Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 173 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Bülent Parlak: ARANIYORUZ OLMADIĞIMIZ YERLERDE
Tarih: 24.09.2005 Saat: 15:14 Gönderen: karakutu

 

Hatırı sayılır yaralarla boyverip hoyratça işgal edilmiş ruhlarımızla ayinler yapıyoruz sürgünde. Çocuklarız biz; üçünde,beşinde,on beşinde. Her yatışımızda başka parmaklar dokunuyor bize, başka gözlerin soğukluğu büyütüyor suskunluğumuzu. Tövbelerimizi ve ihanetlerimizi biriktiriyoruz tüm iyiliklere inat. Bir keman daha burkuluyor her doğan gün içimizde. Çocuklarız biz; birinde, yedisinde, on yedisinde.

Adım yok; isimsizim. Ne zaman doğmuşum, nasıl bağırmışım kıçıma vurulunca bilmiyorum. Bir annenin okyanusu andıran merhametinin kokusunu hiç tatmadım. Göğüs uçlarından damlayan sütün damağımdan eksikliğinden olsa gerek başka gözlerin acıyacağı kadar çelimsizim.



Çelimin ancak yetimliğin yükünü sırtlamaya yarıyor. Tıfıl kollarımızı kör kuyulara savururken hiç sormamışlar bize. Bir anlık zevkle başlayan bela çemberine atılırken masal çocukları adı vermişler tek tek, hepimize.

İsimsiz adım Hayyam. Şarap dolu kadeh gibi şölenlerde hüznümü kaldırıyorum şerefelere. Adı Eflatun.. Kefenini doğarken yanında taşıyanlardan. Kiremitten şato, söğüt dallarından flüt, kırlangıçlardan teyyareler yapıyor hayallerinde. Ben Endülüs’te yakıyorum gemilerimi, O ayinler yaptırıyor günahkarlara kilisede. Yeryüzündeki tüm ümitleri gürgen sandıklara kilitlemişim ben, zelzelede tomurcuk arıyor O fenerlerle elinde. Beş kardeşin en küçüğü Eflatun. Bir sene önce bırakıldı bu lanet çocuk yuvasına. O gün bile neşesini kaybetmemeye çalışıyordu. Babasının kendisini yuvaya bırakırken; “her zaman yanına geleceğim” sözünden aldığı güçtü herhalde ayakta dimdik durduran. Geldi de zaten her hafta. Her hafta yanına gelir, başını okşar, sever, aldığı hediyeleri verir giderdi. Beni çok sevmişti Eflatun. Ne getirilse kendine paylaşırdı benimle. Kırgın sevinçlerimiz olurdu ikimizin…
 
Hafta başlarında gelen baba üç dört ay sonra gelişini önce ertesi güne, son hafta ortasına, sonra da hafta sonuna ertelemeye başlamıştı usul usul. Artık aralar uzamaya başlamış ayın yarısı, bir ay derken iki aydır hiç gelmiyordu. Mektup da göndermiyordu. Meraklarımızı, bekleyişlerimizi, hasretlerimizi gözlerimizle büyütüyorduk konuşmadığımız dillerimizle. Bir haberle uyandık bir sabah. Farabi’ ye gelmişti haber. Kimsesi olmayanın gelecek haberi de olmadığından ben aldırış bile etmemiştim. “Evladım, şu aralar parasızım, uzak bir kentte çalışmaya başladım. Biriktirdiğim parayla ilk işim seni dışarı çıkarıp seni gezdirmek olacak.” Haber Eflatun’un babasındandı. İlk orada gördüm çocuk sevinçlerinin kurşundan harabeye çevrildiğini. Uzun uzun bana baktı. Aslında bakmıyordu. En az onun kadar viraneydim ben de. Sabahtı, uykusuzduk, uykuya dalmıştık tekrar haberin ertesinde.

Başında birinin Hayyam sesleriyle uyandım gün ortasına doğru. Eflatun heyecanla “Kalk” dedi. “Kalk, bir fikrim var.” Uyuyamamıştı, belli oluyordu kırmızıya çalan göz beyazından.
“Bize her hafta 1 milyon veriyorlar ya harçlık,onları biriktirmemiz lazım.Biriktirip babama yollayalım, buraya daha erken gelir” dedi ve hızla üst ranzaya fırladı. Küçük aklımız kocaman umutlar yeşertiyordu çaresizlik uğrayınca sahilimize. Altı yüz bin liram vardı henüz harcamadığım.”Al” dedim. “Açılışı yapalım.” “Sen biriktir” dedi. “Olur” dedim .Eflatun yastığını kaldırdı, beş yüz bin lira da onda vardı. “Bunu da al” dedi. Sonra hesaba oturduk.Babasının gelmesi,bizi alması, bir günlük park parası derken otuz milyon hesap çıkmıştı.Kararlıydık, biriktirecektik.

Artık tüm amacımız o otuz milyonu biriktirip babasına göndermekti. Her hafta başı çocuk yuvasının müdüründen aldığımız bir milyon lirayı heyecanla alıyor, yastık kılıfının içine saklıyorduk. Mecburi çikolata ve gazoz orucuna başlamıştık. Bir hafta, bir ay, sekiz hafta derken işte paranın yarısını biriktirmiştik. Dokununca yanacağımızı sanıyorduk paralara. Dokunmuyorduk da.Tek engelimiz pineklemiş zamandı; kuluçkaya yatmışçasına durgun zaman. Ama biz de kahramandık, kahramanlar yenilmeyi bilmezdi.

Her hafta mektup sormaya giderdik Eflatun’la. Her hafta başımız önde dönerdik ranzalarımıza.Bir haber geldi babasından bir gün. Gelişini uzatan bir haber. Olsun, bizim için fark etmezdi. Az kalmıştı otuz milyonu tamamlamaya.

Az da bitti işte. Yarın pazartesiydi. Alacağımız birer milyonlarla otuz milyonu tamamlıyorduk. “Uyuyalım” dedim. Gerdeğe girecek gelinlik kızlar kadar heyecanlıydık. Uyku bu yüzden tutmuyordu.
Sökün ettik kahvaltıdan sonra müdürün odasına. Veznedardan apartman parası edecek çekin parasını tahsil edecekmişçesine sevinçliydik. Müdürümüzün kasasından çıkardığı bir milyonlar site kuracak kadar çoktu bizim için. Alır almaz elini öptüğümüz müdürün hayreti gözlerimizde4ki telaşımızı anlamaya yetmemişti. Hızla çıkıp bir zarf istedik yandaki sekreterden. Cebimizdeki paraları çıkarıp koyduk zarfa yazdığımız notla beraber.

“Babacığım, seni çok özledim. Gelir misin? Bu parayı Eflatun’la biriktirdik.”
Giden mektupla beraber Eflatun da biriktirdiği hasretini göndermişti babasına. Mektup, hasret, Eflatun, biz…

İki sene sonra babası, eşim dediği ama annesi olmayan yabancı bir kadınla geldi çocuk yuvasına. Eflatun’dan bir yıldır haber alamıyorduk. O, karlı bir günde paltosuz sokağa çıktığından beri.

 

banazili@hotmail.com
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Bülent Parlak
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Bülent Parlak:
ATATÜRK'E ACIMAK HADDİMDİR


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.69
Toplam Oy: 13


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

ATATÜRK'E ACIMAK HADDİMDİR

"ARANIYORUZ OLMADIĞIMIZ YERLERDE" | Hesap Aç/Yarat | 3 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: ARANIYORUZ OLMADIĞIMIZ YERLERDE (Puan: 1)
Gönderen: HUMMET (hummetciftci32@hotmail.com) Tarih: 21.01.2006 Saat: 08:13
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Yani arkadaş ağlıyacağım geldi. Gerçekten olmuş mu? bilimiyorum. Ama bu olay olmasa bu kadar etkili yazılmazdı. Yazıyı okumasam daha iyi idi. Saygıyla



Re: ARANIYORUZ OLMADIĞIMIZ YERLERDE (Puan: 1)
Gönderen: hasansayik Tarih: 25.09.2005 Saat: 15:10
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
kalemine sağlık dostum



[Konu Yok] (Puan: 1)
Gönderen: elif Tarih: 25.09.2005 Saat: 18:43
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
hoş. cümlelerin virgülleri noktaları dahi konmuşsa okuyucuya susmak yakışır. susuyor ve sizi sürekli takip ediyorum.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke