Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 20 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Sadık Yalsızuçanlar: Geleneksel müziğin arı duru sesi Sabahat Akkiraz
Tarih: 04.06.2006 Saat: 05:15 Gönderen: karakutu

 


Sahnenin ortasına Maksim’e hatta Tepebaşı’ndaki pavyonlardakine benzer bir platform koyup, geri kalan alana masalar yerleştirip, üzerini naylon güller ve bayat kuru pastalarla ‘süsleyip’, mini etekli birkaç sarışın kızı sahnenin farklı yerlerine ‘serpiştirip’, yeni ‘albüm’ü çıkmış, saçları jöleli, beyaz takım elbiseli, ‘terbiyesiz’ gırtlaklı tenorları bağırtarak ‘müzik-eğlence programı’ yaptıklarını sanan çeşitli ‘yapımcı-yönetmen’lerin, Sabahat Akkiraz’ın yurtdışında görkemli bir müzikal başarısı söz konusu olup da programa davet etmeleri gerektiğinde, asistanlarıyla konuşurken şu cümleyi kullanmaları gelenek haline gelmiştir: ‘İyi güzel de sahnesi zayıf.’




Bu cümlenin kurulmasının nedeni, geleneksel müziğimizin berrak, gürül gürül ve otantik sesi Sabahat Akkiraz’ın ‘sahne’de giysisi, sevgilileri, özel yaşamı, bedeni (cinselliği) ve dansıyla değil, sadece sesiyle, sesinin imkanlarıyla var olmak istemesidir.

Bu, esasında, müziğin geleneksel doğasındaki ‘edep’le de ilgilidir. Zira orada aslolan ezgidir, ona kaynaklık eden hatıralar ve acılardır. O ezginin müzikal değeridir. İcracı da bir ‘araç’tır ve söylediği duvazimamı, ağıtı, güzellemeyi veya gazeli kendi tecrübesinin ürünü olarak benimseyip ‘yorumlamaktadır’. Sabahat Akkiraz bu anlamda son derece ilginç bir örnek olarak müzikal yaşamımızdaki özgün yerini korumaktadır.

Geleneğe bu düşmanlık niye?

Bugün düğünlerde, pavyonlarda, zeytin veya kayısı festivallerinde okunan semahların, Kerbela ağıtlarının, nefeslerin, ilahi ve devriyelerin eşliğinde ‘İbrahim Tatlıses göbeği’ atanların bu şiir ve ezgilerle ilişkisi, inisiyatik gelenekle ilgisi köktenci biçimde kopmuştur. Hacı Bektaş-ı Veli’nin huzurundaki bir zikirde okunan duvazimamın icra biçimiyle, Almanya’nın bir kentindeki bir düğün salonunda söylenen semahın yorum tarzı yerle gök kadar birbirine uzaktır. Geleneksel olanla ilişkisi bu denli yaralanmış bir dünyadan farklı bir şey beklemek de abestir. Lakin birilerinin çıkıp bunu dile getirmesi, hani şu ünlü, ‘namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça’ meseline gönderme yapacak olursak, geleneğin uğradığı travma kadar köktenci olmadıkça, bu işlerin düzelmesini beklemek de beyhude olacaktır.

Sabahat Akkiraz’ın geçenlerde kaset-CD arşivimin kalabalığında gözden yitmiş bir yerinde yeniden rastladığım ‘Yiğit İnsanların Türküleri’ ‘albüm’ündeki Yemen ağıdıyla Noksani’ye ait olan o dillere destan, nefis duvazimam’ını tekrar dinleyince olanlar oldu ve ayranım iyice kabardı. Bir defa ağıdın bizatihi kendisi, ‘insanın tenine değip geçen değmeyip delip geçen’ türden… Adam Yayınları’ndan çıkan Yaşar Kemal derlemesi ağıtlar arasında da rastladığımı hatırlıyorum buna: ‘Yemen bizim neyimize / şivan düştü evimize / bak yavrular yetim kaldı / güvenmeyin beyinize’

Tek dizeyle bir milletin ‘Yemen macerası’na bir itiraz şerhi düştükten sonra yüreği yanmış olan ana/gelin, ardından olağanüstü bir yas resmi sunuyor: İçine ölüm çığlığının düştüğü ev, ölünün ardında bıraktığı kaosu, hele ölen genç ise, civan ise, bunun yüreği birkaç kat daha çok yaktığı ancak bu denli sade, yakıcı ve zarif anlatılabilir. Beye güvenmeyin derken, ölümün insanı duçar ettiği çaresizlik, beyin kudretinin yenik düşmesiyle, güçsüzlüğüyle ne güzel dile geliyor.

Ve Akkiraz, Arif Sağ ve öğrencilerinin şelpeli sazlarıyla, mey’iyle, bendiriyle, divan ve bağlamasıyla oluşan ağıt cümbüşünün arasında ağıda nasıl bir çığlıkla giriyor, nasıl toprağa benzeyen bir sesle, ağıdı yakan kadının yüreğindeki o sedanın aynıyla söylüyor. İkinci bentte yürek eziliyor, ciğer deliniyor, gırtlak düğümleniyor ve son dizeyle gözden yaş süzülüyor: ‘Basma fistan kirlenirse / başta leçek düğlenirse / ya kimlere baba desin / yetim yavrum dillenirse?’

Sözün gücü yalınlığındadır. Yalınlığın kaynağı, ruhtaki tecrübeden gelir. Biz, modern zamanların kibirli yazarları, deneyimlemediğimiz şeyleri anlatıp duruyoruz. Ve bunu marifet sandığımız gibi, kendimizi de ‘küçük tanrı’ kompleksinin kirli, kükürtlü dumanında savurup duruyoruz. Öyle ya çok önemli şeyler söylüyoruz. Bizden önce söylenmedik şeyler.

Klasik türkülerimizi hatırlamak!

‘Cancağımızım, artık şeyler söylemek lazım…’ Peki kim söyleyecek bunu? ‘Bizim sarhoşluğumuz üzüm sarhoşluğu değildir, bizim sarhoşluğumuzun sonu yok.’ diyen Hz. Mevlânâ gibileri mi, ‘biz sarhoş iken henüz üzüm yaratılmamıştı’ diyen, cezbeleri on gün süren, cezbeden uyandıktan sonra yazan ve şiirlerini değme oryantalistler şerh edemeyen İbn Farıd mı, yoksa ‘bir de rakı şişesinde balık olsam’ diyenler mi? Hz. Peygamber’le vahiy meleğine ‘cinsel pencere’den bakan kutsal tarih yağmacıları mı?

Sabahat Akkiraz, Yemen ağıdının son bendinde bizi kalbimizden vuruyor: ‘Günden yana oldu mola? / yerden yana oldu mola? / yiğidimin ela gözü / karıncalar oydu mola?’ Yiğit İnsanların Türküleri dışında, Akkiraz’ın o yüzyıllar öncesinden geliyor izlenimi veren sesinden, Şafak Söktü, İnsana Muhabbet Duyalı, Bir Gerçeğe Bel Bağladım, Boş Yere Kavgayı, Zahmet Biliriz, Fazilet, Yalan Dünya, Bendeki Yaralar, Dostların Anısına, Dağlar Kardeşimi Geri Verin, Yiğit İnsanların Türküleri, Türkülerle Gide Gide, Yüreğimin Sesi, Deli Derviş, Lamekan, Kaygusuz gibi nice deyişler, nefesler, ilahiler, semahlar, ağıtlar, güzelleme ve koçaklamalar dinledik, dinliyoruz.

Bir keresinde Mezzo kanalında belgeseline rastladığım Akkiraz, Kanada’dan Japonya’ya, Paris’ten Londra’ya, dünyanın dört bir yanına, hakiki müzikal etkinliklere gidip gönlünce, müziğinin doğasının gereklerine uygun olarak konserler veriyor. Bu toprakların binyıllar öncesinden bugüne getirdiği sesleri, yaşamın ve ölümün bize oynadığı oyunlar karşısında ağıtçılarımızın yaktığı türküleri Akkiraz gibi icraya çalışan Birol Topaloğlu, Erkan Oğur gibi bir avuç değer, bizim kendi iletişim ortamlarımızda, müzik dünyamızda kamet-i kıymetlerine uygun bir ‘sahne’ bulamıyorlar. Onların bir gün çığlıklarını özgürce, o geleneğin içinden, hakiki biçimde seslendirdikleri zeminler oluşunca bilin ki, bu ülkede işler düzeliyor. Yiğit İnsanların Türküleri’ndeki Noksani’ye ait duvazimamın sırlarıyla bitirelim:

‘Kudret kandilinden balkıyıp duran / muhammed ali’nin nurudur billah / zuhur edip küffarın meskenin yıkan / elinde zülfikar ali’dir billah / elinde zülfikar altında düldül / Önünce kamber’in dilleri bülbül / hz.fatıma anam cennetten bir gül / Ona sırrım dedi hak resulullah (…) noksani’yem niyazımız üstad’a / elinde zülfikar hem ehli kanda / binbir donda baş göstirdi müzteza / mürşidimiz bülbülümüz eyvallah’






Zaman
04/06/2006

 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.63
Toplam Oy: 22


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir tuhaflık var
"Yeni bir sol parti" safsatası
Hüküm Giymiş Bir Kitap İçin Yazıt
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Bir erkeklik aleti olarak: Argo
Bir parodi olarak “iddianame”
Semih Gümüş: Okuma dersi olarak eleştiri
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Depeche Mode: Enjoy The Silence
Solculuk bile yapılır
Beni acilen vuracaklarmış!
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"Geleneksel müziğin arı duru sesi Sabahat Akkiraz" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke