Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 316 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Kargalar ve Türkler...
 Çakallar ve Araplar
 William Street, birinci sokak
 KORKUYORUM
 NİCCOLO MACHİAVELLİ
 İç...
 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Makale: Serseriler, Kopuklar, Külhanbeyleri 2.Bölüm
Tarih: 25.05.2006 Saat: 11:53 Gönderen: karakutu
 

6. Değerlendirme ve Sonuç

Serseriliğin kapsamı ve bu anlamda değerlendirmeye alınan kabadayı, külhanbeyi, hayta, kopuk vb. tarihî ve sosyolojik kavramlardan da anlaşılacağı üzere, tarihî işlevleri itibariyle bu kişileri her zaman kötü niyetli kabul etmek ve güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesinde şüpheci bir yaklaşımla istisnasız potansiyel suçlu görmek yerleşik bir uygulama haline gelmiştir.

Tarihte meydana gelen ve toplumsal hafızada yer eden birtakım olaylar nedeniyle toplum genelinde ve özelde güvenlik kuvvetlerinde genel emniyet ve âsâyişin sağlanması yönüyle serserilere önyargılı yaklaşılmıştır. Bu önyargının ise başlıca sebebi serserilere atfedilen toplumsal roldür.

Serseriler, bir anlamda toplumsal kural ve düzenlemelerden, toplumun genel ilkelerinden saptıkları ve bunları ihlal ettikleri için etiketlenmişlerdir. Nitekim Cumhuriyet Döneminde yapılan kanunî düzenlemelerde yer alan hükümler bu önyargının ve etiketlemenin önemli yansımalarıdır.

Sosyolojik açıdan önemli bir sosyal sınıf olan serseriler ve benzeri şahısların bugünkü yapılarını da ortaya koymak kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiş olup, bu önleyici kolluk hizmetlerin yürütülmesinde bir gerekliliktir. Bu nitelikte insanlar tam anlamıyla sosyalleşmesini tamamlayamamış insanlardır. Sosyolojinin önemli bir faktör kabul ettiği sosyalleşmenin yeterli olmaması veya kişinin intibak kabiliyetinin (capacity of adaption)103 ileri seviyelere varmaması sonucu toplumca iyi gözle bakılmayan davranışlar ortaya çıkabilmektedir. Ancak sosyoloji, sosyal olayları tek bir nedene bakarak Açıklamaz.



Bu, serseriler ve serserilerin toplumsal konumlarını tahlil etmek açısından da geçerlidir. Sosyal olaylar çok sebepli olaylardır. Bireyin alışkanlıkları, içerisinde yer aldığı grubun karakteristikleri onun davranışları üzerinde etkili olmaktadır. Suç üzerindeki etkisini dikkate alacak olursak çevre, kişiyi toplumsal anlamda harekete geçirici faktörler arasında yer almaktadır.104 Çünkü onları bu şekilde bir hayat tarzına ait oldukları çevrenin temel dinamikleri, yetişme tarzları ve karsı karsıya kaldıkları sosyal konum zorlamaktadır.

Kabadayılar, külhanbeyleri, haytalar, kopuklar ve günümüzün genel tabiri ile serserilerin sosyal yaşamdaki rolleri de çevresel etkilerle bire bir bağlantılıdır. Bununla birlikte günümüzdeki çete elebaşları ve üyelerinin geçmişin serseri yapılanmaları ile benzerliklerini ortaya koymak ve bugüne yansımalarını iyi tahlil etmek gerekmektedir. Çünkü zamanımızın yapılanmaları tam anlamıyla birer suç üretim merkezleri haline gelmişlerdir. Geçmişte, dayanışma içerisinde bulunarak varlığını devam ettirme ve acizliği kuvvete çevirme anlayışı birlikteliği ortaya Çıkarmışken, bugün yasadışı yapılanmalarda önde gelen amaç illegal yollardan maddî kazanç ve menfaat sağlamadır. geçmişin aciz, muzdarip ve çaresiz çete üyelerinin yerini bugünün kravatlı, iyi eğitim görmüş, sosyal statüleri yüksek çete üyeleri almıştır.

Çağın değişen koşullarına ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik problemlere bağlı olarak serseriliğin ve bu kapsamda kabadayılık ve külhanbeyliğin tanımı da değişmiştir.

Her ne şekilde olursa olsun serseriler geçmişte olsun günümüzde olsun toplumsal hayatin usûl ve adam bilmez temel figüranları olmaya devam edeceklerdir. Onlar, toplumsal hayatin temel unsurları olarak yaşamımızda rol alırken kolluk kuvvetleri de kamu güvenliği ve genel emniyetin bir gereği olarak var olacak ve bu ilişki zamanın seyri içerisinde aralıksız akıp gitmeye devam edecektir.
Günümüzün serserileri ise ayrı bir çalışmada incelenmeye muhtaçtır.

EK: Nizamname Metni


Tacilli tarafından "nizamname" olarak isimlendirilen düzenleme, konu hakkında çalışma yapan bazı kişilerce "kanun" olarak isimlendirilmektedir.
Düzenlemenin tam metni105 aşağıya Çıkarılmıştır:

Birinci fasıl: Serseriler hakkındadır

1. Hiçbir vâsıta-i mâişeti [geçim vasıtası] bulunmadığı ve çalışmaya kudreti olduğu halde, lâ akan [en az] iki aydan beri bir guşa kamu kese [hiçbir şekilde çalışmayan] veya sanatla meşgul olmayan ve bu müddet zarfında is bulmak için tesebbüsâti lâzimede [gerekli girişimlerde] bulunduğunu dahi ispat edemeyip, şurada burada dolasan kimselere serseri ıtlak olunur (söylenir]. çalışmaya muktedir iken tes'eli [dilenmeyi] vesilem mâişet [geçim yolu] ittihaz edenler dahi serseri addolunur.

2. zabıtaca icra kılınacak tahkikat [araştırma] üzerine serseri olduğu anlaşıldıktan sonra derdest olunan eşhas [gözaltına alınan şahıs] 24 saat zarfında tahkikat evrakıyla birlikte müddet umumiliğe [savcılığa] teslim olunacaklardır.
3. şahsi mazannunun [zanlının] neticem muhakemeye [mahkeme sonuçlanıncaya] kadar zabıta dairesinde alıkonulması zimminda müddet umumi tarafından müfekkire verilip evrakı derhal mahkemeye tevdi olunur. Evrakın tevdiinden itibaren nihayet 24 saat zarfında icrayı muhakemeye mübaşeret olunacaktır [başlanacaktır].

4. Muhakeme ile serseriliği sabit olan şahsin umura nâfıa [faydalı islerde] veya belediye veyahut müessesti umumiyetin [kamu kurulusu] birinde iki maçtan [ay] dört maça kadar istihdamına [vazifelendirilmesine] ve bu suretin icrasına lede'l iptidam imkansızlığı görüldüğü takdirde memleketine veya is bulması mümkün olan bir mahalli münasibe [uygun bir yere] sevk ve izamına [gönderilmesine] birlikte karar verilecektir. İşbu karar kâbili istinaf ve temyiz olmayıp [yeniden mahkeme olmaksızın] derhal icra olunacaktır.

5. Maddem sâbıkada [geçen maddede] beyan olunan istihdam, ücreti maruf enin nısfı [belirlenen ücretin yarısı] istihdam eden idare tarafından verilmek şartıyla o belde dahilinde veya civarında serserinin çalıştırılmasından ibarettir. Ancak mahalli beytûti [yatacak yer] olmayanlara idarem mezkura [bahsedilen idare] tarafından yatacak bir mahal gösterilecek ve bu takdirde serseriye ücreti maruf enin yalnız sülüsü [üçte bir] ita olunacaktır [ödenecektir].
6. Maddem sâbıka veçhile istihdamı mümkün olmayan serserinin izam olunacağı [gönderileceği] mahal, zabıta ile muhabere ile müddet umumi tarafından tayin olunduktan sonra icabı zabıtaca icra olunur. Mahkuma aleyh esbabı makbule [geçerli sebep] beyanıyla bir mahalle tayin eder ve zabıtaca mahzur gösterilmez ise kendisinin arzu ettiği mahalle gönderilir.
7. Müddeti istihdamını ikmal [hizmet süresini tamamlama] veyahut müddeti mezkura [belirtilen süre] zarfında bir vasitai maişet tedarik ve temin eden serseriler, müddet umumilikçe kaydına işaretle serbest bırakılacaktır.
8. Hizmetinden firar veya imtina eden [kaçınan] yahut bir sene zarfında mükerrer olan serseriler derdest edildiklerinde 3. madde mucibince [gereğince] zabıta dairesine gönderilip muhakemeleri bil icra 3 aydan bir seneye kadar neft [sürgün] olunacaklardır.

9. zabıtaca şüpheli addolunan [sayılan] mahallerde dolaşmayı itiyat eden [alışkanlık haline getiren] veyahut Dabi süphei ahval ve harekatta [şüphe uyandıran tavırlarda] bulunan serseriler 12. maddede muharrer usule tevfikan [yazılı usule uygun] bit tevkif muhakemeleri icra olunarak bir haftadan altı maça [ay] kadar hapis veyahut üç maçtan iki seneye kadar neft olunurlar [tutuklanırlar].
İkinci fasıl: Mazannai sû [kendisinden kötülük gelmesi muhtemel kişi] hakkındadır

10. Cinayet ve sirkat [hırsızlık] ve ahız [almak] ve yankesicilik ve sârıklara [hırsızlara] yataklık ve dolandırıcılık ve cebren fiili senî [tecavüz] icrasına tagaddi cerâiminden [suçlarından] biriyle la akan [en az] iki defa mahkum olmuş ve cezasını çekmiş olanlardan veyahut Zaptiye Nezareti altında bulunanlardan zabıtaca Dabi sübhei ahval ve harekatı görünen eşhas mazannai sû addolunurlar. [Her zaman zarar verebilecek şahıs sayılır.]
11. Mazannai su addolunan eşhas zabıtaca derdest edilerek ahval ve harekatı vakıasını tasrih [Açık] ve esbabı subutiye [kesin sebepler] ve delgilini tavzih edecek [delillerini açığa Çıkaracak] surette tanzim kılınacak zabit varakasıyla nihayet 48 saat zarfında müddet umumiliğe teslim olunacaktır. müddet umumi tarafından îta kılınacak [verilecek] müzekkere üzerine şahsi merkûm tevkif olunup muhakemesi müstacilen bil icra zabit varakasının hilâfını [aksini] ispat edemediği ve mazannai sû olduğu tahakkuk eylediği takdirde bir maçtan bir seneye kadar hapis veyahut üç maçtan iki seneye kadar neft [sürgün] cezası ile mücazât olunacaktır [cezalandırılacaktır].
Üçüncü fasıl: Ahkâmı müsterekeyi havidir [genel hükümleri kapsar]

12. Ketçi hüviyet [kimliklerini gizlemek] maksadıyla her ne suretle olursa olsun tebdili kıyafet etmiş [kılık değiştirmiş] olanlar veyahut üzerlerinde eke ve çengel ve maymuncuk gibi kilit ve kamu ve pencere küsadiyla [açmakla] hırsızlık ve cercimi sâire irtikabına [diğer suçların islenmesine] ve merakin ve dekâkine [meskenlere ve dükkanlara] duhule medar [girmeye sebep] olacak âlet ve edevat bulunduğu halde eşyayı mefkureyi [belirtilen eşyaları] ol zaman bir maksadı meşrua [geçerli bir sebebe] metni taşıdıklarını ispat edemeyenler, serseri makalesinden ise beş kamçıdan yirmi kamçıya kadar darp olunduktan sonra dokuzuncu madde mûcibince [gereğince] mücazât edilir [cezalandırılır]. Yahut bunlara bedel bir aydan bir seneye kadar hapis olunur. Ve eğer bu makule eşhas mazannai sû takımından ise 15 kamçıdan 35 kamçıya kadar dara olunduktan sonra 11. madde mûcibince mücazât olunur. Veyahut bu cezalara bedel iki aydan iki seneye kadar hapis edilir.

