Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 232 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Dücane Cündioğlu: İhtilâl’den inkılâb’a...
Tarih: 28.05.2006 Saat: 04:21 Gönderen: karakutu
 

Dünkü yazımızda ihtilâl, inkılâb, devrim ve müdahale kelimelerinin dördünün de Arapça kökenli olduğunu söylemiş ve ilkinin izini sürdüğümüz hâlde, diğer üç kelimeyi inceleyememiştik.

Önce inkilâb’tan başlayalım.

Bakışımızı inkılâb kelimesinin kökenine çevirdiğimizde çok tanıdık bir kelimeyle karşılaşırız: ‘kalb’.

Türkçe’de gönül ve yürek’le karşılanan bu kelimenin fiil olarak kullanımı (kallebe) çeşitli anlamlara sahipmiş gibi görünüyorsa da en temelde yatan anlamı “bir şeyin altını üstüne getirmek”tir; yani çevirmek, döndürmek, yuvarlamak, devirmek, değiştirmek... Dolayısıyla ‘kalb’ kelimesi de isim olarak bütün bu hareketlerin (tahavvülâtın, hâlden hâle geçişin) sebebi olan yeti için kullanılır.



Bu yetinin hangi organa ait olduğu ihtilâflıdır. Antik Yunan’dan beri halk bu yetinin göğüs kafesinin solunda olduğuna inanırken, âlimler tam da aksine dimağda, yani beyinde olduğunu pekâlâ bilirlerdi. Bir örnek olarak birçok âlimin yanısıra Hanefî mezhebinin imamı Ebu Hanife’nin dahî bu yetinin dimağda bulunduğunu açıkça ifade ettiğini söyleyebiliriz.

Burada dikkat çekmek istediğimiz bir değer husus da bu hareketin, iki hareket türünden, yani dairesel ve doğrusal (müstedir-müstakim) hareketten sadece ilkini ifade ediyor olmasıdır. Bu durumda bir şeyin altını üstüne getirmek (çevirmek, döndürmek, yuvarlamak, vs.), âdeta bir kürenin veya bir topun altını üstüne getirmek demektir; yoksa bir bifteğin değil... Biftek bir şeye inkılâb etmez, sadece ters-yüz olur. Geometrik olarak ifade edecek olursak, yer değiştiren bu durumda bifteğin yüzeyleridir.

Kalbin hareketi, duyguların hareketidir; yani ‘sevinmek’ ve ‘üzülmek’ gibi duyguların... Nitekim Türkçe ‘gönül’ kelimesinin anlamı da buna yakındır ve “sevinç/sevinme yetisi” anlamına gelir. Bu anlamda hemen ‘gönenmek’ (sevinmek, mutlu olmak) veya ‘gönendirmek’ (sevindirmek, mutlu etmek) fiillerini hatırlayabiliriz. Nitekim Yunusumuz şöyle der:

Gönüle gireni gönendi derler

Gönüle sen de gir kim gönenesin.

Yani bir gönüle girince, bir gönlü kazanınca kişi sevinir, mutlu olur. Sen de bir gönüle gir ki sevinesin, mutlu olasın!

‘Yürek’ kelimesine gelince, bu kelime de tıpkı ‘kalb’ gibi, ‘gönül’ gibi, duyguların hareketini ifade eder. Kolaylıkla bulunacağı üzere kökü, ‘yür-mek’ veya aynı anlamda ‘yür-ü-mek’tir; cesaret ve atılganlık gibi muayyen duyguların yürümesini (hareket etmesini) sağlayan yetiye ‘yürek’ denir; sevinç ve türevleri gibi muayyen duyguların hareketini sağlayan yetiye ise ‘gönül’. (Her iki kelimenin de kullanım alanlarına dikkat edilirse, işaret ettiğimiz ayrımın daha iyi kavranacağını söyleyebiliriz.)

Kısacası, Türkçe olan ‘gönül’ ile ‘yürek’in anlam ve işlevlerini, Arapça olan ‘kalb’ kelimesinin tek başına karşıladığını söyleyebiliriz. (Arapça’da bir de ‘fuad’, —çoğulu ef’ide— kelimesi bulunmaktadır ki bu kelime daha çok ‘akıl’ anlamında kullanılır.)

Kökeninde ‘kalb’in bulunduğu ‘inkılâb’, bugün daha çok “sosyal ve siyasî değişim ve dönüşümleri” tanımlamak için kullanılmaktadır ki siyasî ve sosyal yapının altının üstüne getirilmesi, âdeta kürenin tersine çevrilmesi demektir. Altta olanlar üste çıkar, üstte olanlar da alta inerse bu bir inkilâbdır. Meselâ “Fransız İnkılâbı”, kelimenin bu anlamıyla tam bir mutabakat halindedir. Monarşi yıkılır ve aristokrasi imtiyazlarını kaybedip baş-aşağıya inerken —ki bu durumda ayakları ters istikamettedir—, halkın temsilcileri de kürenin üstüne çıkarlar. Ama çok ilginçtir ki bu ‘alt’ ve ‘üst’ kavramları hiç, ama hiç inkılâb etmez (değişmez). İnkılâb edenler sadece alttakiler ile üsttekilerdir.

Alttakilerin üste çıkmaları ve üsttekilerin al-aşağı edilmeleri, yani bulundukları yerden alınıp aşağıya çekilmeleri için alttakilerin (halkın temsilcisi olduklarını iddia edenlerin) şiddet kullanmasına ihtiyaç vardır; aksi takdirde, buna “yer değiştirme” veya “nöbet değiştirme”; yani ‘demokrasi’ adı verilir ki bazıları bu işlemin dahi gerçekte halkı ilgilendirmediğine inanırlar.

Cumhuriyet idaresi, bir inkılâb idaresidir ve bu teşebbüsün henüz Türkçe karşılığı bulunamamıştır. (Her ne kadar bazıları ‘devrim’i kullanıyorlarsa da bu kelime Türkçe değildir.)

Türk devlet geleneği ihtilâl ve inkılâb’a yabancıdır; zira Türkler ihtilâl ve inkılâb yapmak yerine, ya eskisini ayakta tutmaya çalışmışlardır, ya da çözümü yeni bir devlet kurmakta bulmuşlardır.




Yenişafak
28/05/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3.66
Toplam Oy: 6


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir Toplum Mimarı Olarak Yahya Kemal
Bir İmparatorluğun Sonu
Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Kalkınma yöntemi olarak sosyalizm
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Dünya Klasikleri ile aranız nasıl?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
İsrail ablukasını ‘Onur’la deldiler
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"İhtilâl’den inkılâb’a..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke