Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 148 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Miguel de Cervantes: Don Kişot - Don Quijote 4.Bölüm
Tarih: 21.05.2006 Saat: 11:53 Gönderen: karakutu
 

Don Kişot’un ilk macerası

Don Kişot handan uzaklaşırken sevincinden uçmaktaydı. Şarkı söylemek ve bir gezici şövalye olduğunu herkese anlatmak arzusu ile yanıyordu. Ne yazık ki yolunun üstünde tek adama rastlamadı. Bir ağaç kümesi içinde, güneşin ilk ışıklarına karşı kuşlar etmekteydi.

Don Kişot içini çekerek:
— Ah şu sevimli hayvancıkların dilleri olsaydı da bir maceraya rastlamak için ne tarafa gitmem lâzım olduğunu bana söyleseydiler, dedi.



Az buçuk kararsızlık içindeydi. Bir yandan hancının nasihatlerini hatırlıyor, para, temiz çamaşır ve merhem almak için en kısa yoldan evine dönmeyi düşünüyordu. Öte yandan da bir gün evvel gittiği yolun tersine gitmek onun gücüne gidiyordu. Bilinmez onu büyük bir kuvvetle ileriye doğru çekmekte idi. Kararı, onun yerine, atı verdi. Efendisi düşüne dursun bu asil hayvan, meydanı boş bularak, uslu uslu köyün yolunu tuttu. Don Kişot işin farkında olunca atının bu hareketini hayra yordu.

— Rossinante, diyordu, sen benim gözümde Renand de Montauban'ın Bayard'dan daha kıymetlisin. Bize ne lâzım olduğunu biliyorsun ve senin içgüdün sana en doğru yolu gösteriyor. Ne söylüyorum! içgüdün değil, akıl ve idrakin. Çünkü yapılacak şeylerin en doğrusu evimize dönmektir. Bize bir seyis lâzımdır: para, iç çamaşırları ve merhem lâzımdır. Bir seyis! Fakat şan ve şeref yolunda bana arkadaşlık etmek için kimi yanıma almağa karar vereceğim. Bu asîl kadere ortaklık etmeğe en ziyade lâyık olan adam kimdir acaba!

İlk önce dostları olan papazı ve berberi aklından geçirdi fakat üzerlerinde çok durmadı. Fikrince ikisi de onun projelerindeki asilliği anlayabilecek insan değildi.
O zaman şatosu yakınında bakımsız bir küçük çiftlikte oturan bir köylünün adını hatırladı. Bu delikanlı, şişman ve yerden yapma bir adamdı; cesareti bir parça eksikti; başında bir alay çoluk çocuk vardı. Fakat neticede bu adam ona biçilmiş kaftan göründü:

— Kısa boylu mu? Daha âlâ; gelecek savaşlarda pek göze görünmez. Şişman mı? Bu da iyi, çünkü bir yerine vurulursa acısını pek duymaz.
Adamın adı Sanço Panza idi ve bu ad ona bir başka ad uydurulmasına lüzum bırakmayacak kadar sesli ve ahenkli geliyordu. Bu şeyleri düşündükçe asilzadenin sevinci durmadan artıyordu. Etrafındaki ağaç dallarında öten kuşlar kadar mesut ve hafifti. Don Kişot bu tatlı ruh hali içindeyken karşıdan, güzel atlara binmiş bir kaç bezirganın kendisine doğru geldiklerini gördü. Alta kişi idiler. Güneşe karşı gayet şık şemsiyelerin altına sığınmışlardı. Yedi uşak yedeklerinde katırlarla, arkalarından geliyorlardı.

Don Kişot maceranın gerçek çehresini nihayet tanıyacağına kanaat getirdi ve onlar daha uzaktayken atım durdurdu. Kimlerdi bu adamlar? Uğursuz kaderli bir takım bilinmez şövalyeler mi? Küstah bir tavırla kendisine doğru gelmiyorlar mı idi? Kahramanımız onlara çanak tuttukları cezayı vermekte gecikmeyecekti.
Üzengileri üzerinde direndi; mızrağını sıktı, zırhını giydi ve yolun ortasında durarak düşmanı bekledi. Bezirganlar onu henüz fark etmemişlerdi. Ancak yanına geldikleri zamandır ki bu acayip insanın kim olabileceğini birbirlerine sordular.

Don Kişot onlara bağırdı:
— Hey şövalyeler ! Manche İmparatoriçesi asil Dukine de Toboso'nun güzelliğini, haşmetini tanımağa razı olmadan hiçbiriniz buradan geçmeyi hayalinizden geçirmemelisiniz.
Bezirganlar, çok şaşırmış gölündüler ve bu adama bakmak için oldukları yerde durdular. Don Kişot'un ne mal olduğunu hemencecik anlamışlardı, fakat keyifleri yerinde olduğu gibi delileri azdırmanın bir şeye yaramayacağını da düşündüklerinden bir tanesi ona cevap verdi:

— Senyör şövalye; adını söylediğiniz İmparatoriçenin meziyetlerini tanımağa hazırız; fakat onu bize göstermek lütfunda bulunmalısınız, çünkü hiç birimiz ona takdim edilmek şerefine ermiş değilizdir.

