Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 231 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Gökhan Özcan: Yerimiz gerçekten dar mı?
Tarih: 15.01.2006 Saat: 22:50 Gönderen: karakutu
 

Mesela okuduğumuzda hayatımızı değiştiren bütün o kitapları okumadığımızda ne kaybediyoruz? Mesela içinde hiç Raskolnikov, hiç Selim Işık, hiç Gregor Samsa, hiç Palyaço Ruşen bulunmayan bir dağarcıkla nereye çıkardı yolumuz?

Ya o filmler? Amarcord sıcaklığından, Çingeneler Zamanı neşesinden, Kurban derinliğinden, Siyam Balığı acısından, Kayıp Çocuklar Kenti gizeminden, Büyük Balık rüyasından, Mayıs sıkıntılarından payını almamış bir hayal gücüyle ne kadar fakirleşirdik kim bilir!..

Ruh tellerimize dokunup dokunup geçen bütün o şarkıları hiç yazmayayım... O kadar çoklar ki... O kadar kaplamışlar ki her yanımızı, ne yapardık, ne olurduk hiç olmasalar?
 

***



Ne kadar meşgulüz değil mi? Gündelik koşuşturmalarımız sebebiyle adeta nefes alacak zaman bulamıyoruz. Neredeyse "Başımızı kaşımaya elimiz ermiyor!" Böyle düşünüyor, böyle hissediyoruz. Her sabah kalktığımızda mutlaka yapılması gereken işlerden oluşan hain bir liste bizi bekliyor oluyor. Mutfak alışverişi yapılacak, bilumum kuyruklara girilecek, faturalar ödenecek, ıvır zıvır işler halledilecek, işe gidilecek, mesainin uzun ipi çekilecek, mesai bitiminde yeniden yollara düşülecek, yemek, televizyon, vs... Bu koşuşturmaca sırasında kendimize ayıracak bir tek saniye bile bulamadığımızdan canımızın yapmamızı çok istediği bir sürü şeyi de mecburen başka baharlara itelenecek.

Yukarıdaki hayat manzarasının doğruluğunu-yanlışlığını şimdilik bir tarafa bırakalım. Ancak şu noktanın üstünde ısrarla durmak icabettiği kanaatindeyim: Gerçekleştirmeyi başka baharlara bıraktığımız şeyler acaba hayatımızdan neleri eksiltiyor?

Mesela okuduğumuzda hayatımızı değiştiren bütün o kitapları okumadığımızda ne kaybediyoruz? Mesela içinde hiç Raskolnikov, hiç Selim Işık, hiç Gregor Samsa, hiç Palyaço Ruşen bulunmayan bir dağarcıkla nereye çıkardı yolumuz?

Ya o filmler? Amarcord sıcaklığından, Çingeneler Zamanı neşesinden, Kurban derinliğinden, Siyam Balığı acısından, Kayıp Çocuklar Kenti gizeminden, Büyük Balık rüyasından, Mayıs sıkıntılarından payını almamış bir hayal gücüyle ne kadar fakirleşirdik kim bilir!..

Ruh tellerimize dokunup dokunup geçen bütün o şarkıları hiç yazmayayım... O kadar çoklar ki... O kadar kaplamışlar ki her yanımızı, ne yapardık, ne olurduk hiç olmasalar?


Gittiğimiz şehirler, dolaştığımız sokaklar, uğradığımız mekanlar, seyrettiğimiz dağlar, denizler, ırmaklar... Şahidi olmasaydık bütün bu tarifi imkansız güzelliklerin, nasıl bir fikrimiz olurdu yeryüzü hakkında. Varlık hakkında... Yaratan hakkında...

Şimdi meşgulüz, çok meşgulüz, bizi bunca güzellikten uzaklaştıran bir koşuşturmayı hayat belleyip sürüklemekle kendimizi...

Bıraksak diyorum, hiç olmazsa bazen, bıçağın kemiğe yaklaştığı zaman hiç değilse, bıraksak da kırılsa bu kara düzen! Yapılmasa bazen alışverişler, ödenmese bir zaman için faturalar, girilmese kuyruklara, yan çizilse mesailerden, oturulmasa o lanetli seyir kutusunun başına... Ne olur? Biz manasız işler peşinde böyle deliler gibi koşuşturmasak ara sıra dünya mı durur? Küçük molalar versek bazen, yürümez mi bütün o manasız meşgale makineleri?

Farkeden bile olmaz! Çünkü kimsenin kendinden bir şey katamadığı bir devranı var zaten bu meşguliyetler çağının. Bu yüzden kimsenin eksikliği de hissedilmez.

Kuyruklardan çıksak, yolumuzu değiştirsek, okulları kırsak, mesailere ara versek... Bir kitabın kapısından içeri girsek, bir filmin bacasından, bir şarkının ezgisine kapılsak, bir kenarda oturup düşünceye dalsak, gitmediğimiz bir şehre gitsek, görmediğimiz denizler görsek...

Biz zaten bunları zaman zaman yapıyoruz diyeceksiniz değil mi? Hayır, yapmıyoruz, yapmıyorsunuz. Kitaplarınızın olmadığını, filmleri izlemediğinizi, şarkıları bilmediğinizi, uzak şehirlere gitmediğinizi söylemiyorum, hayır!

Yapabilseydik eğer, bu döngüyü bir yerlerinden kırabilseydik, hayatın içinde bu kadar dar olur muydu hiç yerimiz?



Yenişafak
16/01/2006


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Gökhan Özcan
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Gökhan Özcan:
Yerimiz gerçekten dar mı?


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.01
Toplam Oy: 66


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Yerimiz gerçekten dar mı?
Bıldır yediğimiz hurmalar, bugün her yerimizi tırmalar...
Gerçekten hazır mısınız?
Selim İleri: Gerçekten 'Dost Mektuplar' mıydı?
Özen Yula: “Gerçekten büyülü, tuhaf ve acayip bir dünyada yaşıyoruz”
Can Dündar: Mustafa’da, Freudyen bir yaklaşım var
Can Dündar: Basbayağı bir linç bu... Tabu nedir şimdi anladım
Obama, Tayyibiyye’den haberdar mıdır acaba?
Kundera muhbirlik yaptı mı?
Bir Zihinsel Maluliyet Örneği: 'Kavram Kargaşası' mı, 'İdea Kargaşası' mı?
Tony Barber: Türk demokrasisi AB'nin umurunda mı?

"Yerimiz gerçekten dar mı?" | Hesap Aç/Yarat | 3 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Yerimiz gerçekten dar mı? (Puan: 1)
Gönderen: nurcannn Tarih: 15.07.2006 Saat: 08:38
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder | Günlük)
dolu dolu yaşam demek galiba bu.günlük ugraşlardan kafayı kaldırıp kendin için, zihnin için birşeyler yapmak.ama denilen gibi her zaman buna engel oldugunu savundugumuz ugraşlarımız var,ve nedense hiç bitmiyor ve kafayı kaldıramıyoruz.lisede bir ögretmenim hep 'kitap okumayan şu sizin gibi zihniyetler ama yemek yemege ya da vücudunuzun ihtiyacı olan diger şeyleri yapmaya fırsat buluyor.bu da beyninizin ihtiyacı degil mi?'derdi.evet çok haklı kendi beynimiz için kendimizi biz yapaan düşünce daracımızı geliştiren şeyler için bişeyler yapmak hep zor gelir ve nedense zaman yoktur buna.



Re: Yerimiz gerçekten dar mı? (Puan: 1)
Gönderen: ruhanii_liider Tarih: 15.07.2006 Saat: 09:30
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
tam bu yazının üzerine ahmet selim in gitmek şiirini dinlemeli ya da okumalı


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke