Derleme: WASHINGTON'DAKİ BÜYÜK BAŞKANA
Tarih: 26.11.2004 Saat: 02:06 Gönderen: karakutu
|
|
Washington'daki büyük başkan bize topraklarımızı satın almak istediğini bildiren
bir haber yolluyor.
Büyük
başkan aynı zamanda dostluk, iyi niyet dolu sözler de gönderiyor.
Bu dostça bir davranıştır, zira biz onun bu dostluğa ihtiyacı olmadığını pek iyi
biliriz.
Biz onun istediğini düşüneceğiz, zira eğer biz satmağa razı olmazsak,
belki o
zaman da beyaz adam tüfeğiyle gelecek ve bizim topraklarımızı zorla alacaktır.
Gökyüzü nasıl satılır,
ya da satın alınır,
ya toprakların sıcaklığı?
Bunu tasarlamak bize yabancıdır.
İnsan havanın
temizliğine, suyun şırıltısına sahip olamazsa onu nasıl satabilir.
Siz onu bizden nasıl satın alabilirsiniz.
Bu dünyanın her bir parçası ulusum için kutsaldır,
pırıldayan her çam yaprağı,
her kumsallık
kıyı,
karanlık ormanlardaki her sis, her geçit,
vızıldayan her böcek ulusumun düşünce ve yaşantılarında kutsaldır.
Ağaçların içinde yükselen özsuyu kızılderili adamın hatıralarını taşır.
Beyazların ölüleri, yıldızların
altından geçmek için uzaklara giderken
doğdukları toprakları unuturlar.
fakat bizim ölülerimiz bu büyülü dünyayı hiç bir zaman unutmazlar, çünkü o
kızılderililerin annesidir.
Washington' daki büyük başkan bize bir yer vereceği
ve bizim orada rahatça kendi
kendimize yaşayabileceğimizi haber veriyor.
O bizim babamız,
Biz de onun çocukları olacağız.
Fakat böyle şey acaba hiç olabilir mi?
Biz topraklarımızı satmak için yaptığınız teklifleri
bir kere daha düşüneceğiz.
Bu sandığınız kadar kolay olmayacaktır. Çünkü bu topraklar bize kutsaldır.
Biz bu ormanlarla seviniriz.
Bizim davranışımız sizinkinden farklıdır.
Derelerin ve ırmakların içinden geçerken
pırıldayan sular yalnız su değildir:
onlar bizim atalarımızın kanlarıdır.
Biz size bu toprakları sattığımız zaman, bilesiniz ki, onlar kutsaldır ve sizin
çocuklarınız da onların kutsal olduklarını ve göllerin berrak sularında oynaşan
her
yansının benim ulusumun yaşantılarına ait masalları ve öyküleri anlatmakta
olduklarını öğrenmelidirler.
Suların çıkardığı sesler benim atalarımın sesleridir.
Irmaklar bizim kardeşlerimizdir,
onlar bizim susuzluğumuzu
giderirler,
bizim kayıklarımızı taşır ve çocuklarımızı beslerler.
Topraklarımızı sattığımız zaman, bunu hatırınızda tutmalısınız ve bunu
çocuklarınıza öğretmelisiniz.
Biz beyaz adamın düşünümüzü anlamadığını
biliriz.
Toprak onun kardeşi değil düşmanıdır,
onu elde ettikten sonra ilerlere gider,
babalarının mezarlarını geride bırakır ve onlarla bir daha ilgilenmez.
Sizin şehirlerinizin görüntüsü kızıl derili adamın gözlerini
ağrıtır.
Belki bu onun bir vahşi olmasından ve bu gibi şeyleri anlayamamasından ileri
gelir!
Beyazların şehirlerinde sessizlik denen bir şey yoktur. Orada ilkbahar da oluşan
yaprakların seslerini, uçuşan böceklerin vızıltılarını
işitecek bir yer de
bulamazsınız.
Kuşların ötüşünü, ya da geceleyin su başında kurbağaların bağırışlarını
işitmedikten sonra dünyada ne vardır.
Ben kızılderili bir adamım ve bunu anlayamıyorum.
Topraklarımızı satmak
üzerinde düşüneceğiz ve eğer buna karar verirsek, bunun
bir şartı olacaktır. Beyaz adam topraklarımızdaki hayvanlara kardeşleri gibi
muamele etmelidir.
Ben bir vahşiyim ve başka türlüsünü anlayamam.
Çocuklarınıza, bizim
öğrettiğimiz şeyleri öğretiniz.
Toprak bizim annemizdir.
Toprağın başına gelenler çocuklarının da başına gelir.
Zira biz biliyoruz ki, toprak insana değil, insan toprağa aittir.
Beyaz adamın topraklarımızı satın almak
hususundaki isteğini düşüneceğiz.
Fakat benim ulusum soruyor,
beyaz adam neyi satın almak istiyor?
Gökyüzü ve toprakların sıcaklığı, koşan antilopların sıcaklığı nasıl satın
alınabilir?
Biz size bütün bu şeyleri
nasıl satabiliriz, siz de bunları nasıl satın
alabilirsiniz?
Kızıl adam bir kâğıt parçası imzaladığı ve bunu beyaz adama verdiği için siz bu
topraklara istediğinizi yapabilir misiniz?
Havanın tazeliğine ve suyun pırıltısına sahip
değilsek, onları size nasıl
satabiliriz?
Fakat biz vahşi insanlarız.
Beyaz adam ise , geçici olarak iktidardadır.
Ve o kendisini bütün dünyanın kendisine ait olduğu , Tanrı sanmaktadır.
Bir insan annesine nasıl sahip
olabilir?
İnsanlar da denizdeki dalgalar gibi gelip geçerler.
Beyazlar da bir gün bu dünyadan gideceklerdir, belki de bütün ırklardan daha
çabuk.
Size bu toprakları sattığımız zaman, siz de onları bizim sevdiğimiz gibi
seviniz, onlarla bizim ilgilendiğimiz gibi ilgileniniz. Onları bugün olduğunuz
gibi hatırlayınız. Ve bütün kuvvetinizle, ruhunuzla ve kalbinizle onları
çocuklarınız için koruyunuz ve Tanrının hepimizi sevdiği gibi, siz de onları
seviniz.
Çünkü biz bir şey biliyoruz:
Tanrımız aynı Tanrıdır. Bu dünya mübarektir. Beyaz adam bile ortak kaderimizden
kaçamaz. Belki biz hepimiz kardeşiz. Zaman bunu gösterecektir.
|