Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 235 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


İskender Pala: Divan şiirinden müstesna beyitler
Tarih: 05.05.2006 Saat: 14:23 Gönderen: karakutu
 


Bana sık sık sorarlar; en beğendiğiniz şiir kimindir, en çok hangi şairi seviyorsunuz, sizin müstesna beytiniz hangisidir vs. Divan şiiriyle uğraşınca öyle bir çırpıda sayılıverecek kadar değildir sevdiğiniz manzumeler.


Hele öyle beyitler vardır ki bir şiirin diğer beyitleri içinde, yıldızlar arasında dolunay gibi parlak dururlar. Bunun için Divan şiirinde sevilen şiirlerin veya beyitlerin sayısı olmaz.



Fuzulî’nin gazellerini, Nef’î’nin kasidelerini, Bakî’nin mersiyesini, Ruhi ve Ziya Paşa’nın terkib-i bendlerini, Nedim’in müstezad ve bazı şarkılarını, Galib Dede’nin tardiyelerini ve na’tlarını herkes gibi ben de çok severim. Perakende şiirler söz konusu edildiğinde Ahmet Paşa’nın “Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül” murabbaını, Rasih’in “Süzme çeşmin gelmesin müjgan müjgan üstüne” dizesiyle başlayan gazelini, Osman Nevres’in “Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül” nakaratlı şarkısını okumayı ve hatta bestelerini dinlemeyi pek severim. Beyitlere gelince; ben bunları ikiye ayırıyorum: Nükteli olanlar ve hikmetli olanlar.

Nükteli olanlar, şairin zekasındaki zarafeti göstererek insanı hayrete düşürür. Mesela, “Zâhid bu bürûdetle eğer dûzaha girsen / Bir lü’le duhân yakmağa ateş bulamazsın” beytini akledip söylemek için yalnızca şairlik yetmez. Suratından düşenin bin parça olduğu soğuklukla birini cehenneme gönderip oranın ateşini hepten söndürtmek gibi bir hayal herhalde sıradan bir zekanın ürünü olamaz. Yahut, “Ayıttı ol peri bir gün düşüne girüren bir şeb / Sevincimden nice yıllar geçipdür görmedim uyku” diyen Zatî’nin ‘Lütfedip bir gece rüyana gireceğim diyen sevgilinin bu vaadine sevinmekten uyku uyuyamayan’ tavrına mübalağa zekası mı, yoksa zeka mübalağası mı demekte tereddüt edersiniz. Hele şu beyitte ‘Ey yüce Rabb’im! Benim yerime amel defterimi yakıver!’ diyen meçhul şairin samimi münacaatına ne demeli: “Bakma yâ Rab sevâd-ı defterime / Onu yak âteşe benim yerime”.

Ben beyitlerdeki hikmete de bayılırım. İnsan bu tür beyitleri sık sık okumalı bence, kendi kendine tekrarlamalı. Çünki bunlar birer tarz-ı hayat (yaşam biçimi) olarak her gün dünyamızı kuşatıyor. İşte buyrun, Basirî, kadının erkeğe, yaşlının gence, bir okun yaya ihtiyacı gibi her daim insanların birbirlerine muhtaç olduklarını söylemiş: “Zen merde cüvân pîre kemân tîrine muhtac / Eczâ-yı cihân cümle biribirine muhtac” Ziya Paşa’nın hikmetli beyitleri ünlüdür. Der ki bir tanesinde: “Nîk ü bed herkes bulur âlemde bir gün ettiğin / Kendi çekmezse cezâ mîrâs kalır evlâdına” Yani şöyle demek; ‘İyi yahut kötü, bu dünyada ne edersen onu bulursun. Hatta karşılığını sen görmesen bile evladına miras kalır.’

Bir de berceste mısralar vardır, okuduğunuz an çarpılırsınız hani. Yunus Emre hazretlerinin sehl-i mümteni ayarındaki mısraları gibi. Nitekim buyurur: “Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı” Haydi buyrun… Bu dizeyi günde elli kere okusanız elli kere ferahlarsınız. Yalan dünyanın ardına düştüğümüz ölçüde kafamıza dank etmesi gereken bir dizedir bu ve dünyalıklar için çırpındığımız kadar gönlümüzdeki daralmanın artacağını söyleyip durur. Gönül darlığından kurtulmak için bu dizeden daha hikmetli bir öğüt, bize göre, ya hadis, ya ayet olabilir. Yenişehirli Avni Bey’in şu duası da hikmet bakımından ne derece zengindir: “Mâni-i rızk olanın rızkını Mevlâ kessin”.

Divan şiirinde güzellikler harman harmandır. Aradığınız renk ve deseni mutlaka bulursunuz. Yeter ki onu arayın…




BERCESTE

Biz bu ilden gider olduk kalanlara selam olsun

Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun

Yunus




Son mektup

Sevgili okuyucu!.. Okuduğun şu yazıları kağıtlara kalem ile yazdığım zamanlara rastlıyor ilk aşinalığımız… Belki sen daha bebektin… Sonra yıllar su gibi aktı, araya daktilo girdi, bilgisayarlar girdi. İyi günde ve kötü günde eski zamanlara dair, tarih, şiir, sevgi ve dostluk üzerine hep söyleşmeye çalıştım seninle. Sancılar çektim müşterek benliğimizi keşfetmek adına ve krizler yaşadım kadim tarih sayfalarının ortak hatıralarını yeniden paylaşmak, geçmişten geleceğe ilhamlar taşımak için. Bu süre içinde ben seni hakikatli bir ayak direyişle sevdim, gerçek bir dost, bir anne, baba, evlat, kardeş misali kendime yakın buldum, yakınım saydım. Senin de beni kabullendiğini, söyleyeceklerime dikkatle kulak verdiğini bilerek yaptım bunu üstelik. Benim klavyenin başında ağladığım yazıları sen de okurken ağladın, ben gülerken de sen güldün. O yüzden kolay değil şimdi “Allah’a ısmarladım!” demek, kolay değil gözdeki nemi silmek.

Her neyse, sözü kısa kesmek gerek:

Dile kolay… Tam on beş yıl… Her şey sıradanlaşmaya; cümleler, sözler, yazılar birbirini tekrara başladı. Artık susmak veya başka bir şekilde, başka bir zamanda konuşmak gerekiyor. Bunun için ayrılıyoruz. Ve giderken eşiğine yüreğimi bırakıp da gidiyorum.

Biliyorum çok zor bunları söylemek, bu satırları yazmak kadar zor… Cümlelerimi onlarca kez değiştirip belki yüz kerre bozup yeniden yazmam işte bundan. Hayatımın bu en zor yazısını yazarken beni anlayışla karşılayacağını biliyorum ey okuyucu.

Mahabbet, meveddet ve uhuvvetle Taala’ya emanet ol ve’s-selam!...




Zaman
27/04/2006
 

 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Divan Edebiyatı
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Divan Edebiyatı:
Gelen Giden


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.22
Toplam Oy: 27


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Darbe belgelendi
Gelen giderken
Gelen Giden

"Divan şiirinden müstesna beyitler" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke