Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 235 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Rasim Özdenören: Tartışmanın temeli
Tarih: 12.09.2005 Saat: 03:40 Gönderen: karakutu
 

Bir meseleyi tartışmaya temelinden, en dibinden başlamalı. Yüzeyde anlaştığınız ya da anlaşır gibi durduğunuz bir konuda, derine, dibe indiğinizde, bir de bakarsınız, ortada hiç de anlaşma yoktur. Bunu herkes kendi deneyimlerinden çıkartabilir. Ülkenin bölünmez bütünlüğü diyoruz örneğin. Bu bütünlüğün nasıl sağlanacağı üzerinde konuşuyorsunuz. Bölünmezlik konusunda uzlaşma içinde bulunduğunuzu düşünüyorsunuz.

Ama işler belli bir noktaya geldiğinde, birden ortaya çıkıyor ki, onun bölünmezlik diye gördüğü şey senin nazarında parçalanmanın başlangıcını oluşturuyor. Senin bölünmezlik diye düşündüğün şeyse ona göre parçalanmanın yolunu açıyor. Ama, diye düşünüyor her iki taraf da, biz bölünmezlik konusunda uzlaşma içinde değil miydik? Demek ki, değilmişsiniz.



Bizim, çocukluğumuzdan bu yana tıp alanındaki belli başlı değişikliğin çarpıcı bir örneğini ishal konusuna bakışta yaşadık. Çocukluğumuzda, ishal olana su içmeyi yasaklarlardı. Şimdi ise, tersine, bol su içmek salık veriliyor. Ancak her ikisinin de mantığı birbirinden farklı. Su içmeyi yasaklayan görüş, ishal ile barsakların zaten sıvı ile dolduğunu, dolayısıyla su içmekle onu iyice sulandırmaktan başka bir şey yapılmamış olacağını dermeyan ediyor. Aksi görüş ise, ishal ile vücut su kaybına uğradığından onu telâfi için su takviyesi yapmak gereğini ileri sürüyor.

İmdi, her iki görüş de ishal tanısında birleşiyor, ancak onu sağaltma konusunda farklı yöntem öngörüyor. Ancak konuyu derinleştirmede bir adım daha ileri gidilirse, farklı sonuçlarla karşılaşmak mümkün olabilir. Şöyle ki, ishalin nedeni araştırıldığında, acaba aynı sonuca ulaşılabilecek mi? Aynı sonuca ulaşıldığında, acaba gene aynı sağaltma yöntemi salık verilebilecek mi?

İş, siyasal alana aktarıldığında, işler daha da karmaşık hale gelebilir. Çünkü siyasada, açıkça kavramlarla iş görürsünüz. Bir kavramı nasıl değerlendirdiğiniz, onu nasıl anladığınız, o anlayışı uygulama ortamına nasıl aktardığınız.. bütün bunlar son kerte önem taşır. Bu alanda işleyeceğiniz bir yanlışlık, yalnızca kişisel olarak kendinizi değil, bütün bir toplumun uzun yıllar, belki on yıllar, belki yüz yıllar belli bir yanlış üzerinde yer almasını sonuçlayabilecektir.

Bir yanlış, her zaman yanlıştır. O yanlışa zamanla hoşgörüyle bakılması veya o yanlışı zamanla herkesin benimsemiş olması, giderek o yanılışın artık hatırlanmaz oluşu ve böylece onu herkesin doğru diye kabul etmesi, asla, asla, asla, onun artık doğru haline geldiğini göstermez. Çünkü yanlış bir temelin üzerine doğru bina inşa edilmez, edilemez. Batıl bir temel üzerine hakkı inşa edemezsiniz. Amerika veya İngiltere veya herhangi bir gayrimüslim ülke (devlet), Müslümanlara müsamaha gösterse, onların baş örtüsüne, namazına vb. müdahale etmese, o ülke Müslümanlarca belki sempati görür; fakat bu durum o ülkenin Müslümanlaştığı anlamına gelir mi?

Hele de, kaynağı senin elinde bulunmayan, senin elinde gelişmemiş, ve fakat ödünç alınmış kavramlarla iş görmeye çıkmışsan, işler iyice zor.. çünkü ödünç kavramları isabetle tasarruf etmek olağanüstü güçtür. Hatta belki de imkânsız… Örneğin, milliyetçiliğin kökeninde, belli sınırlar içinde yaşayan insanların iktisadî ve ticarî çıkarlarını kollama güdüsü ön alıyordu. Bu çıkar ortaklığı giderek ırkçılık biçimine dönüştü. Milliyetçiliği belli bir zaman kesitinde benimseyip uygulamaya koyan ülkelerde, bu uygulama parçalanmanın yolunu açtı. Ve o ülkeler, parçalandıkça milliyetçiliğe daha çok abanır oldu ve giderek o konuda dönüşsüz bir saplantıya düştüler. Oysa aynı kavramın doğuş yeri olan ülkeler, kendi aslî kavramları üzerinde rahatça tasarruf edebiliyor. İcabında o kavramdan vazgeçmek gerekiyorsa vazgeçmede bir beis görmüyor. Ama o kavramı taklit yoluyla benimsemiş olanlar, kraldan çok kralcı oluyor. Ve bu kavram onlarda saplantı haline geliyor. Bu itibarla, bir meseleyi tartışmaya en dibinden başlamalı, diyorum. Ucundan, kenarından değil.. en dibinden, en ortasından…

 

Yenişafak
08/09/2005


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 17


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Tartışmanın temeli" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke