Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 230 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Salih Tuna: Gizli el ve yürümek
Tarih: 21.12.2005 Saat: 11:35 Gönderen: karakutu
 

Konuşmanın yasak olduğu bir ülkede yaşamak kuşkusuz katlanılmaz bir şeydir; ancak daha da beteri, yaşamak için konuşmanın gerektiğidir: "Konuş lan, yoksa buradan cesedin çıkar!"

Cemil Meriç'in ifadesiyle, "Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı", akıl hastanesinde "Düşünen Adam" heykelinin bulunduğu şirin ve sevimli ülkemizde konuşmak için ille de düşünmek gerekmiyor...

Düşünmek, harbiden külfet, dahası netameli... En iyisi, düşünceye hava parası, depozit ödemeden biteviye konuşmak.



Konuşmak güzel şey; lakin öyle her kafadan ayrı ses çıkmasından kimse hazzetmez. Çünkü hem toplum huzuru sağlanamaz, hem de onbire onbir maç yapılabilemez. İyisi mi takımlar halinde konuşmak: Sağ-Sol, Laik-Şeriatçı, AB'ci-Ulusalcı.

Takımlar halinde konuşmanın avantajı saymakla bitmez. Her şeyden önce, daha heyecanlı ve anlaşılırdır. Kafa karışıklığına neden olmaz. Kafa karışıklığı deyip geçmeyin; en asgari kafa karışıklığı bile iletişim gerektirir. Takımlar halinde konuşmakta esas olan yenmektir; iletişim-anlamak-anlaşılmak gibi kelimeler cüruftan ibarettir. Hadi, lafın düzünü edelim; takımlar halinde konuşulunca, gerektiğinde "balans ayarı" yapmak için tasnif zorluğu yaşanmaz; herkesin yeri bellidir abiler.

Her takım, kendi gettosuna uygun diller dökmeye koyulur. Mevzu ne olursa olsun; içki tartışması, tutuklu rektör davası, alt kimlik-üst kimlik, başörtüsü... Hiç fark etmez.

Hazır lafın sırası gelmişken, Havel'in "Şeytanın Çelmesi" adlı oyunundaki Fıstula'nın repliğine yer vermenin tam vaktidir: "Sayın bayım, gerçek sadece ne düşündüğünüze değil, onu niçin, kime, hangi koşullar altında söylediğinize de bağlıdır." Hadi, biz bir adım daha ileri gidelim: Mühim olan, ne söylediğinden çok hangi takım veya getto adına söylediğindir.

Leonardo da Vinci, "Son Akşam Yemeği" adlı tablosunda Luka İncili'nin ilgili yerini resmeder. Masadakilerden hiçbirine ait olmayan bir el yer alır tabloda. Fazladan bıçak ilave edilmiştir. Bıçaklı gizli el, korku ve gerilimin simgesidir.

Hakikat çarmıha gerildikten sonra müstebid Yahuda olmuş, "derin devlet" olmuş, "gizli el" olmuş ne fark eder. Gizli elin istediği, korku ve gerilimin vizyonda kalmasıdır.

Toplum içinde irtibatın bittiği; gerçeklerin, takımların mevzi kazanmasına kurban edildiği yerde, gettolaşma başlamış demektir. Yazık ki yazık, takımlar halinde konuşmanın sonu budur. Artık her gettonun köşe yazarı, sineması, romanı, ayranı-köftesi kendinedir. Gerçek, vehimle yer değiştirmeye başlayınca da, "gizli el" zevkten dört köşe olur; yetinmek nedir bilmez. İster ki daha da harlı yansın ateş; toplumun bütün irtibat telleri berhava olsun. Böylece, sürgit yaşanan figüran bir korkudur gettolarda. Korktuğu; suyun hidrolizini birlikte öğrendiği sıra arkadaşı, balkonuna çamaşır astığı komşusudur. Medya da habire odun taşır ateşe.

Hitchcock, "Rebecca" filminde, kahramanlarından Danvers'in, gerilimi oluşturmak için hiç yürümediğini anlatır: "Yürüseydi insanileşirdi..."

Yürümenin durduğu yerde, herkes birbirinin "Danvers"idir. Gizli elin maksadı hasıl olur böylece. Bisiklet durunca devrilir zaten.

Yürümek, Cadde-i Kebir'de volta atmak değildir. Yürümek, yürünülen çevrenin rengine boyanıp başkalaşmak hiç değildir. Yürümek, bir gönüle girmek, bir gönülü fethetmektir.

Söz gelip, İlhami Çiçek'in "Satranc Dersleri"ne dayanmıştır: "Yürümenin dışındaki bütün eylemlerin adı kaçış, kaçış, kaçıştır."

 


Yenişafak
21/12/2005


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 10


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Gizli el ve yürümek" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke