazırken bunu bir mağduriyet psikolojisiyle açıklayan Sırplardan farklı olarak bir ‘şeriat devleti’ olan İsrail, yüzyıllardır ve özellikle yüzyılın ilk yarısında düçar olduğu büyük bela ve musibetlerden ders almamış görünmekte, aksine çocukları katletmeyi politik teolojisinin bir parçası olarak algılamaktadır.

Cezayir’e karşı kendi ülkesine şiddetli bir biçimde muhalefet yürüten Sartre gibi onurlu bir okuryazarı da yaratamamış olan ülkemizin ise (Nuray Mert ve Mehmet Bekaroğlu gibi tek başına bir erdem ordusu gibi uğraş veren birkaç cesuryürek dışında) durumu daha da içler acısıdır. İsrail başbakanı, dünyayı tehdit edercesine ateşkesin hiçbir biçimde düşünülemeyeceğini açıklıyor Birleşmiş Milletler toplantısından az sonra. İsrail, dünyada giderek derinleşen ve yaygınlaşan antisemitizmi sanki bilinçli bir biçimde güçlendirmek için çaba harcıyor. On yıllardır bölgede kan ve barut kokutan bu müteharrik tarafı durduracak veya caydıracak bir sağduyu cephesi de yok.

İnsanlık ölürken...

Temsilci, ‘Biz’ diyor, ‘barış ve umuttan yanayız. Biz çocukların ölmesini değil, okullarında mutlu bir şekilde okumasını isterdik...’ Bir Allah’ın kulu çıkıp sormuyor, o halde neden o çocukların barındığı o yoksul evlerinin tepesine roket yağdırıyorsunuz? Niçin yıllardır Filistinli çocukların üzerine tank sürüyorsunuz? Bununla mı barış ve umudu koruyacak, merhameti koruma isteğini uyandıracaksınız?’

Bu bir oyun kuşkusuz, ‘bir oyun, bir oyalanma’nın parçası, bir boyutu. Yüz milyonlarca insanın acımasızca katledildiği bir çağda, bir dünyada, bütün bu akıl almaz işlerin niçin olduğunu kavramak idrak sınırlarını aşıyor. Büyük düşünürleri aciz bırakıyor. Bu denli Celal’li tecelliler niçin olup bitiyor anlamak imkansız.

‘Peki aslolan adalet ve merhametse’ diye soruyor düşünürler, ‘bütün bu olanları nasıl açıklayacağız?’

Yüz binlerce çocuğun, çaresiz, güçsüz insanın katledilmesi, on binlerce kadının tecavüze uğraması, bebeklerin parçalanmış bedenlerini tutarak roket ve kurşunlardan, nükleer ve kimyasal katledicilerden kaçan annelerin babaların nereden, niçin ve nereye koştuklarını anlamak bizim için imkansız görünüyor.

‘Biz kendimizi savunuyoruz’ veya ‘Hitler işini yarım bırakmış’ sözleri kadar anlaşılmaz bütün bunlar...



Zaman
01/08/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Güncel
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Güncel:
İşte yeni Amerika Haritası


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.4
Toplam Oy: 5


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

İşte hancı; ben her bahar böyleyim
İşte siyasal günlükler
İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı
İkinci yenicilerden hangisi sizin şairiniz?
Sermaye yeni anayasa istiyor, işçiden tık yok
Al Alvarez: Yeni Şiir veya Nezaket Kuralının Ötesinde
Wolf Biermann: Bir Amerikan Askeri İçin Kitabe-İ Sengi-İ Mezar
Amerikan istihbaratıyla “ulusal” savaş...
Amerika bir gecede yok olabilir!
Saad Muhyu: Yeni Ortadoğu haritası hazır
Karakutu Türkiye'nin dahi haritasını çıkarıyor!
İnsan ruhunun haritası

"Kana(da çocuk) kan(ı) akıtmanın politik teolojisi" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Kana(da çocuk) kan(ı) akıtmanın politik teolojisi (Puan: 1)
Gönderen: ecmorman (-) Tarih: 09.08.2006 Saat: 02:13
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder | Günlük)
Insanlar da varolan bencilce ustunluk hirsinin siddetli bir devlet uyarlamasi israil, baska bir sey degil. Yillardir bekledigi firsati yaratti, sonucta 2 askerine karsilik yüzlerce sivil ve cocuk oldurdu / halen oldurmeye devam ediyor. Nas?l Hitler Almanya'da yahudilere yaptirdigi iskence, zulum ve cinayetler karsisinda tum dunya tarafindan lanetlendiyse, Israil basbakani Ehud Olmert muslumanlara olmasa bile cocuklara yaptiklari icin lanetlenmeli. Insan oldurmenin hicbir aciklamasi olamaz, kim - ne yapmis olursa olsun kan kanla temizlenemez.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke