Almanya Yahudiler Merkez Konseyi başkan yardımcısı Charlotte Knobloch, sinema
salonları sahiplerine, "Kurtlar Vadisi-Irak filmi gösterimden kaldırılsın"
diyebiliyor!
Avrupa'da bir sinema yapıtının yasaklanması istenebiliyor! Hem de faşizme "altı
milyon" kurban veren, özgürlük ve insan haklarının bedelini canlarıyla ödeyen
bir milletin temsilcisi olduğunu söyleyenler tarafından. Ne hazin bir trajedidir
bu!
İnsanlık onuru adına çekilen onca çile, özgürlük için yazılan binlerce kitap,
şiir, roman ve oyun bir kalemde nasıl da böyle yok sayılabiliyor? İnsan
haklarını haykıran o şarkılar, o sinemalar boşuna mıydı? Yıllarca bedel ödeyerek
elde edilen kazanımlar nasıl bu kadar hoyratça savsaklanıyor? Bir sinema
yapıtının susturulması ne demek?
"Yahudilere yönelik nefreti teşvik ediyor." Öyle mi?
Bu nefreti, Amerikalı aktör Gary Busey'in "Kurtlar Vadisi-Irak" filminde
canlandırdığı Yahudi doktorun, Ebu Garib'teki mahkumların organlarını çıkararak
yabancılara satması mı teşvik ediyor?
İyi de o doktor bütün Yahudileri niçin temsil etsin ki? Üstelik, "Bu sadece bir
film" bay Knobloch. Hem, "Bütün Yahudiler zalimdir" düşüncesi ne kadar iğrençse,
"Bütün Yahudiler masumdur" anlayışı da o kadar hastalıklı değil midir? Sinemada
ilk kez kötü bir Yahudi karakteri canlandırılıyor. Anlıyorum, ilk olana alışmak
her zaman zordur. Ama bir filmin gösterimini engellemeye çalışmak olacak iş mi?
Oldu olacak filmin negatiflerinin gaz odalarında yakılarak itlaf edilmesini
isteseydiniz! Böylece, Yahudi soykırımını inkar ettiği ve Auschwitz'de gaz
bulunmadığını savladığı için hapis cezasına çarptırılan İngiliz tarihçi David
İrving'e, Almanya'da bol miktarda gaz bulunduğunu kanıtlamış olurdunuz.
"Batı'ya karşı nefreti ve güvensizliği artırıyor" diyerek filmin gösterilmesine
karşı çıkacağınıza, filme kaynak teşkil eden Irak'taki işgal sona erdirilsin
deseniz ya! Batı'nın yüzyıllardır size yaptıklarına karşı çıkarken,
"başkaları"na yaptıklarını niçin arkalıyorsunuz? Soykırım yangınını yaşayan bir
milletin mensubuna işgale, işkenceye karşı durmak yerine, işgali bir nebze
anlatmaya çalışan bir filme karşı çıkmak yakışıyor mu? Hitler'in gözlerine
bakarcasına yasakçılığa soyunmanız biraz ayıp olmuyor mu?
Alain Resnais'nin, "Hiroşima Sevgilim"inde hiçbir gözlemin, vahşeti anlatmaya
kifayet etmeyeceğini belirten bir replik vardır:
"Sen Hiroşima'da hiçbir şey görmedin."
"Kurtlar Vadisi-Irak" Irak'ta hiçbir şey görmedi! Haber bültenlerine de yansıyan
birkaç 'gerçeklik'ten başka hiçbir şey. Yine de filmde Amerikalı asker
tarafından düğünde vurulan çocuk gözlerimin önünden bir türlü gitmiyor. Bir de
annesiyle birlikte tutsak edilen o esmer Iraklı çocuk... Öyle mahzun, öyle boynu
bükük, öyle bütün ölümlerden daha vurgun duruşu yok mu!.. Anlamadım, bay
Knobloch? Bu sefer, "Bu sadece bir film" diyen siz misiniz?
Niçin bize hep 'başka' bir gerçek, 'başka' bir özgürlük, 'başka' bir barış,
'başka' bir demokrasi, 'başka' bir insan muamelesini reva görüyorsunuz? Dün
başka bir barış adına başımıza ölüm yağdırdınız Hiroşima'da. Bugün başka bir
demokrasi adına Irak'ı işgal ettiniz. Yarın başka bir silahsızlanma adına İran'ı
bombalamayı planlıyorsunuz.
Irak'ta ambargo döneminde ölen beş yüz bin çocuk film değildi bay Knobloch.
Gazze'de, duvara sığınmış babasının kollarında can veren, Filistinli olmanın
dışında hiçbir suçu bulunmayan Muhammed Cemal Durra adındaki o melek yüzlü çocuk
da... Hem biz, film de olsa, Benigni'nin "Hayat Güzeldir"indeki Yahudi çocuğa
da çok ağladık bay Knobloch... Efendim, "Gerçeğin ta kendisi" mi dediniz?
Bay Knobloch neden bizim gerçeklerimiz 'film', sizin filmleriniz gerçek?
Neden?
Yenişafak
22/02/2006