13. Eşhasa fiilen taarruz ve tehdit eyleyen serseriler on kamçıdan otuz kamçıya kadar darp olunduktan sonra 9. madde mucibince mücazât edilir veyahut bunlara bedel bir buçuk aydan bir buçuk seneye kadar hapis olunur ve mazannai sû takımından buna mütecasir olanlar yirmi kamçıdan otuz dokuz kamçıya kadar darp olunduktan sonra 11. madde mucibince mücazât olunur. Veyahut buna bedel üç aydan iki buçuk seneye kadar hapis olunur. Fakat hareketi vâkıaları kanunen daha sedir [şiddetli] cezaları müstehzim olursa [gerektirirse] haklarında o ceza tertip olunur.

14. Sekizinci maddede tasrih edilen [Açıklanan] suretten mâada [başka] ahvalde mükerrerlerin [tekrar tekrar suç işleyenlerin] cezaları tesdis olunacaktır [artırılacaktır].

15. Dokuzuncu ve on birinci ve on üçüncü ve on dördüncü maddelerde zikir ve tadan olunan [sayılan] cezalardan biri ile mahkum olan eşhas müddeti cezâ iyelerini ikmal ettikten [cezalarını çektiren] sonra altı aydan üç seneye kadar Zaptiye Nezareti altına alınmak cezasıyla dahi mahkum olacaklardır. Fakat evvelce başka bir cürümden dolayı Zaptiye Nezareti altında bulunmaya mahkum olmuşlar ise müddeti mahkemelerini ikmal ettikten sonra işbu madde mucibince gereğince] müstahak oldukları ceza başkaca icra olunacaktır.

16. On beş yasini ikmal etmeyen çocuklar serseri addolunamazlar. Bu kabil çocukları ebeveyni veyahut ser'in [kanunen] infak [beslenme] ve terbiyeleri ile mükellef olan akrabası muktedir oldukları halde infak etmezler ve şurada burada serseriyane dolaşmalarına müsaade ve müsamaha ederler [hoşgörürler] ise yirmi kuruştan üç yüz kurusa kadar cezayı nakdî [para cezası] alınır. Veyahut buna mukabil yirmi dört saatten on beş güne kadar hapis ile mücazât edilirler.

17. On beş yaşından aşağı çocukları istifade maksadıyla tecile [dilenmeye] sevk ve teşvik edenler hakkında maddem sâbıkada muharrer cezayı nakdî [belirtilen para cezası] ve hapis cezaları birlikte hüküm olunacaktır.
18. Serseri ve mazannai sû takımından olan eşhas, teba'i ecnebi yeden [yabancı, azınlık] oldukları halde mücazâtı mahkemeleri icra edildikten sonra zabıtaca memâliki Osman iyeden tara ve ihraç olunacaktır[ Osmanlı Devleti sınırlarından kovulacaktır].

19. Darp [vurma] cezası müddet umumi veya vekiliyle tabip huzurunda ve hapishane der ûnunda [içinde] bir metre tulünde [uzunluğunda] ve bir buçuk santimetre kutrunda [çapında] öküz derisinden mamul ve düğmesiz kamçı ile ve darp mutavassıt [orta şekilde] icra olunur. Fakat her halde tabibin istisna edeceği bir mahalle (v)urulmayacaktir.

20. Darp cezası ile mahkum olan eşhasın hüküm olunan darbe ademi tahammülü [dayanamaması] müddet umumi [savcı] nezrinde tabip raporuyla sabit olduğu takdirde mütehammil olduğu kadar darp edilerek tahammülü olmayan miktar hakkında her kamçıya bedel başkaca iki gün müddetle hapis olunacaktır.

21. Serseri ve mazannai sû eşhas haklarında işbu kanunun nesrinden mukaddem [önce] mer'ül icra olan [uygulanan] bil cümle ahkâmı nizâmiye mefsuhtur [geçersizdir].
22. Dahiliye ve Adliye nezaretleri işbu kanunun icrayı ahkâmına memurdur.

Dipnotlar:

1Serseri, serseri güruhu (grubu).

2Kanun Numarası: 4422, Kabul Tarihi :30.07.1999, Yayımlandığı Resmî Gazetenin Tarihi: 1 Ağustos 1999, Şayi: 23773.

3Sefih : Kendi malini alabildiğine israf ederek kullanan. Zevk, eğlence ve süse aşırı derecede düşkün olan. Rezil, âdi, iradesiz. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s. 872).

4Balikhane Nazırı Ali Rıza Bey, Eski Zamanlarda İstanbul Hayati, Hazırlayan: Ali Şükrü Çocuk, Kitabeci Yayınları, İstanbul, 2001, s.49 (Sadeleştirilerek alınmıştır).

5www. ansiklopedi. com / Türkçe Sözlük.

6Aksu, Osman Sulha; Polis Meslek ve Genel Kültür Ansiklopedisi, Haşmet Matbaası, 1979, İstanbul, s.823; Nizamname Madde 16.

7Aksu, a.g.e., s.619.

8Aksu, a.g.e., s.641.

9Aksu, a.g.e., s.641.

10Aksu, a.g.e, s.641.; Nizamname Madde 10.

11Tanilli, a.g.m., s.138.

12Tanilli, Server "Geçen Yüzyılda İstanbul'da Kabadayılar ve Külhanbeyleri", Der: François George on-Paul Dumont, Çav.:Madde Selen, Osmanlı İmparatorluğu'nda Yasamak, İletişim Yayınları, İstanbul, 1.baskı, 2000, s.137.

13 "Evi omzunda" anlamına gelir. Yersiz, yurtsuz serseriler için kullanılırdı.

14Bulug çağına ermiş erkek çocuk.

15Bkz. Dipnot No:34.

16Biçkin, hayta, kabadayı, kopuk.

17Koçu, Reşat Ekrem, Patrona Halil, Doğan Kitapçılık, 2. Baskı, İstanbul, 2001, s. 89

18Koçu, a.g.e., s. 88.

19Tanilli, a.g.m., s.139.

20Ayaktakimindan damgalı fahişeler için babası belirsiz çocuk doğurmak utanç teşkil etmemiştir; bunlar analarının yuvarlandığı fuhuş girdabı içinde sürüp çıkmışlardır. İstanbul'un hayta ve hezele güruhuna katılmışlardır. Cami avlularına terk edilen çocukların büyük ekseriyeti ise, fahişe olarak dile düşmekten çekinmiş günahkâr hanımların evlatlarıydı. Onun içindir ki bu kara bahtlı hanimoglu gençlere "bey" denilmiştir; külhana girdiklerinde de "külhanbeyi" olmuşlardır (Koçu, a.g.e., s. 93).

21Çevik, atik, becerikli.

22Koçu, a.g.e., s. 95-96.

23Tanilli, a.g.m., s.141.

24Kökeni: Fransızca. Anlamı: Dar bir çerçeveye özgü bir dil, argo. (www. ansiklopedi. com / Türkçe Sözlük).

25Koçu, a.g.e., s. 107.

26Tanilli, a.g.m., s.141.

27Koçu, a.g.e., s. 96.

28camadan/camadan: Kolsuz, kısa, yeleğe benzeyen sırt yeleği. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s.133)

29Refi' Cevap Ulunan, Eski İstanbul kabadayıları (şayili Fırtınalar), Arca Yayınları, 5. Baskı, İstanbul, 1994, s. 327

30Tanilli, a.g.m., s.142

31Tanilli, a.g.m., s.143

32Koçu, a.g.e., s. 96-97

33Kürekle kar temizlemek.

34Tellak: Hamamlarda müşterileri keseleyen kimse. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s.966)

35Koçu, a.g.e., s. 103

36Köpege ait, köpekle ilgili.

37Rivayete göre Layhar, miladin dokuzuncu asri sonları ile onuncu asri baslarında şarkin pek ünlü sultanlarından Mahmude Gaz nevî zamanında Gazve'de bir hamam külhanında oturur, çul çaput içinde yari çıplak, saçı sakalına karışmış süflî bir ayyaş filozofmuş. "Layhar" bu adamın adi değil, lakabıdır. "Ley" Farsça çamur, balçık, batak demektir; "har" da yine Farsça "hordan=yemek" kökünden "yiyen, yiyici" demektir; meyhaneciler şarap küplerinin dibinde birikmiş çamur halindeki tortuyu bu kalendere getirir verirlermiş, tek gıdası, yediği bu sakır verici çamur olduğu için asli adi unutularak Layhar, "çamur yiyici" lakabıyla anılmış. Bu ayyaşın asırlar boyunca yasamış şöhretinin sebebi Sultan Mahmude Gaz nevî'nin Semai Bey adında gayetle mahcup ve makbul bir nedimiyle olan macerasıdır. Gazveli Külhanî Layhar, İstanbul külhanîlerinin piri olmuştur. (Koçu, a.g.e., s. 91)

38Koçu, a.g.e., s. 99

39Koçu, a.g.e., s. 101

40Kalenderî: Henüz menşei üzerinde kesin bir sonuca ulaşılmış olmamasına rağmen, Arapça, Farsça ve Türkçe kaynaklarda bazen Kalender ama ekseriyâ Kalender biçiminde kullanılan bu kelimenin, zaman zaman Farsça Kalanlar (=iri, kaba kimse, Türkçe'de kalantor), yahut aşağı yukarı ayni anlamda Grekçe Kala toz'dan geldiğini ileri sürenler bulunmuştur. Ancak büyük bir ihtimalle Sanskritçe Kalendere (kanun, nizam dişi, düzeni bozan) kelimesinden alinmiş olabileceği belirtilmektedir.(A.Yasar OCAK, 1999, s.6) Kalenderî ligi, hangi tarikat seklinde veya adıyla olursa olsun, mensuplarının yaşadıkları düzene aykırı konumları sebebiyle, tasavvuf tarihinde suni çevrelerin marjinal bir kesimi olarak değerlendirmek doğru olacaktır. Kalendercîlik adi verilen bu marjinal suni akim, şeriat kuralları karsısındaki serbest tavrının doğurduğu câzibe sayesinde, ulaştığı her bölgede çoğunlukla marjinal toplum kesimlerini kazanarak yayılmış ve bu yüzden de, zaman zaman yozlaşmış biçimde almıştır. (A.Yasar Ocak, 1999, s.225) Kalenderîler ve Kalendercîlik hakkında daha fazla bilgi için bk. Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sunilik: Kalenderîler (ÇIV-XVII. Yüzyıllar), A.Yasar Ocak, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1999

41Tanilli, a.g.m., s.143

42Ulunay, a.g.e., s. 310

43Tanilli, a.g.m., s.144

44Georgeon, François "İmparatorluktan Cumhuriyete İstanbul'da Ramazan", Der: François George on-Paul Dumont, Çav.:Madde Selen, a.g.e., İletişim Yay., İst., 1.baskı, 2000, s.62

45Ulunay, a.g.e., s. 3

46Saldirma: Ucu eğrice bir cins bıçak. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s. 856)

47Kökeni: Argo, Anlamı: Kötü duruma düşmek, yalanı, yanlısı ortaya çıkmak. (www. ansiklopedi. com / Türkçe Sözlük).

48Ulunay, a.g.e., s. 3-4

49Tulumbaci: Tulumba denilen yangın söndürme âletini kullanan veya taşıyan kimse. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s.993)
50Ulunay, a.g.e., s. 327-328

51Ulunay, a.g.e., s. 364

52Ulunay, a.g.e., s. 168

53Ulunay, a.g.e., s.171

54Ulunay, a.g.e., s.21

55Ulunay, a.g.e., s.5, s. 27, s. 397

56Evbas: aşağı kimseler, ayaktakımı, serseri. Çapkınlar, külhanbeyleri. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s.297)

57Yiğitlik, delikanlılık.

58Balikhane Nazırı Ali Rıza Bey, a.g.e, s. 41 (Sadeleştirilerek alınmıştır)

59Balikhane Nazırı Ali Rıza Bey, a.g.e, s. 41, 42

60Lobut: Kısa ve kalın sopa. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s. 643)

61Ince bir halatın ucuna bir kursun parçası bağlanarak yapılan bir çeşit kırbaç.

62Balikhane Nazırı Ali Rıza Bey, a.g.e, s. 42

63Takrir: Ders verme, ders anlatma. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s.945)

64Avane: Yardımcılar, arkadaşlar, kötü iste yardim edenler, yanında bulunanlar, kafadarlar, yardakçılar. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s. 57)

65Kumar oynatan kişiye ya da oynatılan mekâna, o mekânı kontrol altında tutan kabadayıya bırakılan para, hisse.

66Balikhane Nazırı Ali Rıza Bey, a.g.e, s. 43.

67Balikhane Nazırı Ali Rıza Bey, a.g.e, s. 42.

68Balikhane Nazırı Ali Rıza Bey, a.g.e, s. 44.

69Balikhane Nazırı Ali Rıza Bey, a.g.e, s. 37.

70Kökeni:Argo, Anlamı: Yol, yöntem, usûl. (www. ansiklopedi. com / Türkçe Sözlük).
71Tanilli, a.g.m., s.145

72Tanilli, a.g.m., s.144

73Koçu, a.g.e., s. 93

74Koçu, a.g.e., s. 109

75Strauss, Johann "Konuşma", Der: François George on-Paul Dumont, Çeviren:Madde Selen, a.g.e., İletişim Yay., İst., 1.baskı, 2000, s.317, Dipnot No:37
76Georgeon, François "Sunuş", a.g.e., s.17

77Koçu, a.g.e., s. 125

78Koçu, a.g.e., s. 175

79Koçu, a.g.e., s. 109

80Resat Ekrem Koçu, bu sayıyı 800 olarak belirtmektedir. Koçu, a.g.e., s. 109

81Serasker: Sadrazam dışında orduyu kumanda eden vezire verilen unvan. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra kurulan ordunun kumandanına verilen unvan, harbiye nâzırı. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s. 878)

82Orduya ayakkabı üreten atölye.

83Koçu, a.g.e., s. 109

84Tanilli, a.g.m., s.144

85Tanilli, a.g.m., s.145

86Ilikan, Faruk "I.Mesrutiyet'de Serseri ve Mazanne-i Sû Eşhâs Hakkında Nizâmnâme", Tarih ve Toplum Dergisi, Aralık 1992, Şayi:108, s.49
87Ilikan, a.g.m., s.49

88Ilikan, a.g.m., s.49

89Ilikan, a.g.m., s.56 (Dipnot No.1)

90Özdemir, H., "Kapkaç Terörüne Osmanlı'nın aldığı Önlemler", Zaman Gazetesi, 28.11.2001.

91Ilikan, a.g.m., s.50

92Mazbata Muharriri: Bir heyetin mazbatalarını kaleme alan kimse. (Büyük Türkçe Sözlük, Hazırlayan: D.Mehmet Doğan, Birlik Yayınları, 1.Baskı, 1981, s. 669)

93Ilikan, a.g.m., s.50

94Ilikan, a.g.m., s.50-51

95Ilikan, a.g.m., s.51

96Ilikan, a.g.m., s.52

97Kanun Numarası : 2559, Kabul Tarihi : 4/7/1934, Yayımlandığı Resmî Gazetenin Tarihi: 14/7/1934 Şayi: 2751

98 09.08.2002 tarih ve 24841 şayili Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" ile bu maddeler yeniden düzenlenmiştir.

99Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 7.4.1938, No:2/8501; Yayımlandığı R. Gazetenin Tarihi :25.4.1938, No: 3890

100 1.10.1998 tarih ve 23480 şayili Resmî Gazete.

101Adi geçen Talimatnamenin yürürlüğe giriş tarihi tespit edilememiştir. Bununla birlikte polisiye işlemlerde, karakol teşkilatlanması ve disipline ilişkin hususlarda Talimatname üslûbu, karakollar ve devriye hizmetleri ile ilgili içerdiği bilgiler ve temel polis hizmetleri yönüyle halen temel kaynak niteliğinde bulunmaktadır. Bu açıdan yürürlük tarihi büyük önem arz etmektedir.

102Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 3.11.1983, No: 83/7362; Yayımlandığı R.Gazetenin Tarihi: 17.12.1983, No: 18254

103Dönmezer, Sulha, "İktisadi Bir Olay Sıfatıyla Suç", İktisadi Kalk. Sosyal Meseleleri, I. Konferans, İstanbul, 1963, s.86

104Soyaslan, Doğan, Kriminoloji, Ankara Üniversitesi Döner Sermaye İsletmesi Yayınları, 1996-Ankara, s.31

105Özdemir, a.g.m., 28.11.2001
 

KAYNAKLAR:

Aksu, Osman Sulha (1979), Polis Meslek ve Genel Kültür Ansiklopedisi, Haşmet Matbaası, İstanbul

Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey (2001), Eski Zamanlarda İstanbul Hayati, Hazırlayan: Ali Şükrü Çocuk, Kitabeci Yayınları, İstanbul

Doğan, D. Mehmet (1981), Büyük Türkçe Sözlük, Birlik Yayınları, 1.Baskı

Dönmeler, Sulha (1963), "İktisadi Bir Olay Sıfatıyla Suç", İktisadi Kalkınmanın Sosyal Meseleleri, I. Konferans, İstanbul

George on, François "İmparatorluktan Cumhuriyete İstanbul'da Ramazan", Der: François George on-Paul Dumont (2000), Çav.:Madde Selen, a.g.e., İletişim Yay., İst., 1.baskı
George on, François "Sunuş", a.g.e., İletişim Yay., İst., 1.baskı, 2000

Likan, Faruk "I. Mesrutiyet'de Serseri ve Mazanne-i Sû Eşhâs Hakkında Nizâmnâme", Tarih ve Toplum Dergisi, Aralık 1992, Şayi:108, s. 49
Koçu, Reşat Ekrem (2001), Patrona Halil, Doğan Kitapçılık, 2. Baskı, İstanbul

Ocak, A.Yasar (1999), Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sunilik: Kalenderîler (ÇIV-XVII. Yüzyıllar), Türk Tarih Kurumu Basımevi

Soy aslan, Doğan (1996), Kriminoloji, Ankara Üniversitesi Döner Sermaye İsletmesi Yayınları, Ankara

Strauss, Johann, "Konuşma", Der: François George on-Paul Dumont (2000), Çeviren: Madde Selen, a.g.e., İletişim Yay., İst., 1.baskı
Şafak, Ali (1992), Hukuk Terimleri Sözlüğü, Rehber Yayıncılık, 1. Baskı

Tacilli, Server "Geçen Yüzyılda İstanbul'da Kabadayılar ve Külhanbeyleri", Der: François George on-Paul Dumont (2000), Çav.:Madde Selen, Osmanlı İmparatorluğu'nda Yasamak, İletişim Yayınları, İstanbul, 1.baskı

Ulunan, Rafı' Cevap (1994), Eski İstanbul kabadayıları (şayili Fırtınalar), Arca Yayınları, Besinci Baskı, İstanbul

www. ansiklopedi. com / Türkçe Sözlük.
 

 

Polis Dergisi / 33. Sayı
Mehmet Doğan
*Komiser, Asayiş Dairesi Başkanlığı, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi.


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Karakutu Yazılar
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Karakutu Yazılar:
Mona Roza bulundu! Sadece Karakutu açıklıyor!


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.42
Toplam Oy: 7


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Mona Lisa'ya koca bulundu
Mona Roza ile Sezai Karakoç aynı karede
Mona Roza bulundu! Sadece Karakutu açıklıyor!
Ester'in Söyledikleri
Lena Chamamyan - Sareri Hovin Mernem
Arzunun karanlık nesnesi
Sadece deli! Sadece şair!
Semih Gümüş: 'Ben sadece benim...'
Bu otel sadece ölmeye yatmak için
Karakutu Sartre: Hiçlik
Karakutu forum/ sartre: hiçlik
Karakutu'dan çağrı: Cehennem yoksa hep beraber Kapitalist olalım!

"Serseriler, Kopuklar, Külhanbeyleri 2.Bölüm" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke