Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago, “Okumak her zaman azınlık
içindi, her zaman da öyle olacak” dedi, ülkesini şaşırttı. Biz de
yazarlarımıza kitap okumanın bir “azınlık eylemi” olup olmadığını sorduk
Murathan Mungan
Kitap okumak keşfedilen ve keşfettirilen bir şey
Saramago’nun bu sözleri hangi bağlamda söylediğini bilemem. Dolayısıyla
söyleyeceklerimin ona değil, ortaya konan soruna bir cevap niteliğinde olduğunun
bilinmesini isterim.
Olgularla, doğruları karıştırmamak gerekir. Azınlık-çoğunluk ayrımı mutlak
değerler düzeyinde yapılabilir mi? Dünya nüfusu göz önüne alındığında, okuma
oranının her yerde düşük olduğu öteden beri bilinen bir gerçektir; ama anladığım
kadarıyla Portekiz Kültür Bakanlığı’nın girişimi de bu yüzden zaten. Kitap
okumak, zaten bir “boş zaman özgürlüğü” değil midir? Hani Marx’ın önemle
üzerinde durduğu, eşitsizliğiyle ünlü şu “Boş zaman!..” Kimileri hiç
çalışmazken, kimilerinin günde on beş saat çalışmak zorunda olduğu sınıflı
toplumlarda insanlara kitaba ayırmaları gereken zaman, ne yolla
hatırlatılabilir?
Açlık sorunuyla boğuşan Afrika’nın, Asya’nın kimi ülkelerinde okuma
alışkanlığının istatistiki bir karşılığı olabilir mi? Bütçesinde askeri
harcamalarla, eğitim harcamaları arasında büyük uçurumlar bulunan; geçmişi kitap
yasakları, kitap yakmalarıyla ünlü olan, eğitim müfredatı çocukluktan başlayarak
insanı okumaktan soğutmak üzerine kurulu ülkelerde okuma alışkanlığının
varlığı-yokluğu üzerine sağlam veriler çatılabilir mi?
Günümüzde görüntü teknolojisinin oyuncaklı gereçlerinin, insanları “okumak”
yerine daha zahmetsiz bir yol olan “seyretmeye” yönlendirdiği bilinen bir
gerçek. İnsanın kendine ayırdığı zamanı değerlendirmesinde “kitap okuma”nın bu
anlamda rakipleri çoğaldı, ama gerçeğin tümü bu kadar mıdır?
İnsanoğlunun “homo ludens” olduğuna inanıyorsanız, onun çocukluktan başlayarak
kitap okumaya özendirilebileceğine, yönlendirilebileceğine inanabilirsiniz.
Dahası, “Reklamlar” çağına inanıyorsanız, buna da inanabilirsiniz. Değeri
olmayan şeylerden reklam ve manipülasyon yoluyla “değer” yaratılan bir çağda,
“kitap” kendi değerini hatırlatmaya çalışıyor yalnızca. Unutmamalı ki, kitap
okumak da, keşfedilen ve keşfettirilen bir şeydir. Konunun üzerine dört koldan
gitmek gerekir.
Yaşar Kemal
Büyük bir kesim kitap düşmanı!
Evet, kitap okumak bir azınlık eylemidir. Herkes kitap okumaz; hoşuna gitmez,
canı sıkılır... Ama öte yandan, yazarları mutlu edebilecek kadar okur da var
dünyada. Fakat uğraşılsa, insanlar okumayı bırakmaz. Türkiye’de niçin az kitap
okunuyor? Çünkü okur yazar sayısı da az. Bu ülkenin büyük bir kısmı, politika
olarak kitap düşmanı. Ne kadar kitap varsa yakıyorlar, ne kadar yazar varsa
hapsediyorlar!
Elif Şafak
Yanlış ve tehlikeli bir sav
Bugün okumanın sadece belli bir elit kesim için olduğu savı, premodern toplumda
hayli geçerli olan İncil’i (ya da Kuran’ı) okuma ve anlamlandırma yetkisinin
sadece din adamlarına ait olduğu savı kadar yanlış ve tehlikelidir. Herkesten
okumayı sevmelerini beklemek doğru olmayabilir, ama okuma özgürlüğünü, hakkını
ve alışkanlığını toplumun her kesimine istisnasız yaymaya çalışmak, bence
uğrunda mücadele edilmesi gereken bir fikirdir.
Adalet Ağaoğlu
Zorlarsanız büsbütün kaçarlar!
Bu görüş, üzerinde durulmaya değer. Çünkü bizde okurun çok az olmasından ileri
gelmiş bir baskı var. Ama bir bakıyorsunuz ki kitaplar da hiç olmadığı kadar çok
satış gösteriyor. Tamamen tişört seçer gibi marka seçiliyor ve ne reklam
edilirse ona koşuluyor. Bu kadar kitabı satın alan herkesin tümü iyi okur değil
bence. Ve onlardan bunu bekleyemeyiz. Çünkü Saramago’nun söylediği gibi, eğer
zorlarsanız, büsbütün kaçarlar. Çünkü kendisini okumaya hazır hissetmesi lazım.
Ancak kendi isteği varsa, merak içinde gelişmişse iyi bir sonuç alır.
Zorlarsanız tişörtten bıkıp atar gibi olur... Bazıları futbola nasıl
meraklıdır, evde tutamazsınız; okur da böyle okursa sahici okur olabilir.
İnci Aral
Kitap okumak için edebiyat altyapısı gerek
Haklı buluyorum Saramago’yu. Çünkü kitap okumak asgari bir edebiyat altyapısı
gerektirir; okuduğunu anlamayı, ondan zevk almayı... Günümüzün eğitim sistemleri
içinde bunun pek yeri yok gibi. Çünkü insanlar çabuk tüketilen, orta zekâlar
için sunulan zevklere ve eğlencelere şartlandırılıyor. Bu ihmalin biraz da
kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, derinlik olarak ucuz kitapların, bu
çok az eğitim görmüş kitleye pazarlanması için taktikler geliştiriliyor. Ama bu
insanları değiştirecek nitelikte kitaplar değil onlar...
Orhan Pamuk
Demek ki daha çok okumamız gerekiyor!
Saramago, okumanın bir çeşit direniş olarak görüldüğü bir kültürden geliyor.
Benim kuşak, ama daha çok benden önceki kuşak, okumaya atfedilen bu özel anlamı
iyi bilir.
Saramago’nun azınlıklardan kastettiği, okumanın toplumun içindeki küçük bir
kesim tarafından yapılan bir iş olduğunu hatırlatmak. Voltaire’den beri
insanoğlunun seçkinleri, küçük bir azınlık okuyor, düşünüyor. Keşke ütopyaların
dillendirdiği hayallerimiz gerçek olsa da herkes okusa.
Bu arada okuma işini 'azınlık’ işi olduğu için itibarlı görmek de yanıltıcı.
Azınlık ile itibarı ilişkilendirdiğine göre Portekiz’de azınlığın yaptığı bir
işi yapmak şerefli bir şey. Biz daha oraya gelemedik. Azınlık durumunda kalmak
hepimizin bildiği gibi bizde alçakça bir şey. Demek ki, daha çok okumamız
gerekiyor.
Hasan Ali Toptaş
Saramago’ya katılıyorum!
Saramago’nun sözlerine tamamıyla katılıyorum. Herkes okumak zorunda değil. Okur
olmak da yazmak kadar uğraş isteyen, çileli bir iş. “Okur sayısı azaldı” diye
düzenlenen kampanyaların ve bu tür kaygıların çok uzağında biriyim. Okumak da
yazmak da kişisel uğraşlar; kimseyi zorlayamayız.
Milliyet