İdris Özyol: Gitsem mi acaba Petra'ya / Olsam mı acaba toprağa yem?*
Tarih: 25.11.2004 Saat: 22:39 Gönderen: karakutu
|
|
Devrime inanmak gibi birşey senin yolunu gözlemek ve işte devrim, pencerede
göründüğün o
bir kaç dakika.
Kız sen yaşamayasın! Vurulsun horonu yarım bırakan. Toprak yemeyi unutan
vurulsun ve karanlığa doğru kurşunlar sıkılsın uzak evlerden. Birbirine uzak
evlerden ve benim sana yakın kalbimden senin
bana uzak kalbine eşkiyalar
yürüsün. Deniz olmaya geldim pencerene, dilsiz ve hırçın, uçsuz ve bir avuç,
deli ve ürkek, deniz olmaya geldim. Sana akan bütün nehirleri kurutmaya yeminli
ve bin beter uykularda kalası geceye öfkeliyim.
Öfkeliyim kız öfkeliyim,
yurdumun ve senin işgal edilmiş düşlerine. Seni sevmek bir yurdu sevmek kadar
sıcak ve zor ve beter ve şaşırtıcı. Nasıl bu toprakları severken aklıma ölüm
geliyorsa, seni severken de silahlar patlıyor sol
göğsümün altında. Devrime
inanmak gibi birşey senin yolunu gözlemek ve işte devrim, pencerede göründüğün o
bir kaç dakika. Tut o bir kaç dakikayı sonsuza uzat ve beni orada kendi yüreğini
yerken bulsun jandarmalar. Yüksek ateş,
yüksek tansiyon, yüksek ayrılık ve yürek
büyümesinden öleceğim. Biliyorsun öleceğim, seni severken öleceğim ve sen benden
sonra yaşamayasın.
Kız sen yaşamayasın! Kız ben gidiyorum, şarkılar söyleyerek
gidiyorum, bir
horona katılıp gidiyorum, sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin zaferi
için, "döngel"in ve "mora"nın zaferi için ölmeye, yeniden ölmeye, yeniden ölmeye
gidiyorum. Kapkara bir deniz eşlik ediyor yoluma ve yeni doğan
bir bebeğin
çığlıklarıyla uyanıyor zafer ve belki yeniliyoruz ansızın ama şu yeşil dağların
ardında bizim ülkemiz ve duruyor orada sıcak bir rüya, sıcak bir ev, sıcak bir
toprak. Biliyoruz, şu yeşil dağların ardında bizim ülkemiz. Sanki
böğürtlen
yemişim, sanki ısırgan toplamışım, sanki bir kız sevmişim, sanki bir kız
sevmemişim de mavi birşey kucaklamışım bütün gün. Bütün günü kalbimi pişirmişim
sanki. Bütün gün bir şarkı tutturmuşum. Şarkının en kıvrak yerinde
yakalanmışım
düşmana. En kıvrak yerinde aşkın, gitmiş sevdiğim kız. Sanki gitmiş yeryüzü
başka bir dünyaya. Topraksız kalmışım sanki. Oysa ben toprak yemeye geldim
gözlerine.
Kız sen yaşamayasın! Bak
kıpkırmızı oldu avuçlarım. Ki ben Petra yolcusuyum
artık. O uzak ülke çağırıyor bedenimi. Çağırıyor bedenimi kayalar, vadiler,
uçurumlar. Yoldaş sesleriyle uyandım bir kere, uyandım bir kere ayın altında,
aya bakarken uyandım, gece
inliyordu, gece işgal altında, gece tutsak ve
kanlıydı ve kan sızıyordu yüzyıllardır dokunduğum herşeyden. Beni öldürmeleri
bir işe yaramayacak. Bir işe yaramayacak bizim çocukları her sabah kurşuna
dizmeleri. Her sabah Angola'da,
her sabah Keşmir'de, her sabah Lübnan'da, her
sabah Batman'da, her sabah Lazona'da, her sabah Korsika'da, her sabah Marakeş'te,
her sabah yeni bir ülkesinde yeryüzünün yeniden uyanacağız. Gerine gerine
uyanacağız arka
bahçenizde ve üstüne titrediğiniz bütün meyve ağaçlarını
yağmalayacağız. Barbar, kara, yaramaz ve yabani çocukların bir çekirge sürüsü
gibi geçtiğini göreceksiniz kurduğunuz, kolladığınız, üstüne titrediğiniz
herşeyin üstünden. Size
ait her kaleye adım atarken tüküreceğiz kapıya ve
zincirlerimizle girdiğimiz her tapınaktan ardımızda yıkılmış putlar bırakarak
ayrılacağız. Ve biz o kapılardan gülerek çıkınca çökecek mermer tapınaklarınızın
başınıza. Petra çökecek ve
"Petra'ya gidesice" diye başlayan beddualarımız o
büyük şehri, o uzak şehir aşkımızın başkenti olacak. Karadeniz kıyısında bir
halk bu hayalle uyuyup hayalin gerçek oluşununa uyanacak.
Ka tun mita xendasoc. Kız sen
yaşamayasın!
* Zuğaşi Berebe adlı müzik grubunun son kasetinden yer alan bir şarkının
sözleri. Petra, şimdiki Ürdün'de bulunan antik bir kent. Laz kültüründe en uzak
ülke anlamına geliyor.
|