Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 243 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Hilmi Yavuz: ‘Kuva-yı Milliye’den ‘Hakimiyet-i Milliye’ye
Tarih: 15.06.2006 Saat: 15:41 Gönderen: karakutu
 

Büyük Millet Meclisi’nin açılışından (23 Nisan 1920) Cumhuriyet’in ilan edilişine, oradan da Takrir-i Sükun Kanunu’nun çıkarıldığı 1925 yılına kadar, Türkiye, her şeye rağmen, demokratik bir cumhuriyettir.



Her şeye rağmen, diyorum, çünkü TBMM’nin ilk yılları, Milli Mücadele’nin en ağır koşullarda sürdüğü bir dönemdir ve bu koşullarda bile Mustafa Kemal Paşa, ‘hakimiyetin kayıtsız koşulsuz millet’te olduğunu kanıtlamak için elinden geleni yapmıştır. 1922 Temmuz’unda TBMM içinde ‘İkinci Grup’un kurulmasıyla sonuçlanan muhalefetin ne kertede sert ve amanvermez bir muhalefet olduğunu merak edenlere, Samet Ağaoğlu’nun ‘Kuva-yı Milliye Ruhu’nu tavsiye ederim;-müthiş bir kitaptır...

‘Kuva-yı Milliye’, evet, ama Mustafa Kemal Paşa. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-yi Hukuk Cemiyetleri’nin kurulmasından sonra, bir ‘Kuva-yı Milliye’ci değil, bir ‘Müdafaa-yi Hukuk’çudur. Bu ayrımın son derece canalıcı bir ayrım olduğunu düşünüyorum: Kuva-yı Milliye, bir başkaldırının örgütlenişidir; ‘Müdafaa-yı Hukuk’ ise bu örgütlenişin legal ve demokratik bir meşruiyet zeminine oturtulması! Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşa’nın, ülkeyi ‘hakimiyet-i milliye’ye dayalı demokratik bir yönetimle geleceğe taşımaya kararlı olduğunun en açık göstergesidir. Kısaca, 1920-1925 arası, Kuva-yı Milliye’nin, giderek ‘Hakimiyet-i Milliye’ye dönüşmesinin tarihidir.

Birinci Meclis’te kurulan ‘İkinci Grup’, kendisini, ‘Müdafaa-yı Hukuk’ ilkelerine bağlılığını göstermek üzere bu adı, ‘İkinci Grup’ adını seçer. ‘İkinci Grup’un, ‘hakimiyetin kayıtsız koşulsuz’ millette olduğu konusundaki ısrarı, Kurtuluş Savaşı’nın ağır koşullarında bile, bu hakimiyetin ‘Tek Adam’ hakimiyetine dönüşmesine ilişkin kaygılarından dolayıdır.

Fakat asıl muhalefet, Mustafa Kemal Paşa’ya karşı olan milletvekillerinin, 1924 yılı başlarından itibaren örgütlenmeye başlayıp 17 Kasım 1924’te ‘Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurmalarıyla legal düzeye çıkar. Erik Jan Zürcher, ‘Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ üzerine yazdığı monografide, TCF’nin kuruluşunun Cumhuriyet Halk Fırkası’nca (CHF) nasıl karşılandığını şu sözlerle anlatır: ‘17 Kasım’da TCF, Cemiyetler Kanunu uyarınca siyasal bir parti olarak tescil olunmak üzere Dahiliye Vekaleti’ne resmen başvurdu. CHF’nin keskinliğiyle en ünlü isimlerinden biri olan ve on gün önceki büyük tartışmalarda hükümeti o denli azimle savunmuş olan Dahiliye Vekili Recep (Peker)’in, TCF delegasyonunu nezaketle hatta dostça karşılaması ve kayıt işlemleri sırasında hiçbir güçlük çıkarmaması oldukça şaşırtıcıydı.’

Zürcher’in, Peker’in tavrını ‘şaşırtıcı’ bulması, aslında Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye Cumhuriyeti’ni ‘Hakimiyet-i Milliyeye müstenit’ gerçek bir demokratik cumhuriyet olarak inşa etmek amacında olduğunu kavrayamamış olmasındandır. Sormak gerekiyor: Peker, muhalif TCF yöneticilerine, Mustafa Kemal Paşa’nın haberi (ve elbette onayı) olmadan ‘nezaketle, hatta dostça’ davranabilir miydi? Elbette hayır!

Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre önce ve daha TCF kurulmadan TBMM’de yaşanan bir olay, Mustafa Kemal Paşa’nın, Jakoben bir Kuvva’cı değil, Demokrat bir ‘Hakimiyet-i Milliye’ci olduğunu gösteriyor. Meclis, Paşa’nın Meclis Reis yardımcılığı ve Dahiliye Vekaleti için önerdiği adayların değil, muhalefetin adaylarını seçmiştir ve bakınız, bunu izleyen gelişmeler nasıl bir demokratik prosedür içinde gerçekleşiyor: Paşa, bunun hükümete güvensizlik anlamına geldiğini belirterek hükümetin istifasını istemiş, hükümet de bu isteğe uyarak istifa etmiştir. Paşa, kendi yandaşlarında, Bakanlık görevi kabul etmemelerini rica edince hükümet seçilememiş, ortaya çıkan buhran üzerine, Meclis hükümeti yerine Cumhurbaşkanının atadığı bir Başbakan ve o Başbakanın atadığı Bakanlardan oluşan hükümet modelini önermiştir: Bu da, Cumhuriyet demektir...

Cumhuriyetin kuruluşunda Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat işlettiği demokratik süreci görüyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde Cumhuriyet’in öncelikle ‘demokratik’ olduğunun belirtilmiş olmasının sadece bir tesadüf olmadığı, bundan daha iyi nasıl ortaya konulabilir?

Laik Cumhuriyet’ten sık sık söz ediyoruz da, ‘Demokratik Cumhuriyet’ten niçin söz etmiyoruz acaba?




Zaman
11/06/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir Toplum Mimarı Olarak Yahya Kemal
Bir İmparatorluğun Sonu
Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Kalkınma yöntemi olarak sosyalizm
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Dünya Klasikleri ile aranız nasıl?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
İsrail ablukasını ‘Onur’la deldiler
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"‘Kuva-yı Milliye’den ‘Hakimiyet-i Milliye’ye" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke