Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 57 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: gurba
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 20780

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 57
Üyemiz: 1
Toplam: 58

Şu An Bağlı:
01 : econom25

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Gökhan Özcan: Eski bir yazdan geriye kalan
Tarih: 29.06.2006 Saat: 12:29 Gönderen: karakutu

 

Günler hırpani çuvallara girerken, gökyüzü lacivert kadifeden elbisesini giyerken, akşam alacalarında kuş gölgeleri yiterken, anlar sonsuz girdaplarda dönerken, terkedilmiş çocuklar için için çağlarken, gizli gizli ağlarken, avuç içlerindeki çizgiler yılışık sarmaşıklar gibi uzayıp giderken, hiç iç geçirilmeyen, hiç gülümsenmeyen, hiç düşünülmeyen, hiç kaybolunmayan saatler ellerini kollarını sallayarak önümüzden gelip geçerken,

şöyle bir dinlenmeden, öfkelenmeden, kale burçlarından kağıt uçaklar uçurmadan, peşlerine takılıp gitmeden, titremeden, sigara dumanlarının ardına gizlenmeden, hiçbir şey değişmeden, hiçbir ağırlık yerinden kıpırdamadan, gözler seğirmeden,

kalpler seğirmeden ölüp gidecek miyiz?



* * *

Güneşin üstümüze düşürdüğü ışıklı notalardan derdimize deva olacak ilahi bir beste üretmeye çalışıyoruz. O eşsiz musikinin ipuçlarını bir araya getirmek muradımız. Kıpırtısız ağaç dallarındaki teslimiyeti, sulardaki tarifsiz sükûneti örtüştürebildiğimiz anlarda, derin, uzak ve ahenkli bir orkestranın ilk selamları geliyor kulağımıza.

Gözümüzden ruhumuzun derinliklerine doğru düşen manidar seğirmeyi avuçlarımızın içinde korumaya alıyoruz. Evrenin en uzak noktalarına yöneltiyoruz cüretini bilediğimiz bakışlarımızı.

Ve o sonsuz genişliğin bir benzerini arıyoruz kararaduran içimizde.

...

Günlerin ortasında dolanıp duruyorken; küçük iğneciklerini tatlı tatlı batırarak uyarıyor tenimizi güneş. Eksik kalan bütün şeylerin aslında tamamlandığını, tamam görünen her şeyin bir parça eksik kaldığını ve zamana yayılan tereddütlerin gerçekte en keskin cevaplar olduğunu fısıldayarak kulağımıza...

Yapacak hiçbir şey bulamadığımızdan durup dinliyoruz bu ışıltılı söylevi. Hayatın tamamlanmış bir eksiklik duygusu olmaktan öte bir tad bırakmayacağını kavrayıveriyoruz en sonunda.

...

Küçüktüm hatırlıyorum, homurtulu bir kamyonun kasasına bir mahalle insan doluşup gittiğimiz kır gezmelerinin dönüşünde, bütün gün çılgınca koşuşturmaktan yorulan bedenimi kendi haline bırakır, güneşi kaybolmuş lacivert gökyüzüne dikerdim gözlerimi. Yaz gecelerinin başka hiçbir şeye benzemeyen bir bambaşkalığı vardır. Uzaklardan cırcır böceklerinin ya da başka kim bilir nelerin sesi varlığını havaya çiziktirir. Tatlı bir serinlik zamanın kol saatini kollayarak yavaş yavaş örter gündüzün kavurduğu hayatı.

Herkesin bir parçası evinin dışındadır. İç avlularda, teraslarda, demirli balkonlarda, asmaların, söğütlerin, at kestanelerinin, mis gibi akasyaların ve ıhlamurların altındadır. Herkesin, her şeyin, her anın bir parçası...

Hele bir kamyonun kasasında kırdan eve dönen bir çocuğun içinden, sallana kımıldaya gökyüzüne bakarken ve yıldızlarla birlikte sonsuzluğa doğru kayıp giderken... Buna benzeyen hiçbir başka derinlik bilmiyorum. Böylesine bir genişlik duygusuyla başka hiçbir yerde göz göze gelmedim. Başka hiçbir anında yaşamanın, böylesine masum bir hafifliğe bürünmedim.

Ama sonra geçti hepsi.
...


Günler hırpani çuvallara girerken, gökyüzü lacivert kadifeden elbisesini giyerken, akşam alacalarında kuş gölgeleri yiterken, anlar sonsuz girdaplarda dönerken, terkedilmiş çocuklar için için çağlarken, gizli gizli ağlarken, avuç içlerindeki çizgiler yılışık sarmaşıklar gibi uzayıp giderken, hiç iç geçirilmeyen, hiç gülümsenmeyen, hiç düşünülmeyen, hiç kaybolunmayan saatler ellerini kollarını sallayarak önümüzden gelip geçerken, şöyle bir dinlenmeden, öfkelenmeden, kale burçlarından kağıt uçaklar uçurmadan, peşlerine takılıp gitmeden, titremeden, sigara dumanlarının ardına gizlenmeden, hiçbir şey değişmeden, hiçbir ağırlık yerinden kıpırdamadan, gözler seğirmeden, kalpler seğirmeden ölüp gidecek miyiz?



Yenişafak

29/06/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.75
Toplam Oy: 4


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Eski bir yazdan geriye kalan" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Eski bir yazdan geriye kalan (Puan: 1)
Gönderen: tuhfe Tarih: 30.06.2006 Saat: 16:33
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
gökhan özcan,içimizden biri.hafif kelimelerinin ardına saklanmış koca gövdeleri bize kıymayarak anlatıyor.onu okuyunca yorgunluğunu unutuyor insan, ayaklanan içindeki insanlık oluyor sadece. sadeleşiyor insan...


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke