Bazı arkadaşlar var, Müslüman bunlar ama 'çağdaş yaşamı' da keşfettiler ve
sevdiler. Eh, bunda ceplerinin para görmesi de etkileyici oldu.
Bu yüzden 'laik' çevrelerde alay konusu oluyorlar, 'aaa bak, espresso da içiyor
yamyam' gibilerden, dinci çevrelerde de kendilerine 'hain' gözüyle bakılıyor,
'Müslüman adam gavur kahvesi içer miymiş canım' yaklaşımıyla...
İki taraf da saçmalıyor, çünkü bakınız yanılgı nereden kaynaklanıyor:
Genç Osmanlılar'ın ve onların çocuğu İttihatçılar'ın çağdaşlığı yalnızca bir
anayasa sorunu olarak görmeleri gibi... Kemalistler'in çağdaşlığı, memur
oldukları için, şapka giymek, tıraş olmak, kravat takmak sanmaları gibi...
Yaşama biçimini doğuran temellere bakmıyoruz, 'göstergeleri' üzerinde
tartışıyoruz.
İslam kültürü, bilime sırtını çevirdiği için teknoloji üretemedi, bu yüzden de
gelişen teknolojinin sürekli yarattığı ve yenilediği yaşama biçimlerine uyum
sağlayamadı. Ve de tren kaçtı, yakalanamaz. Dubai'ye en yüksek, en görkemli, en
pahalı kuleyi dikseniz, o gene keferenin 'betonarme inşaat tekniğiyle'
yapılacaktır. 'İslami mimari' artık bir çizgi meselesidir yalnızca. Estetik bir
sorundur. Bir 'İslami statik hesabı' yoktur ve olamaz. Bir İslam matematiği,
İslam fiziği, İslam kimyası yoktur. Su, Fransa'da da, İran'da da yüz derecede
kaynar.
Bunu Batı dünyası başardığı için de, 'çağdaş yaşamı' belirleyen o kültür oldu.
Bu da zaman içinde hep değişkenlik gösterdi.
Örneğin 2006 yılında değil de 1706 yılında yaşayan bir Batılı olsaydık,
kafamızda çok uzun perukalarla, ayağımızda apartman topuk ayakkabılarla ve
sırtımızda dantelli gömlekle gezecektik. Atatürk ilkelerine son derece aykırı!
Günümüzde şapkanın 'hiç modası yok', şöyle Humphrey Bogart tarzı eski usul bir
fötr giyene deli derler, giymiyorsunuz... Oysa giymemekle 'Atatürk
devrimlerinden' birini çiğniyorsunuz! Pis sakal modası var, her sabah tıraş
olmamakla 'memur kalıplarına' hiç de uygun davranmıyorsunuz!
Ama bunu siz yapınca 'günün trendlerine' uygun sayılıyor, dinci yapınca, pis
gerici.
Bir İslam teknolojsi doğmadığı için bir 'İslam çağdaşlığı' da doğamadı.
Dolayısıyla, o yaşama biçimi geri görünüyor. 'İthal' her tür davranış da ileri
sayılıyor.
Bu yüzden, futbol oynayan imamlarla 'modern imam' diye dalga geçiliyor, Hakan
Şükür'ün 'mütedeyyin' bir adam olması da, 'bunlar top oynamayı Hazret-i
Hüseyin'in kellesiyle oynamak kabul ederler' basitliği ve önyargısı yaygın
olduğu için tuhaf karşılanıyor. Bilgisayar kullanan dinci yadırganıyor. 'Kıbleyi
gösteren saat, ezan okuyan cep telefonu' gibi buluşlar alay konusu ediliyor.
Batıya tepki duyan dinciler de, Müslüman hayat tarzını ille 'öküz gibi yaşamak'
sanıyorlar!
İslam'da alkol yasak, kahve değil. Spor serbest, hatta günde beş vakit namazla
teşvik de ediliyor. İyi giyinmek, güzel kokular sürünmek yasak değil, tam
tersine peygamber sünneti.
Kavga, o kokunun şişesinin üzerinde bir 'kefere markası' yazmasından çıkıyor.
Buna kızan dinci, gidiyor cami avlusundan burun direği kıran 'hacıyağı' alıyor.
Bir 'Osmanlı tıraş losyonu' üretildi de sürmedik mi? Markası 'Airbus' değil de
örneğin 'Havakayığı' olan bir uçağa binmedik mi? Turist bize Türkçe adres sordu
da göstermedik mi? Kazık gibi iskemle üzerinde değil de sedirde kaykılıp
oturulan bir kahvehane açıldı da gitmedik mi?
Atatürkçü olduğumuz için değil, cüppeyle otomobil kullanılamayacağı için
pantolon giyiyoruz. Kredi kartı taşımak sorun çıkaracağı için para kesesi değil
cüzdan kullanıyoruz. Bol cepli olduğu için sırtımızda aba değil ceket var. Daha
iyi temizlediği için misvak değil diş fırçası kullanıyoruz. Sen bir Müslüman
mühendis olarak daha iyi bir şey icat etmiş olsaydın, seninkini kullanırdık.
Tersi de, 'Arap kültürüne sarılmak' şeklinde bir ahmaklık. Hadi git, kışın
Erzurum sokaklarında entari ve terlikle dolaş da çift taraflı sulu zatülcenpten
mevta ol.
Akşam
25.05.2006