Bir başkası:
— Öyledir, dedi, İmparatoriçenizi bize gösteriniz. Onun güzel, tatlı ve daha nasıl isterseniz öyle olduğunu candan tasdik ederiz.
Bu şekilde bir konuşma kahramanımızın hoşuna gidemezdi. Fena halde içerleyerek bağırdı:
— Benim ağzımdan çıkan söze inanıp iman etmenizi istememiş olsaydım, Dulcinee'mi size gösterirdim. Hemen bana inanmanızı ve Dulcinee'nin güzelliğini inkâr edecek her hangi bir kimseye karşı, gerekirse, onu silâhlarınızla desteklemeye yemin etmenizi istiyorum. Dik kafalı herifler! Şimdiden tezi yok imanınızı ikrar edeceksiniz; yoksa sizi şövalyelik kanununa göre birer birer, yahut sizin gibi haydutlara karşı âdet olduğu üzere topunuzu birden savaşa davet ederim.

Şövalye bu mertlikle dolu nutkun cevabını bile beklemeden ilk konuşmuş olan adama saldırdı. Bezirganın pek kötü bir duruma düşmesi mümkündü; bereket versin Rossinante'ın ayağı kaydı ve efendisi ile beraber bir çukurun içine yuvarlandı. Don Kişot ayağa kalkmak istediği zaman silâhları, kalkanı ve mahmuzları o şekilde vücuduna dolanmış bulunuyordu ki, bunu bir türlü beceremedi ve yattığı yerden bezirganlara sövmeğe başladı:

— Kaçmayın reziller, korkaklar, alçaklar, sefiller. Bekleyin ayağa kalkayım ve sizi, hakettiğiniz gibi bir kılıçta ikiye böleyim. Ben atım yüzünden bu kötü duruma düştüm; fakat bunun acısını çıkaracağım sizden, haydut herifler!

Bezirganların arkasından gelen uşaklardan biri efendilerinden daha az sabırlı bir yaratılışta idi. Zavallı Don Kişot'un sövüp saymalarını bir cezaya lâyık görerek yanına koştu; elinden mızrağını çekip alarak param parça etti ve en büyük parçayı şövalyenin sırtında kırdı.

Efendisi:
— Heey Jacques; dur, öldüreceksin adamı, diye bağırıyordu.

Bir başkası:
— Aman sakın öldüreyim deme, dedi.

Fakat uşak Don Kişot’u dövmekte devam ediyordu. Mızrağın birinci parçasını kırdıktan sonra ötekileri ele aldı.

Asilzade bu sopa yağmuruna nasıl karşı koyacağını bilemiyordu. Kendini savunmak için kılıcını kınından çıkarmak istedi; fakat bunu yapamıyor, zalim herife boyuna küfür ederek ayağa kalktığı zaman onu en ağır cezaları vermekle tehdit ediyordu. En sonra uşak yorularak bezirganların yanma döndü ve onlarla beraber yoluna devam ederek yenilmiş adamı hazin kaderi ile baş başa bıraktı.
Don Kişot kendini yalnız görünce yeniden ayağa kalkmağa uğraştı; fakat muvaffak olamadı. Bitkin bir haldeydi; yediği sopalar kemiklerinin bütün oynak yerlerini sökmüş gibi bir şey duyuyordu. Fakat gezici şövalyelerin başına ara sıra böyle şeyler gelebileceğini düşündü ve gurur duydu. Ayrıca şövalyelik mesleğinde merhemlerin lüzumu üzerine hancının söylemiş olduğu sözleri de hazin hazin hatırlıyordu.
 




Devamı Haftaya


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Öykü - Roman
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Öykü - Roman:
GENÇ WERTHER'İN ACILARI- ikinci Kitap SON


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Genç Siviller’in sesi: Sözün başladığı yer...
Gençlik Kokuları
Genç Subaylar Rahatsız
GENÇ WERTHER'İN ACILARI- ikinci Kitap SON
GENÇ WERTHER'İN ACILARI- ikinci Kitap Bölüm-2
GENÇ WERTHER'İN ACILARI- ikinci Kitap Bölüm-1
Tiyatro ve İkinci Yüzü
İkinci yenicilerden hangisi sizin şairiniz?
Satranç Dersleri -İkinci Bölüm-
Hüküm Giymiş Bir Kitap İçin Yazıt
Hangi kitaptan sinemaya uyarlanırdınız?
Kitaplar
King Crimson - Epitaph
Haşmet Babaoğlu: Son kez Venedik!
Avni Özgürel: Bir asır sonra aynı tartışma

"Don Kişot - Don Quijote 4.Bölüm" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke