Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 163 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Alev Alatlı: Kalbim acıyor
Tarih: 05.11.2005 Saat: 10:30 Gönderen: karakutu
 
Şeyh ya da Soros, yatırım yapacaklarsa parayı hesaba yatırırlar, o parayla İstanbul için ne yapılacağına İstanbul için çırpınan şehir planlamacıları, mimarlar, restoratörler, tarihçiler karar verir! İstanbul, aklına esen yabancı yatırımcının aklına esen binayı aklına esen yere konduramayacağı kadar yerleşik, kişilikli bir şehirdir.

Ne bir çöldür ne de bir dağ başı!



Ve korkuyorum. Korku, “yaşam biçimimi değiştirmeye” geldiklerini tebliğ eden birilerinin tam sayfa reklâmlarıyla başladı. Ardından, Amerikan İngilizcesi konuşan spikerin Irak Savaşı’nı anlatan bir CNN International muhabirinin otoriter, dilerseniz, çok bilmiş edasıyla tekrarladığı cümle; “yaşam biçiminizi değiştirmeye geliyoruz”. Allah Allah?!. Ardından, 11 Eylül kulelerini anımsatan aynalı, paslanmaz çelikli iki rüküş kule! Yetmezmiş gibi, bir de yüreğime saplanan bir vida misali bükülüyorlar! Sonra da “Dubai ... Properties!” Tüylerim diken diken! Çünkü, kendi adıma hani dünyada bırakın yaşamayı ziyaret ederken bile görülmekten utanacağım bir yer varsa o da Dubai! (İkinci bir utancım da herhalde elimde hamburger, Kâbe’yi beş yıldızlı bir otel odasının bilmem kaçıncı katının penceresinden seyretmek olurdu!)

Sermayenin dini imanı olmaz, doğrudur. Şeyh Muhammed Bin Raşid El Maktum efendi ile George Soros’un sermayesi arasında niteliksel bir fark olmadığı da doğrudur. Şu şerhle ki, Şeyh’e “din kardeşi” demek âdet olmuş ve Ramazan yoksulluğun farkındalığını çoğaltan, arsız tüketime duyarlılığı büsbütün kamçılayan bir ay. İnsan, George Soros’tan değil; ama din kardeşi olarak belletildiği insanlardan benzer duyarlılığı ister istemez bekliyor. Görmediğinde içini saran duygu anlatılır gibi değil.

Muhteşem mirasımız sahipsiz mi?

Oturduğu yerden yılda Birleşik Arap Emirlikleri’nden (nasıl oluyorsa) “payına düşen” 2,5 milyar dolar petrol geliriyle dünyanın en zengin on “kralı” arasında yer alan (ki Forbes dergisinin yalancısıyım) Şeyh’in bol bulduğu anlaşılan yağı nasıl kullanacağı elbette kendi bileceği iştir. Dilerse ülkesini, üretiminde en ufak bir katkıda bulunmadığı abur cubur elektronik eşya, “marka” çul-çaputla doldurup, su üstünde en az Las Vegas kadar rüküş bir şehir “yaratabilir”. Bu şehre dünyanın her yerinden bir o kadar arsız ve görgüsüz tüketici de çekebilir. Tornavida tutmaktan aciz konuklarını “akıllı” yani enerji düşmanı (Bu arada, bizim elektrik üretimimiz ne durumda? Nicedir konuşulmuyor!) binalarda ağırlayabilir, Rolls Roys limuzin filosuyla övünebilir. Ne var yani, benzer arsızlığı Başkan Putin’in sarayının üstünden özel jet filosuyla uçan Rusya özelleştirmesinin büyük gaspçısı Horodorovski de sergilemekten utanmamıştı. Dediğim gibi, bunlar kendisinin ve necip Dubai yurttaşlarının ve misafirlerinin bileceği işlerdir.

Öte yandan ağaların ellerinin tutulmayacağını da biliriz. Kaldı ki, ‘Yeni Dünya Düzeni’nde Şeyh El Maktum’un gönlünün istediği ülkeye istediği yatırımı yapmaya en az George Soros efendi kadar hakkı vardır. Üstelik “dost ve kardeş” İstanbul’a el atmakta geç bile kalmıştır. Mamafih, bu geç kalmışlık, ‘komşuda pişen bize de düşer’ hesabı, Türkiye’nin AB müzakere sürecine girmiş olmasıyla yakından ilişkili olmalıdır ki, bunu da günümüz dünyasında olağan karşılamak gerekir. Peki, öyleyse bana ne oluyor?!. Bana olan şu: İstanbulluyum. Bu olgunun bir telmihi, içmeye ayranı olmayan bir şehrin yerlisi olmanın utancını taşımak ise ikincisi de Der Saadet’in muhteşem mirasıyla teselli bulmak, ben görmesem de bir gün bu muhteşem mirasın değerinin anlaşılacağı umuduyla yaşamaktır. Hal buyken, El Maktum, Soros ya da başka bir petrol ağasının bahçeme izinsiz dalıp, asla talep etmediğim, rüküşlüğü, tantanası, debdebesi ile Arap/Amerikan kırması bir “tower” dikmesine, ufkumu karartmasına asla ve kat’a razı değilim!

İstanbul ne çöl, ne de dağ başı!

İstanbul’a başta gelir dağılımı dengesizliği olmak üzere, işsizlik, petro-dolar, kara para, fuhuş, yozlaşma, züppeleşme, arsızlık, yabancılaşma, gösteriş çağrıştıran Singapur, Tayland, Dubai gibi şehirleri anımsatan en ufak bir müdahaleye razı değilim! Bu kulelerden göbeği küpeli ortaokul kaçkını kız çocuklarının, fraklı-papyonlu takımları ile “iftariyelik” servisi yapan garsonların, Burberry kareli türbanların, Hummer’lerin, “Aqua City,” “Kemer Country” gibi kendini bilmezliklerin, kapkaççıların, tinercilerin, travesti fahişelerin, sokak çocuklarının, çalıntı bir cep telefonu ve dökülen otomobilinden başka sermayesi olmayan lumpen proletaryanın işaret ettiği toplumsal yozlaşma ve kimliksizlikten korktuğum gibi korkuyorum! Yüzkarası Gökkafes’i kaldıracak bir yiğit beklerken, başımıza sarıldığı anlaşılan “koloniyel” kuleler yüreğimi acıtıyor. Ve doğrusunu isterseniz isyan ettiriyor!!!

Bu aşamada belki de hiç olmadığı kadar ciddiye alınması gereken bir ayrışmaya sürüklendiğimize tüm yetkililerin dikkatini çekmek istiyorum. Bu ayrışmanın sermaye düşmanlığı, sermayenin kökeninin sorgulanması vb. vb. ile ilgisi yoktur. Bu ayrışmanın ülkemize davet ettiğimiz yabancı sermayenin nasıl ve kim tarafından istimal edileceği ile ilgisi vardır. Daha açık söylemek gerekiyorsa, Şeyh ya da Soros, yatırım yapacaklarsa parayı hesaba yatırırlar, o parayla İstanbul için ne yapılacağına örneğin bir Prof. Dr. Hüseyin Kaptan, bir Vefik Alp, bir Hilmi Şenalp, bir Ekinci gibi, yıllardır İstanbul için çırpınan şehir planlamacıları, korumacıları, mimarlar, restoratörler, tarihçiler karar verir! İstanbul, aklına esen yabancı yatırımcının aklına esen binayı aklına esen yere konduramayacağı kadar yerleşik, kişilikli bir şehirdir. Ne bir çöldür ne de bir dağ başı! Projede ısrar edildiği takdirde, İstanbulluların beklenmedik bir geniş cephe oluşturarak karşı direnişe geçeceklerini söylemek kehanet olmasa gerekir.

Sayın Topbaş, aman ha! Bize bunu yapmayın, efendim. Reel politik bağlamında dönemeyeceğiniz bir noktaya gelmiş durumdaysanız, referandum çağrımıza kulak verin, referanduma gidin. Sözünüzde duramamış olmanın kabahatini bizim üstümüze atın. Göreceksiniz, İstanbullular sizi bu sıkıntılı durumdan kurtaracaklardır efendim.



Zaman
28/10/2005


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Alev Alatlı
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Alev Alatlı:
Kalbim acıyor


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.51
Toplam Oy: 62


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Kalbim acıyor
KALBİMİ FİLİSTİN’E GÖMÜN
Kalbim Dinamit Kuyusu
Acıyor
Furuğ-i Ferruhzad: Acıyorum Bahçeye
Masonlara acıyorum

"Kalbim acıyor" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Kalbim acıyor (Puan: 1)
Gönderen: kafkara Tarih: 28.02.2006 Saat: 11:38
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Yazar parmağıyla ''KÖTÜ'' yü göstererek görevini fazlasıyla yapıyor . Ama Topbaş'a -hem de 2 kez - ''aman efendim '' güzellemesi , sanki farklı bir ağızdan çıkmış ...


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke