Denilir ki; "Kral Desiderius, kral mıral ama işe yarıyor."ABD Başkanı da
öyle... Bush, başkan maşkan ama bazen işe yarıyor. Mesela, 11 Eylül
saldırılarının ardından kimse daha ne olduğunu, ne olacağını bilmezken Haçlı
seferlerini ilk o telaffuz etti. Terör saldırısını deşifre ediyor diye telaşla
üzeri örtülmeye çalışılmıştı.
Hani, o laf orasından çıkmadı şurasından çıktı, bu anlamda demedi şu anlamda
dedi, onu demedi bunu dedi, 'a' dedi 'ba' dedi diyerek gargaraya getirilmeye
çalışılmıştı.
Uzun lafın kısası, Bush'u zaman haklı çıkarmıştır. Çünkü zamanı örtecek hiçbir
söz yoktur. Putin durduk yere, "Haçlı seferlerinde biz yokuz" demedi herhalde.
Haçlı seferleri başlamıştır, sürüyor; Afganistan, Irak ve işte Lübnan.
"Dinci faşist İsrail devleti sivil halkın üzerine bomba yağdırıyor" demek, her
geçen gün vicdanını kaybeden insanlığa neyi ifade eder? Ve yüzlerce insan öldü
demek, ne demek? Sayılar istatistik, ölümler sadece kelimeden ibaret. Dünya
kamuoyu bombalara alıştırıldı; alın işte size en korkunç 'bomba'! Ama kaçarken
düşürdüğü oyuncağının yanına parçalanmış kolu fırlayan Lübnanlı çocuk hiçbir
zaman alışamayacak bombalara!
Bir yolun kenarına düşmüş parçalanmış bir bebek. Beyni sedyeye akmış, kafası
paramparça olmuş bir çocuk. Yanmış, kömür olmuş cesetler. Kolları, ayakları
kopmuş insanlar. Allah'ım bu nasıl vahşet; bu cesedin başı nerde, gövdesi nerde,
bu el kimin, bu hangi parçası insanın? ABD, İsrail güvenliğini koruma hakkına
sahiptir demişti ya, İsrail devleti bu hakkını Lübnanlı sivillerin üzerinde
canice kullanıyor işte.
Lübnan katliamını hiçbir kalemin gücü yetmez anlatmaya! Öyle bir barbarlık ki,
Picasso'nun Guernica tablosunun dili tutulur, Hitler görse şaşırır. Bu nasıl
katliam, bu nasıl vahşet? Yüzü parçalanmış çocukların yüzüne nasıl bakılır?
Kıyamet gelsin, gelecekse. Güneş bir mızrak boyu değil, bin mızrak boyu
yaklaşsın. İsterse bir büyük göktaşı çarpsın dünyaya, çekim kuvveti kopsun
inceldiği yerden. Uzayın boşluklarında kaybolsun dünya, karanlık yüzünü 'kara
delikler' yutsun. Vicdanım kanıyor, aklım bulanıyor, Allah'ım affet!.
Dinci terör devleti güvenliğini Lübnanlı çocukların, sivillerin parçalanmış
bedenlerinde deniyor. Cenevre konvansiyonu sağır, BM domuzlar diktatoryası
dilsiz, AB umarsız, Arap işbirlikçiler şerefsiz!..
Siyonist ittifaklı Haçlı seferi değilse bu, neden Avrupa sessiz, neden ABD
alkışlıyor bu katliamı? "Tanrının kuzucuklarının" neden 'gıkı' çıkmaz? 'Armageddon'
inançlı evangelistler niçin İsa'nın geri gelmesine uygun ortam oluşuyor diye
ellerini ovuşturuyor? İnsanlığın vicdanını Lübnan'da çarmıha gerenlere alkış
tutanlar veya ses çıkarmayanlar, yeryüzüne bin kez gelse, bin kez çarmıha
gererler İsa'yı.
İsrail gazetesi Yediot Ahranot yazarlarından S. Schiffer, Lübnan saldırısını
durdurmak için herhangi bir neden olmadığını, BM'nin yanı sıra Arap ülkelerinden
Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar'ın bile desteğini aldıklarını yazıyor.
Buna çok sevinme bay Schiffır. Bu durum, şimdilik katliamınıza yardımcı oluyor
ama, Arap halklarıyla 'kukla despot liderleri' arasındaki nefret hiçbir zaman bu
kadar derinleşmedi. Çünkü 'El-Cezire' televizyonunun internet sitesindeki
ankette, Arap halklarının tamamına yakını Lübnan direnişini desteklediğini
gösterdi.
İsrail'de, üç-beş fanatik haham, devletlerine 'fetva' vermiş; "Çocukları ve
kadınları öldürebilirsiniz" diye. Zaten öldürüyorlar! Bu provokatör hahamlar ne
demek istiyor? Katliamı hiçbir teolojik tartışmanın içine sokamayız. Onlar
istiyor ki; faşist İsrail devletinin politikalarını lanetleyenler, Yahudilere de
saygısızlık yapsınlar ki; katliamlar 'antisemit' örtüsüyle sürgit kapatılsın.
Hele şu Suudi 'dinci' Şeyh Cabrin'in fetvasına ne demeli?
Lübnanlı Müslümanların işgale direnişlerini nerdeyse küfürle itham eden bu
örümcek kafalı şeyh bozuntusunun fetvasına bakın hele? Gerici Arap
krallıklarının kusmuğu ile beslenen bu adamlar böyle zamanlarda fetva verecek
ki, başımıza bombalar yağarken biz mezhepleri, Vehabiliği falan tartışalım. Bu
dangalağın kafa 'silsilesi' Şerif Hüseyin'lere dayanır, İbni Teymiyye'nin
bastığı toprağa kurban olsun.
Bu savaş, savaştan önceki savaş. Lübnan direnişi, bütün bir bölgenin işgalcilere
direnişinin ifadesidir. İstanbul Tahran'ın, Kahire Şam'ın elinden tutmadıkça
bölgeden işgalcilerin namert eli çekilmez.
Yenişafak
26/07/2006