Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 50 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: gurba
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 20780

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 50
Üyemiz: 0
Toplam: 50

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Salih Tuna: Atatürk ıslanmaz
Tarih: 26.04.2006 Saat: 03:45 Gönderen: karakutu

 

Güzel bir bahçe resmi yapmıştı Max Ernst. Oldukça güzel bir resim. En azından kendisi çok beğenmişti çizdiği resmi. Gelgelelim, bahçedeki bir ağacın resmini yapmayı unutmuştu! Lanet olası ağacı çizmediğini fark ettiğinde tabloyu çoktan bitirmişti! Aksilik işte!

Bay Ernst sorunu nasıl çözdü biliyor musunuz?

Hiç düşünmeden, eğip bükmeden direkt sonuca gitti. Anlayacağınız, derhal o ağacı kestirip attı.



Bahçe seninse veya bahçeye sahip olduğunu sanıyorsan, en temel problemleri çözerken bile konsensüs sağlamana hiç gerek yok. Hele ki, bahçeye sorun dikmek dünyanın en kolay işi. Zaten bu ülkenin toprakları sorun üretmekte o kadar münbit ki; bir ekersen, bin toplarsın mahsulü. Yeter ki, sen bahçeyi nasıl görmek istediğini belirle. (Mühim olan senin göz zevkin, düşüncen, önyargın ve karyolan.)

Maşallah, toprak bu sene bol 'sorun' verecek galiba. Seri halinde nur topu gibi sorunlarımız oldu son zamanlarda. Memleket hızla 'sorun sathı mailine' girdi herhalde.

İmzasız bir e-mail sayesinde öğrendiğimiz "31 Mart Vakası" kutlaması; Merkez Bankası başkanının evinin önündeki 'mürteci' ayakkabılar; 23 Nisan törenlerinde bir ilçe başkanının, Atatürk anıtına çelenk bırakırken çiklet çiğnemesi ilk akla gelen sorunlarımız.

Bunlar da sorun mu diyerek burun kıvırmayınız. Çünkü normal koşullar altında (NŞA'da) 'sorun' oluşması için, bir 'soruna' bile ihtiyaç yok. Gündeme bir meselenin 'sorun' olarak sürülmesi kâfi.

Çiklet çiğneme olayı çok enteresan gerçekten. Tabii ki, hem enteresan, hem de olay olması, failinin tutuklanmasından kaynaklanıyor. Atatürk'ün anıtına çelenk bırakırken çiklet çiğnemek suretiyle en hafifinden nezaketsizlik yapan şahsın, bu menfur 'eylemi' tek başına mı, örgütlü mü yaptığı henüz bilinmiyor. Arkasında "Çiklet Çiğneyenler Örgütü" varsa, behemehal çökertilmelidir. (Atatürk heykelleri civarında yaktığı sigarayı avucunun içinde saklayan amcalara rastlarsak şaşmayalım.)

Cevat bu konularda oldukça rahat. Güvenle bakıyor geleceğe. Çünkü oğlunun alt yapısı çok sağlam. Anlattığı olaya bakarsak hepten de haksız sayılmaz. Atatürk konusunda oldukça hassas bir oğlu var. Çocuk su içmiyor, sakız çiğnemek ne kelime! (Cevat mahalleden, memleket meseleleriyle alakalı nalbur arkadaş. Bu yazıdaki parantez içleri tamamıyla ona ait. Buna, oğlunun başından bizzat geçen aşağıda okuyacağınız 'hadiseyi' aktarmamın 'rüşveti' olarak değil, çok ısrar ettiği için izin verdim)

Cevat'ın oğlunun dayanabilecek takati kalmamıştı. İki eliyle sıkıca kavradığı su dolu bardağı masanın üzerinde sağa sola kaydırıyordu.

"Anne çok susadım!.."

Önce "ultraprima" dönemi, ardından "Yap da amcalar görsün" gerzekliği geride kalmıştı. Kocaman adam olmuştu. Kocaman dedikse, kendi başına su içebilecek kadar.

"İç o zaman" dedi annesi, "Benim içirmemi mi bekliyorsun?"

Annesinin refakatinde okulu çiçeklendirmeye başladığı henüz birkaç hafta olmuştu. Büyüyünce doktor olacaktı ama şimdilik anatomi bilgisi midesinden ibaretti. Su dolu bardağa hasretle baktı. İçmedi...

Kulaklarında sınıfta hep birlikte ezberlemeye çalıştıkları o meşhur şarkı yankılanıyordu.

"Atatürk ölmediii, içimizde yaşıyooor..."

Sevgili öğretmenini, sınıf arkadaşlarını anımsadı. Karatahtanın hemen üstündeki Atatürk'ün 'tebessüm' eden fotoğrafı gözünde canlandı. Atatürk 'mesai' yapıyordu; derslerine çalışmazlarsa, yaramazlık yaparlarsa kaşlarını çatardı.

Korktu. Elindeki bardağı masanın üzerine bıraktı.

"Ama içersem Atatürk ıslanır anne!"

Oğlunun gönül ferahlığıyla su içmesini sağlayabilmek için annenin verdiği cevap şudur:

"Korkma oğlum, Atatürk'ün şemsiyesi var ıslanmaz."

 
Yenişafak
26/04/2006

 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.44
Toplam Oy: 9


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Atatürk ıslanmaz" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Atatürk ıslanmaz (Puan: 0)
Gönderen: Misafir Tarih: 06.05.2006 Saat: 14:40
Yaşamdan öyle örnekler gösteririm ki oturur kalırsınız. Toplumsal yaşamın bir kurallar manzumesi vardır demez misiniz. Arka cebinde şarap şişesiyle camiye gir bakalım. 18 yaşlarına doğru beni güreş salonuna çağırmışlardı, duruşuma bakarak. Bir ara yorulunca bir köşede, arkaya doğru uzattığım kollarımı destek yaparak dinleniyordum. Geriye doğru yaslanmış bir vaziyette. Salon amiri ağabeyimiz bir bağırdı, ulan doğru otur, sporcu gibi!.. Sırtımızda atlet, şort.. Ve orada oturmanın da kuralını hatırlatıyorlardı. Rahmetli Özal Şortla birlikleri ziyaret etti diye de eleştirilmişti. Peki, kutsal mekanlarda davranmanın adabı yok mu. Benim değerlerime de birilerinin saygı duymasını beklerim. Kimse ağzında sakızla, bırak çelenk koymayı, babasının yanına gidemez, be!..Azıcık utanma.. beyler!.. Mustafa BAYKAN-ADANA


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke