Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 139 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: anna
Bugün: 1
Dün: 2
Toplam: 20783

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 140
Üyemiz: 9
Toplam: 149

Şu An Bağlı:
01 : estonhxt
02 : fadim
03 : antonnerde
04 : solipsist
05 : bilgiiscisi
06 : Kedikara
07 : tiananmenian
08 : EMELPINAR
09 : gece

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Attila İlhan: Bir Parantez Açabilir miyiz?
Tarih: 23.03.2006 Saat: 17:23 Gönderen: karakutu

 


Çağrışım / 1 ''...biz çocuklar, ninemizi çok severdik; korkardık da! Son derece gayretli, gözü pek, mütedeyyin -namazında niyâzında- bir Türk annesiydi, neslinin öteki anneleri gibi, ne kadar sevip saysa, duygularını göstermezdi.

Biz torunları için şahâne masal anlatan, Yunan işgâlini ve mezâlimini görmüş, 'istirdâtı' dolu dolu yaşamış, bir nine.

O duygularını gizlemesini bilen ketûm ve muhterem büyük anne; bir akşam üstü, sanırım 'kule'nin (yörede, 'bağevi'nin adı buydu) önündeki sundurmada unutulmuş gazetedeki, İsmet Paşa fotoğrafını görmüş; eliyle resmi adeta okşayarak, en büyük iltifâtını yapmıştı.

''-...ah şâtırım, ah!!..''



Bilir misiniz bu ne demektir? En iyisi, onu size Şemsettin Sâmi Bey'in, Türkçeleştirilmiş sözlüğünden aktarayım:

''Şâtır (i.a) 'Şetâret'ten, if.' 1/ Şen, şetâretli; çevik, hizmete koşup, her işe hazır bulunan. 2/ Vaktiyle vezirlerin yanında giden asker..''

O kelimeyi, hiç kuşkusuz; ilk -ve o tarihte yaygın,- anlamı çerçevesinde kullanıyordu. Bunu niye mi anlattım? Bu satırların yazarı, bazılarının sanmak istediği gibi, 'Millî Şef'e düşman, en azından şiddetli muhâlif bir ortamda büyümemiştir.)

duygu başka, akıl başka!..

...son 'söyleşi' ler üzerine, bazı mesajlar aldım; zaten bekliyordum fakat, şaşırmadım dersem, yalan olur: kendimi çok daha fazlasına, hakârete varan saldırılara, filân hazırlamıştım; hepsini toplasanız, on, bilemedin on beş kişi yazdı: kimisi 'muğber' , kimisi 'serzeniş' te bulunuyor: kimisi 'nostalgique' takılmış, kimisi de İsmet Paşa 'yı kalemime dolamayı, bana yakıştıramıyor: üzerinde biraz konuşmak, galiba iyi olacak...

Şimdi bakın: ben ne tarihçiyim, ne sosyolog, ne de politikacı; bilen bilir, 'kendisi için hiçbir şey istemeyen' toplumcu/gerçekçi bir edebiyatçıyım; yıllardan beri kendimi, Osmanlı 'nın batışını, İstiklâl Harbi 'ni ve sonrasını anlatan; -Frenklerin nehir/roman (roman/fleuve) dedikleri türden, bir roman/dizisi için hazırladım; toplumcu/gerçekçi bir roman yazmak, tarifi gereği, konuyla ilgili, ne kadar araştırma, irdeleme, hatıra, eleştiri ya da övgü varsa, okumuş olmayı gerektirir; ben de bunu yapmış, bir sürü not almışımdır: bazılarını; -sırası düştükçe- TV 'de 'zaman içindeki yolculuklar' da; bazılarını da; yıllardır yazdığım, çeşitli dergi ve gazetelerde, aktarmaya çalışıyorum. 'Mesele' aslında, bundan ibâret!.. 'Meraklısı' kitaplarımı, hele 'Aynanın İçindekiler' genel başlığı altında toplanmış, roman dizisini okursa; yazdıklarımın, daha önce, çeşitli vesilelerle dile getirilmiş olduğunu görür.

İkincisi ve bence en önemlisi, İnönü 'fanatique' lerinin ortaya çıkan 'tablo' dan, beni 'sanık' yerine koymaları! Davranışları, hem yersiz, hem haksız; zira hepiniz gördünüz, biliyorsunuz ki, bu söyleşilerde, kişiliğimi bilinçli olarak geriye çekiyor; olayları ve sonuçlarını, bilim adamlarının çalışmalarından; Gâzi'nin ve İsmet Paşa'nın yakını olmuş; o dönemi içinden yaşamış, aklı başındaki 'şahsiyetler'in 'hatıraları'ndan aktarıyorum; olaylar ve belgeler, sıraya konuldu mu, çıkan sonuç budur; hiç de parlak değildir ama, bunda yazarın günahı ne? Üstelik yıllardır işlediğim bu konuda, yazdıklarımı yalanlayan ya da belgelerle karşısına dikilen tek kişi olmamıştır; yine de olmuyor; şimdi aldığım mesajlar, gerçekte 'mithos' ları yıkıldığı için, üzülenlerin 'duyguları' ; uzmanlardan 'ayıklanmış' gerçeklere, cevapları yok!..

İnsanın önemli bir büyüğünü sevmesi, ona söz söyletmek istememesi, haklıdır ve kabul edilebilir; gel gör ki, bu sav akıldan değil, duygudan; beyinden değil, kalpten gelir: oysa olaylar gibi olayları yapan 'şahsiyetler' de; hakikatte yaptıklarını, 'duyguları' ile değil, 'akılları ile' gerçekleştirirler; onun için toplumcu/gerçekçi bir romanda 'kahraman' olurlarsa; onlara, şu veya bu dürtülerle, duygusal bir düzeyde değil, aklın ve mantığın diyalektiğiyle yaklaşmak zorunludur.

Rahmetli ninem, 'Millî Şef' in gazetedeki fotoğrafını ''-ah şâtırım ah!'' diye okşarken; kuşkusuz aynı 'duygusallığın' içinde bulunuyordu. Ama, okuruna ve halkına, hepsinden çok tarihe karşı, 'sorumlu' bir romancının, böyle bir hakkı ve mâzereti yoktur: acı ve çıplak gerçek neyse, üzerine

gidilecek!.. Benim yapmaya çalıştığım da bu! Eğer bazılarını, rahatsız ediyor, kalbini kırıyorsa; bu benim ne kötülüğümden, ne garezimden; ne de şu veya bu hesap içinde oluşumdan ileri geliyor: tarih, tarihtir; onu keyfimize göre değiştiremeyiz: hele önümüzde sözlü ve yazılı, bir sürü belge duruyorsa!..

Çingene bir olsa!..

Çağrışım / 2. ''...Düziçi Köy Enstitüsü, Harûniye nâhiyesinin (bucağının) sınırları içindeydi; bu nâhiye, o tarihte, Adana'nın Bahçe ilçesine bağlı; karanlık ve dumanlı kıtlık yıllarında, devlet büyüklerinden bazıları, zaman zaman, 'enstitüyü' ziyârete gelirler; bu da Bahçe (eski adı Bulanık) Kaymakamı olan babamı, göreve çağırırdı: karşılama töreni, nâhiye ve enstitü hakkında izahat vermek, halkla ilişkileri sağlamak, vs.''

''Bir keresinde, ortalık birbirine girdi; bu defa, 'Milli Şef' bizzat geliyor. Babam, hayli heyecanlı gitti, karşıladı, izahat verdi; yorgun argın, evimize döndüğü zaman; akşam sofrada, annem soruyor: ''-...nasıldı? İsmet Paşa nasıl bir adam!''. Biz çocuklar, Sâfi kulak kesilmişiz. Babamın cevâbı, zihnime adeta ateşle yazılmıştır: ''-...sâkin görünüyor ama öfkeli, köylülerden birisi, biraz da haddini aşarak ondan Hâruniye için bazı şeyler istedi; Paşa'nın cevabı ne oldu biliyor musun? Aynen şu: '- Çingene bir olsa, şekerle beslerim!''...''

Meraklısı İçin Not: 'Aynanın İçindekiler' roman dizisi, şu kitaplardan oluşmuştur. 'Bıçağın Ucu', 'Sırtlan Payı', 'Yaraya Tuz Basmak', 'Dersaadet'te Sabah Ezanları', 'O Karanlıkta Biz' ve 'Allah'ın Süngüleri' ...




Cumhuriyet
25.04.2005

 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Attilâ İlhan-Atilla İlhan
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Attilâ İlhan-Atilla İlhan:
An gelir Attilâ İlhan ölür (kim ne söyledi)


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.8
Toplam Oy: 10


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Dünya dangalaklık tarihi
Hisseli Uydulaşma Cürümü Kumpanyası
Hayvanlar Çiftliği
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner
Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka
Bir Moda Gelir Bir Moda Gider
Attila Jozsef: Şiir Sanatı
Attila İlhan anısına
Attilâ İlhan için
İlhan Selçuk: Biz mi, Ben mi?..
İlhan Selçuk: Fikri lidermişim!
Hüseyin Cahit’ten İlhan Selçuk’a...
Hrant kaç kere ölür?
M.Naci Bostancı: Vefat Yıldönümü Anısına - 'Ölür ise ten ölür, Meriç ölesi deği
Bütün Erkekler Ölür
An gelir Attilâ İlhan ölür (kim ne söyledi)
Türk faşistlerine iki çift laf
Yves Bonnefoy: Semender
Ahmet Sait Akçay: 90 Kuşağı’nı Okumayı Denemek

"Bir Parantez Açabilir miyiz?" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke