Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 236 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Salih Tuna: Arkadaşının tanrısını yiyen aç gözlüler
Tarih: 21.02.2006 Saat: 08:30 Gönderen: karakutu
 

Domuz tüccarı, Amerikan Kongresi'nin bir oturumunda, jambon ve sosis pazarını küstahça ellerinden almaya kalkışan "Zümrüt Cumhuriyeti"ne savaş açılmasını teklif eder. Teklifi ezici bir çoğunlukla şappadak kabul edilir. Profesör Obnubile şaşakalır:

"Siz bu savaşı bu kadar lakayt bir şekilde ve ivedilikle nasıl onaylarsınız?"

"Dert etmeyin canım!" karşılığını alır, "Altı üstü sekiz milyon dolara mal olacak önemsiz bir savaş bu." Obnubile aklını bir türlü alıştıramaz:

"Ya insanlar?"

Meşhur cevabı mutlaka hatırlamışsınızdır:

"Sekiz milyon doların içine insanlar da dahil."



Anatole France, Amerika'nın politik karakterini, yeni pazarlar elde etmek için savaş çıkarmayı kendisine "helal" görmesini, insana verdiği değeri taa 1908'de yazdığı "Penguenler Adası" adlı eserinde böyle hicveder.

Geçen yüzyıl, Amerika'nın menfaatleri uğruna mazlum uluslara özel/bağımsız alan tanımayan ve bu ulusların olanca yer üstü-yer altı zenginliklerini küresel sömürüsünün "kamusal alanı" gören örnekleriyle doludur.

Amerikan işgal ve tehdidinin Ortadoğu'yu çepeçevre sardığı, "İslamofobi" hastalığının her geçen gün yaygınlaştığı günümüzde, o uğursuz ve lanet olası 11 Eylül saldırılarının sonuçlarından hareketle tekrar ele alınması ne yazık ki faydasız. Bir yüzyıl sonra başka bir Morris'in, başka bir Mc Namara'nın "100 Yılın İtirafları"nı çekmesini beklemekten başka çare yok. Ama hiç değilse, matah bir şeymiş gibi Huntington'un "Medeniyetler Çatışması" lüzumsuzluğuna zırt-pırt vurgu yapmasak diyorum. Hatta görmezlikten gelinse ne kaybedilir ki? Sanki gizli bir belgeyi deşifre edercesine iştiyakla üzerinde durmanın ne anlamı var? Bu tip projeler, hayatiyetini içeriğine değil gündemden düşürülmemesine borçlu değil mi? Tıpkı o sefil ve seviyesiz Danimarka rezilliğinin gereksizce muhatap alınması gibi. (Ya da, hayatı bütünüyle "kamusallaştırarak" nerdeyse "toplama kampı"na indirgeyen o profesörün zeka dolu, incelikli Danıştay kararı yorumuna kulak vermek gibi.) Halbuki "çağcıl" medyanın yegane yakıtı alaka ve "tepki" değil mi? Kahredici bir ilgisizlikle, yok sayıcı bir mağrurlukla karşılansaydı, "Gaye İnsan"ın buyruğu olan ferasete uygun bir örnek tavır sergilenmiş olmaz mıydı? İfade özgürlüğü maskeli ayrımcı ve ırkçı maskaralığını, Müslümanların tepkisini test etmeyi amaçladığını söyleyerek izah etmeye çalışan o kukla faşist editörün provokasyonunu, sonuçlarını hesaba katarak ele almak daha doğru değil miydi?

Cemil Meriç, "Avrupa tesamuhu (hoşgörüyü) tanımaz. Tolerans Asyalı'dır" der. Bu tolerans sayesindedir ki; Dante'nin, pagan Vergilius'a gösterdiği saygının binde birini İslam'ın önderlerine göstermediği halde, "İlahi Komedya"sını okumayana nerdeyse entelektüel demiyor ve Alan Parker'ın "Gece Yarısı Ekspresi" filmini aratmayacak kadar Türkleri aşağılayan Cervantes'in "Don Kişot"unu milli bir kahraman gibi çocuklarımıza ezberletiyoruz. O provokatör 'lavuk' kimi test ediyormuş?!

Hz. Ömer gülerek, "Cahiliye döneminde"der, "Helvadan putlar yapıp sonra da acıkınca yerdik." Cahiliye Arapları, hiç değilse, Batılı putperestler gibi aç gözlü değildi; kendi helvasını yerdi. Batılı animistler ise kendi helvası dururken arkadaşının helvasını yiyen aç gözlülerdir. Aralarındaki çekişme, "Niye lan benim tanrımı yiyorsun?!" çekişmesidir. Tanrısını, yani menfaatini... Şimdi de, dinlerine paganist Yunan felsefesinin bütün yalancı tanrılarını boca eden bu Batılı putperestler kendilerini Müslümanların üzerinden temize çekmeye, yeniden üretmeye çalışıyorlar.

Bu materyalist kapitalistlerin Doğu deyince şahlanıveren 'Hıristiyanlıkları', Amerikan emperyalizmine yol açıcı arazi çalışmasından başka bir şey değildir.






Yenişafak
15/02/2006
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.87
Toplam Oy: 16


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Arkadaşının tanrısını yiyen aç gözlüler" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke