 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 40 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Ben diyorum ki, hayır kardeşim Her Türk Asker Doğmaz!
Her Türk asker doğmak,
askerlik yapmak, asker ölmek, asker de ölebilmek mecburiyetinde değildir.
Nasıl her Türk nükleer fizikçi, baraj mühendisi, balet, narenciye üreticisi, son
ütücü olarak doğmuyorsa, doğmayacaksa, doğmaması tercih nedeniyse her Türk,
asker de doğamaz.
Doğmayacaktır. Doğmaması gerekir.
"Birleşmiş Milletler 70'lerden beri vicdani reddin bir insan hakkı olduğu
fikrini savunuyor."
Diyerek mi girelim? Nasıl girelim bu 'hassas' konuya? Bu konu çok hassas çünkü
Askeriye'yle ilgili her konu çok hassas. Çok çok hassas, bu ülkede.
Orduyla
ilgili herrrhangi bir şeyde: öneri/eleştiri/neden böyle/neden öyle-hayır
haksızsınız, porselen dükkânındaki filsiniz.
Tuhafiyedeki zürafasınız; aman çabuk pılınızı pırtınızı toplayıp o konunun
topraklarından uzaklaşın-ızzz.
Ben diyorum ki, hayır kardeşim Her Türk Asker Doğmaz! Her Türk asker doğmak,
askerlik yapmak, asker ölmek, askerde ölebilmek mecburiyetinde değildir. Nasıl
her Türk nükleer fizikçi, baraj mühendisi, balet, narenciye üreticisi, son ütücü
olarak doğmuyorsa, doğmayacaksa, doğmaması tercih nedeniyse her Türk, asker de
doğamaz. Doğmayacaktır. Doğmaması gerekir.
Önce yıllardır, on yıllardır, yüz yıllardır maruz bırakıldığımız militarist
koşullanmalardan kurtulmamız gerektiğini, bazılarımızın böyle bir tercihi
olabileceğini kabul etme 'alicenaplığını' göstermemiz gerektiğini, ARTIK
gerektiğini söyleyerek lafa başlayalım.
Avrupa Konseyi'ne üye 46 ülke içinde vidani reddin bir hak olarak tanımlanmadığı
yalnızca iki ülkenin: Azerbaycan ve Türkiye'nin bulunduğunu belirtelim.
Ermenistan'ın dahi vicdani reddi bir hak olarak tanıdığını, kurucuları arasında
bulunduğumuz Avrupa Konseyi tarafından vicdani reddin tarafımızdan reddiyle
ilgili, mutat sıklıklarla uyarıldığımızı-
Şimdi biliyorsunuz (ya da bilmiyorsunuz) Mehmet Tarhan diye biri var. Mehmet
Tarhan total redçi. Mehmet Tarhan, kardeşim ben barışı seviyorum. Ben
anti-militaristim. Ben elime silah almam, Silahlı Kuvvetler'e de (hiçbir kisve
altında) hizmet vermem, veremem. Diyor. (Onun sözleriyle değil, ben kendi dilime
çeviriyorum.)
Mayıs 2001'de askerlik yapmayı reddettiği için tutuklanıyor. Ve o gün bugündür
Mehmet Tarhan'ın başı belada. Zira Türkiye Cumhuriyeti, Mehmet Tarhan'a bu insan
hakkını, eline silah almama, Silahlı Kuvvetler'e hizmet etmeme hakkını
tanımıyor. Mehmet Tarhan eşcinsel olanlar bir nevi 'sakat' 'kusurlu' vs. vs.
kabul edilerek askerlikten muaf tutulabiliyorlar. Bir sağlık kuruluşunun
muayenesine maruz bırakılarak.
Mehmet Tarhan bu muayeneye maruz bırakılmayı reddediyor. Zira o eşcinsel olduğu
için değil (yani 'kusurlu' ve bir nevi 'sakat' kabul edilmeyi kabul ettiği için
değil) TOTAL REDÇİ olduğu için askerlik yapmayı reddediyor.
Askeri Yargıtay 3'üncü Ceza Dairesi ise vicdani reddin kabul edilemezliğine
hükmediyor. "Silahlı çatışmaların devam ettiği bir coğrafyanın ortasında bulunan
Türkiye'nin ülke savunması için gerekli tedbirleri alması zorunludur. Bunun için
her erkeğin zorunlu askerlik yapacağı benimsenmiştir" ifadesiyle.
Ve de Sivas Askeri Mahkemesi'nin Mehmet Tarhan hakkında verdiği iki davada
toplam dört yıl hapis kararını bozuyor. Tarhan'ın (zorla) muayeneye tabi
tutularak 'eşcinsellik' gerekçesiyle terhisinin verilmesini talep ediyor. Yani
Tarhan'ın davası yine Askeri Yargıtay'da. Saçları zorla kesilmiş bulunan Mehmet
Tarhan Sivas'ta, Askeri Cezaevi'nde. Bu davanın seyrine bakarak daha yıllarca
orada kalacağına da hükmedebiliriz. Cezaevi koşullarının alabildiğine 'zor'
olacağını da.
Zira Mehmet Tarhan'dan önce 87'inci maddeden (EMRE İTAATSİZLİK maddesi)
yargılanıp askeri hapishanelerde yatmış bulunan vicdani retçiler Osman Murat
Ülke, Mehmet Bal ve Halil Savda'nın ne mene maddi ve manevi işkenelere
uğradıkları; diyelim Mehmet Bal'ın üstünden askeri üniformasını çıkartmaması
için ellerinden ve ayaklarından kelepçelendiği, el fizyonomisi 'düşünülerek'
yapılmış bulunan kelepçeler ayaklarını kestiği için Adana Askeri ezaevi Komutanı
Albay Durdu Solak tarafından özel olarak imal ettirilen prangalandığı 'filan'
biliniyor.
Yani Mehmet Tarhan'ı Askeri Cezaevi'nde geçireceği 'meşakkatli' (nasıl da
efendice kelimeler seçiyorum) yıllar bekliyor. Böyle bir tercihi olduğu için.
Anti-militarist olduğu için. Silahlı Kuvvetler'e hzmet vermeyi reddettiği için.
Bu ret hakkı kendisine tanınmadığı için.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım: Yurdumuz topraklarında 300 bin ila 400 bin
arasında değişen (kayda değer) sayılarda asker kaçağı dolaşıyor.
Ne yapılıp edilse bu sayı aşağı çekilemiyor, her üç ila beş yılda bir 'bedelli
askerlik' çıkarılarak zevahir kurtarılıyor: Yani 'bedelini' ödeyebilecek maddi
imkânlara sahip çocuklarımız Askeriye'nin emrinde geçirilecek 15 aylık bir süre
ve süreçten 'yırtıyorlar.'
Modernize edilmiş bir ordudan, profesyonelleştirilmiş bir ordudan (bizzat ordusu
tarafından) bu denli sık söz edilen bir ülkede, ordumuzun bütçemizden aldığı pay
bu denli 'hatırı sayılır' iken, teknoloji bu denli ilerlemiş (özellikle savaş
teknolojsi) bir sürü aletin başına 'uzmanlar' yani 'teknik donanımlı subaylar'
dışında kişilerin yerleştirilmesi giderek imkânsız hale gelmiş iken-
1. Askerlik süresi şu kısaltılmış haliyle bile, ziyadesiyle uzun değil midir?
2. Ordumuzun bu kadar çok sayıdaki kişiyi askere almaya çalışması hakiki bir
zaruret midir?
3. Bu denli çok para harcayabilen ve hatta elemanlarının kaynaklarıyla OYAK gibi
bir ekonomi devini yaratıklandırabilen Yüce Ordumuz, 'Türkiye'nin içinde
bulunduğu ÖZEL koşullar' teranesinin artık az biraz eski etkisinde ve
inandırıcılığında olmadığını, bilmem kabule yanaşabilecek midir?
Diyelim Aczmendiler, Yehova Şahitleri, kimi fundamentalist Protestanlar ellerine
dinleri gereği silah değdirmeyi reddediyorlar. E artık biz Avrupa Birliği'ne
Uyumlu müreffeh bir ülke olduğumuza/olacağımıza göre Budistlerimiz'in,
Hindularımız'ın sayısında da natürel bir artış olacak. E madem fikri hür,
vicdanı hür bir ülkenin çocuklarıyız; vicdani retçilerimiz de anlaşılan olacak.
Olacaktır. Olsun.
Askeriyemiz için 'Bedelli Askerlik' söz konusu olduğunda içleri kan ağlayarak da
olsa göz ardı edilebilen 'eşitlik' ilkesi bu denli mühim ise; hem hakikaten Türk
Ordusu'nun profesyonelleşmesi, modernleşmesi konusunda ciddi adımlar atılsın,
askerlik süresi yeniden kısaltılsın, hem de VİCDANİ RET bir insan hakkı olarak
tanınsın. Zira ben bir kız çocuğu annesi olarak böyle bir dertten 'sıyırmış'
olabilirim; ama bir oğlum olsaydı ve vicdani nedenlerle eline silah almayı
reddetseydi hem sonuna kadar onun (ve gerekirse mücadelesinin) yanında olurdum,
hemde diyelim öğretmenlik yaparak/koro çalıştırarak/ambulans sürerek/ağaç
dikerek/kreşte çocuk bakarak/aşı yaparak/icabında yerleri silerek DE devletine
'hizmet' edebilmesinin mümkün olduğu, ama bu görevlerin 'eşit' ve hakiki
ihtiyaçlar için dağıtılması ilkesiyle, pek de âlâ mümkün olduğu düşüncesi içinde
olurdum.
E, şimdi oğlum yok diye tam da 'kurtulmuş' sayılmam. Zira ülkemde vicdani reddin
bir hak olmaması beni (vicdanımı) rahatsız ediyor. Daha önce 87. maddeden
yargılanan üç vicdani retçiye karşın Mehmet Tarhan'ın 88. maddeden yani TOPLU
ERAT ÖNÜNDE EMRE İTAATSİZLİKten yargılanmasının rahatsız ettiği gibi.
Sivas Askeri Cezaevi'nde 'hangi koşullar' altında yatıyor olamadığım gibi. O
niye peki hapiste? Peki niye biz rahat rahat yatağımızdayız? gibi. Peki biz
rahat mıyız? Biri, insan haklarından bir hak için mücadele verirken, biz rahat
olabilir miyiz? Rahat uyuyabilir miyiz? gibi. Askeri konulara gelince
medyalamamızın içinde bulunduğu ağır militarist koşullanma, uyguladıkları
'oto-sansür' normal midir, 'norm' bu ise bu memleketin 'normlarını' daha
insanileştirmenin, vicdanileştirmenin zamanı gelmemiş midir, gelmeyecek midir,
hiç gelmeyecek midir?? GİBİ. Liste uzuyor. E kesmek, bir yerde bitirmek lazım.
Bitti.
Aktüel
|
| |
İlgili Bağlantılar
|
|
Haber Puanlama
|
|
Ortalama Puan: 4.42 Toplam Oy: 47

|
Seçenekler
|
|
|
| "Dava Açılan Yazının Tamamı" | Hesap Aç/Yarat | 6 yorum | Tartışma Ara |
|
| | Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz. |
|
|
Re: Dava Açýlan Yazýnýn Tamamý (Puan: 1) Gönderen: yoyocemil Tarih: 08.06.2006 Saat: 08:53 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | BEN BAZI İFADELER DIŞINDA YÜCE VE KUTSAL DEVLETİMİZİN VE PEYGAMBER OCAĞI ASKERİYEMİZİN ALEYHİNDE VE ONLARA KIŞKIRTICI ÇOK CİDDİ İFADELERE RASTLAMADIM. BENCE ÇOK ZARURİ VE HAKİKİ BİR İHTİYACIMIZI DİLE GETİRMİŞ. PERİHAN MAĞDEN DOĞRULARI DOBRA DOBRA YAZMIŞ. GERÇEKLERİ -HELE HELE BU KADAR CİDDİ VE ZARURİ OLAN VE DEVLETİMİZ, MİLLETİMİZ, HALKIMIZ, DÜNYA ÜZERİNDEKİ PRESTİJİMİZ VE KUTSAL PEYGAMBER OCAĞI ASKERİYE KURUMUMUZ İÇİN ÇOK GEREKLİ OLAN GERÇEKLER- ANCAK BU KADAR GÜZEL İFADE OLUNUR VE BU GERÇEKLERE ANCAK BU KADAR "GERÇEKÇİ" YAKLAŞILABİLİNİRDİ. YASAKLARIN BİRÇOĞUNA -ÖZELLİKLE İFADE HAK VE HÜRRİYETLERİNİ SINIRLAYICI, 5816 SAYILI "ATATÜRK'Ü KORUMA KANUNU" GİBİ NE İDÜĞÜ BELİRSİZ DÜNYADA MESNEDİ MENENDİ BULUNMAYAN ANTİDEMOKRATİK VE TOTALİTER REJİMLERE RAHMET OKUTACAK YASAKLARIN BİRÇOĞUNA- KARŞI BİR İNSAN OLARAK PERİHAN MAĞDENİN SÖZ VE YAZI HÜRRİYETİNİ KISITLAYICI BÖYLE BİR ANLAYIŞI VE KARARI KINIYOR, YETKİLİLERDEN GEREĞİNİN YAPILMASINI YETKİLİLERİN HUZURUNA ARZEDİYOR VE BÖYLE ORTAÇAĞ KARANLIKLARINDAN FIRLAYIP "ÇAĞDAŞ" TÜRKİYE'NİN SİNESİNE GİREBİLMİŞ BÖYLE "ANTİDEMOKRATİK" BİR MUAMELEYİ PERİHAN MAĞDEN'E REVA GÖRENLERİ ŞİDDETLE KINIYORUM. SAYGILARIMLA. CEMİL BAĞIŞ.............. |
|
|
Re: Dava Açýlan Yazýnýn Tamamý (Puan: 1) Gönderen: Feryad Tarih: 08.06.2006 Saat: 11:35 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | Perihan Mağden'in yazısında herhangi bir hakaret göremedim. Yazar, düşüncelerini açıkça belirterek, hiçbir kuruma hakarette bulunmamıştır.
Tarih kitaplarında çokça anlatılır -özellikle üniversiteye hazırlık kitaplarının tarih ve felsefe kaynaklarında-; "İyonya Uygarlığı neden bu kadar zengin? Felsefe denilince neden aklımıza İyonya gelir?" gibi sorularla sıkça karşılaşırız. Hepsinin birbirine bağlı cevapları sıralanır, bu cevapların en önemlisi: "iyonya'da konuşulan dilin gelişmiş olması" ve "düşünce özgürlüğü"... bu sayılanların olması durumunda, ekonomi de gelişir, bilimde...
Kanun koyucular acaba nasıl bir Türkiye istiyorlar? Benim görüşüm; kafalarında 'çelikten yapılmış kafeslerle' dolaşan vatandaşlar ve bunlara uymayanlar... uymayanlar mı? onların da bedenlerini parmaklıklar arkasına atacaklar. |
|
|
Re: Dava Açýlan Yazýnýn Tamamý (Puan: 1) Gönderen: insan Tarih: 14.06.2006 Saat: 08:27 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | İYİ O ZAMAN KİMSE ASKERE GİTMEZKİ.HERKES VİCDANİ RED HAKKINI KULLANARAK ASKERE GİTMEMEYE MEYLEDER.O ZAMAN BU DURUM EŞİTSİZLİĞİN ADALETSİZLİĞİN TAM DA DANİSKASI OLMAZ MI?O ZAMAN HANGİ TÜRK GENCİ ASKERE GİTMEK İSTER Kİ....BURADA ASIL MAKUL OLAN ASKERLİĞİN SÜRESİNİN KISALTILMASIDIR.BİR GENCİN 15 AY ASKERLİK YAPMASI ÇOK BÜYÜK BİR MADDİ KÜLFETTİR.O ASKERİN ELBİSESİ,YEMESİ,İÇMESİ,BARINMASI,EĞİTİMDE HARCADIĞI MÜHİMMAT....VESAİRE VESAİRE.....BİRDE O GENCİN 15 AY İŞ HAYATINDAN VE ÜRETİMDEN AYRI KALMASI..BUNLARI ÜST ÜSTE KOYDUĞUNUZDA MÜTHİŞ BİR EKONOMİK KAYIP.YANİ MAKUL OLAN, SÜRENİN AZALTILMASI |
|
|
Re: Dava Açılan Yazının Tamamı (Puan: 1) Gönderen: vakit_direnme_vaktidir Tarih: 11.02.2007 Saat: 16:31 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | VİCDANİ RED'ÇİLERE SÖYLÜYORUM.
AŞAĞIDAKİ MADDELER BU ÜLKENİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ İÇİNDİR.
Halkı askerlikten soğutma
Madde 318 - (1) Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır.
Askerleri itaatsizliğe teşvik
Madde 319 - (1) Askerleri veya askerî idareye bağlı olarak görev yapan diğer kişileri kanunlara karşı itaatsizliğe veya yeminlerini bozmaya veya askerî disiplini veya askerlik hizmetine ilişkin görevlerini ihlâle yönelten ve tahrik edenler ile kanunlara, yeminlere veya disiplin veya diğer görevlere aykırı hareketleri askerler önünde öven veya iyi gördüğünü söyleyen kimselere, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, alenî olarak işlenmişse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Fiil, savaş zamanında işlenmiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
KAYNAK;
http://www.belgenet.com/yasa/tck/317-325.html |
|
|
Re: Dava Açılan Yazının Tamamı (Puan: 1) Gönderen: HalitKutay Tarih: 11.12.2007 Saat: 14:44 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | arkadaşlar, bu askerlik konusunda mesele şudur: hiçbir meslekte, hiç kimseye üç hafta eğitim verdikten sonra, hadi sen bu mesleği öğrendin, sahaya in denilmez. bu, bir tek askerlik için geçerlidir ülkemizde. polislik mesleği profesyonel olarak icra edilir. polislik mesleğindekimseye üç hafta eğitim verilerek sahaya indirilmez . askerlik de bu anlamda profesyonel hale getirilmelidir. perihan mağden'i tümüyle tasvip ediyorum. yazısında bir hakaret olduğunu düşünmüyorum.
nasıl ki, kimse herhangi bir mesleği icra etme mecburiyeti altında tutulmuyorsa, askerlik hizmeti için de bu ölçü geçerli olmalıdır. durum, iktisadi açıdan da olayın böyle değerlendirilmesini gerektirir. sürekli acemi asker eğitimine tahsis edilen meblağ, böylece profesyonel olarak hizmet veren personele ve donanıma tahsis edilir. |
|
|
|
|