Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 243 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Dücane Cündioğlu: Tasavvuf metinleri niçin neşredilmemeli?
Tarih: 21.07.2006 Saat: 19:55 Gönderen: karakutu
 

1. Söyleyen ve söylenen'den bağımsız olarak her söz'ün özgül ağırlığı vardı bir zamanlar; zira söz'ün kendisi, söyleyen ile söylenen'i temsil ediyor olması dolayısıyla bizatihi kutsaldı. Söz çoğalınca, söz'ün ağırlığı tabiatıyla söyleyen'in ve söylenen'in değeriyle mütenasib olmaya başladı; böylelikle söz kadar, söyleyen de, söylenen de ciddiye alınır oldu.



Değersiz ve gayr-ı ciddi olan, hiçbir surette söz'ün konusu olamazdı. Aksini düşünenler susmaya başladılar bu yüzden.

2. Yazı'nın ortaya çıkışıyla, yazar'dan ve yazılan'dan bağımsız olarak her yazı özgül ağırlığa sahip oldu; zira yazı'nın kendisi, yazan'ı ve yazılan'ı (söz'ü) temsil etmesi itibariyle kutsallaştı. Yazı çoğalınca, daha doğrusu yazı, ehil olmayanların eline düşünce, kimin neyi yazdığı önem kazanmaya başladı. Artık sadece yazı değil, yazan da, yazılan da itibar şartları arasına dahil oldu. Değersiz ve gayr-ı ciddi olan, hiçbir surette yazı'nın konusu olamazdı. Aksini düşünenler, yazmaya karşı çıkıp sadece konuşmakla yetindiler. Nitekim sohbetin kıymet kazanması bu yüzdendir.

Duygu, düşünce ve davranışın yerini nasıl söz aldıysa, yazı da söz'ün yerini aldı. Yazı toplumlarında yazılmayan sözün ne kıymeti olabilirdi? En nihayet söz uçar, yazı kalırdı. Kalıcı olan makbuldü. Kalıcı olan yazı olduğu için, yazı bizatihi makbul ve muhterem idi.

Matbaanın icadından evvel böyleydi, peki ya sonra?

3. Matbaanın icadından sonra bizatihi yazı'nın değeri azaldı, basılmış (matbû) ve yayılmış, yayımlanmış (neşredilmiş) olan kıymet kazandı. Yazmak, yaymak veya yayımlamak demek değildi. Fakat basmak öyle mi? Basılan, hem de aynı anda yaymaya, yayımlamaya eş bir anlam kazanıverdi. Çünkü değersiz olan basılamaz ve dolayısıyla neşredilemezdi; basılıyorsa ve yayımlanıyorsa değerli olmalıydı. Aksini düşünenler, yazdıklarını basmayı reddettiler, yazdıklarının ehil olmayanların eline geçmesinden çekindikleri için reddettiler.

4. Elektronik yazım ve yayım imkânlarının genişlemesiyle basılı metinlerin de değer kaybettiği bir devrin başlarındayız. Görsel olan yazılı olanın önüne geçiyor doğal olarak; zira idrak-ı hissî (duyular) her zaman idrak-ı aklî'ye (zihne) galebe çalar. İlkini kullananlar, ikincisini kullananlardan çoktur da ondan galebe çalar. Neşriyat sahasının ticarî hevesleri tatmin etmesinin bir sebebi de budur; müşteri çoğalmaktadır çünkü.

5. Bugün ne yazık ki birçok tasavvufî metin, peşisıra tercüme edilip yayımlanıyor ve böylelikle bu metinler, onları okumaya ehil ve salih olmayanların eline geçiyor. Anlama ve kavrama kabiliyetleri gerekli terbiyeden geçmediği halde, ehil olsun olmasın bu metinleri (güya) okuyanların, anlamadıkları/kavramadıkları meselelerde ileri-geri sözler sarfetmeleri kolaylaşıyor.

Tercümelerin ehil kimseler tarafından yapılması gerektiğini söylemediğim gibi bu metinlerin tercüme edilmemesi gerektiğini de söylüyor değilim. Bilakis söylemek istediğim şu: Bu eserler nâ-ehillerin önüne atılmamalı, inciler, ehil olmayanların ellerinde misket haline getirilmemeli... Meselâ İbn Arabî hazretlerinin birçok eseri, avam için hiç de gerekli olmadığı halde ardısıra piyasaya sürülüyor ve hem halka, hem de bu âsar-ı güzîdeye yazık ediliyor.

6. Eskiden tekkelerde dahî her metin her müride okutulmaz, her derviş her sohbet halkasına dahil olamazdı. Liyakat kesbetmeden okunulacak metinler, okuyanlara yarardan çok zarar getireceği için salikler sıralarını beklerler, liyakat kesbettikleri kanaati hasıl olursa, yani izin çıkarsa bu metinler kendilerine okutulurdu. Birçoğunu tek başlarına da okumazlar; bilâkis bu metinler ehlinin/erbabının dizinin dibine çökülerek kendilerinden tahsil edilirdi. Hangi metni okuduğunuz önemli değildi; hangi metni kimden okuduğunuz önemliydi.

Tasavvuf metinlerinin önemli bir kısmının, avam için değil, bilâkis ehli için, erbabı için yazıldığı dikkate alınırsa, bugün uluorta basılıp yayımlanmalarının niçin büyük bir mahzur teşkil ettiği anlaşılır sanırım.

7. Eskiden terbiye edenler terbiye edecek oldukları kimseleri bizzat seçerler, herkesi sohbet ve irşad halkalarına dahil etmezlerdi. Ahvalinden haberdar olduklarını sabır, tahammül ve tesamuhla uzun bir terbiye sürecine sokarlar, her adımlarında yanıbaşlarında durmayı bir vazife telakkî ederlerdi.

Şimdiyse herşey tersine döndü. İnanın, bu hiç de hayra alâmet değil!



Yenişafak
22/07/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3.87
Toplam Oy: 8


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir Toplum Mimarı Olarak Yahya Kemal
Bir İmparatorluğun Sonu
Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Kalkınma yöntemi olarak sosyalizm
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Dünya Klasikleri ile aranız nasıl?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
İsrail ablukasını ‘Onur’la deldiler
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"Tasavvuf metinleri niçin neşredilmemeli?" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke