Esrar dumanları verem ve frengi mikrobları gibi süratle ne parlak dimağları
kemirmiş, ne büyük kafaları yemişdir.
Çocukların tütün içmeye gösterdikleri
inhimak vaktinde tevkif ve men edilmeyecek olursa bu meyl nargileye, bilahare
nargileden temas ve görenek ilke kabağa kadar çıkabilecekdir. Neslimizin
ihyasına uğraştığımız demlerde esrar
tahribatına bir sedd-i kayi çekmek hidmetin
en makbülü ve amelin en mebrurudur fikrindeyim.
Esrar, Hind kenevirinden istihsal olunur bir şemm-i şediddir. Bu kenevir
ülkemizde yetişen kenevirin bir tenevü'ünden ibarettir.
Mevsim teshirinden bir
az sonra zir'a edilir. Asl-ı esrar bu nebatın kesim ulyasından "şaras" tesmiye
olunub reçine yağını ihtiva eden çiçek tomurcuklarından istihsal olunur. Heyet-i
mecmuası esmerimsi, kesif, kırılub tuza tahvili kolay,
mezaki hafif, rayihası
nebatın andırır.
Hind keneviri ticaretde muhtelif eşgal tahtında sürülür. Arablar esrara haşiş,
içenlere haşşaş derler. Hindular (gunjak) yahud (sabzi) derler. Ma'teessüf
mükeyyifatın kolaylıkla revaç
bulduğu memleketimizde yetişen esrar diğerlerine
tevfik etmektedir. Bilhassa Yeniköy, Pazarköy, Yenişehir, İznik Gölü civarının
esrarı meşhurdur. Elekten ilk çıkan esrara birinci nev-i ya'n (kaynar, fino),
ikinci, üçüncü elekden çıkanlara
ise (paspal, hateriş) ya'nikinci tabir olunur.
Tuz halinde istihsal olunduğu için umumiyetle (gubar) dahi verilir. En mebzul
senelerde mahallinde beher kiyesi iki lira, sekiz mecidiyedir. İkinci, üçüncü
nev-iler üçden beş mecidiyeye kadar
satılmaktadır. Esrar hususi ve mühim bir
piyasaya tabi'dir. Umumiyetle piyasada dirhem hesabıyla satılır. Beher dirhemi
otuz paradan altmış paraya kadar alınabilir.
Hükümetler esrar tahribatının derecesini nazar-ı dikkate
aldıklarından
satılmasını şiddetle men'etmişlerdir. Her yerde gizli satılır. Esrarı herkes
tedarik edemez. Bayi'i yalnız tanıdığı müşterilerine i'ta'eder.
Esrarın Muhtelif İsimleri
Esrar mevki ve
muhite göre elsine-i avamda birçok namlarla tanınmaktadır, şöyle
ki:
Keyf, fino, gence, sarı kız, kaynar, ampes, antin, yunan, duman, gubar, paspal,
hanteriş, kebze, herde, diş, hindi baba, dalga, haşiş, zabit, duymaz,
nefes,
kirme, hud, yuf, dem, düd, siyah, karabiber, fülfül.
Nargile, "tavla, bastır, ateşle, yak!" işaretleri üzerine hazırlanır. Nargile,
ocakcı tarafından içine fasılalarla çekerek alışdırılır, iyice yandıktan sonra
tamam bir nefes
çeker, sonra nargileyi ısmarlayana takdim eder. O da çekdikden
sonra, mecliste bulunanlara sırasıyla ocakcı tarafından dolaşdırılarak
diğerleri de münavebe ile çekerler. Nargileyi bekleyen bazı kalenderlerde sabır
ve takat
kalmadığından intizarın şiddetli ateşi içinde feryad ederek atideki
usulde okurlar.
Demm dem'i Haydar,
sahip kılandır,
münkire tir,
yezide hançer,
arife şükr,
yuf yezide
çıksın iki
güzide
demm olmasın zemm
Bu sırada esrarilerden biri kabağı çekeceği sırada püf deliğini içub nargilenin
dumanını boşaldub nargilenin kamışını öttürür ve söyler:
Yaf,
yif
yuf,
yuf
yezide,
nargilemizi içen veli,
içmeyen deli,
pirimiz Hacı Bektaş-ı Veli
yuf...
Bir diğer esrarkeş,
içelim dud-u siyahı,
duyalım acısını,
bizi dahl edenin
sövelim kara
bacısını,
nargilemin boynu uzun kaz gibi,
gece ve gündüz yanar
yine dibi buz gibi,
demm olmasın zemm,
Ya Halil İbrahim-i Edhem
der çeker.
Esrar kahvehanelerinde beher
nargile bir aded guruşdur. Nedred zamanlarında iki,
beş hatta otuz guruşa bir esrar nargilesi içildiği çokdur.
Esrar Sigarası Nasıl Yapılır?
Esrar sigarasını yapmak da bir meseledir. Adi sigara gibi
kolay değildir. Bunun
için iki sigara kağıdını tükürük ile yan yana yekdiğerine yapışdırırlar.
İçerisine ne kuru ne de yaş tütünden olmamak üzere esrariler otuz paralık tütünü
tercih ederler, iki sigara kağıdının istiab edeceği derecede tütün
korlar,
tütünü kağıdın üzerine açarlar. Tütünün üzerine pirinçdanesi gibi muntazam
kırılmış esrarı dizerler. Bir de sigara kağıdının kabından yahud kalınca
kağıttan yapılmış zivana ilave ederler. Zıvanayı tulen iki müsavi kısma ayrılmış
sigara kağıdıyla ve tükrükle rabt ederler. Sigara sarıldığında mahrüti bir şekil
alır. Sigaranın gerek şekil, gerek kokusundan esrar sigarası olduğu derhal
anlaşılır.
Esrarkeşlerin
ibtilası
Esrarkeşlerin nazarında paranın, hayatın, dünyanın kat'iyen ehemmiyeti
yokdur. Esrarkeşlerin yegane düşüncesi esrar tedarik etmek meselesidir. Bunlar
için hayat esrardan sonra başlar. Esrar ibtilası aklol
ibtilası gibi değildir.
Esrarkeşler ayyaşin gibi her yerde içmezler. Esrar hakikaten bir sırdır.
Tedariki de müşgüldür. Esrar bulmak bir esrarkeş içun büyük ikramiye kazanmak
gibidir. Kabakdan bir duman almak içun Üsküdar'dan Tavuk
Pazarı'na gelmek bir
esrarkeşe hiçdir. Hava yağmurluymuş, soğukmuş, onun için vızdır. Kabağı eline
alıncaya kadar düşüncesi yalnız kabaktır. Yolda fikren hiçbir şeyle meşgul
olmaz. Esrarkeşler umumiyetle yekdiğerini tanırlar. Fakat
birbirlerini
sevmezler. Bir kabakdan çeken kendi ta'birlerince asılan (ihvan) olur. Kardeş
gibi görüşmeye başlarlar ve aralarında derhal samimi bir uhuvvet te'sis eder.
İçinceye kadar geçen zaman zarfında yekdiğeriyle meşgul olurlar.
İçdikten sonra
herkes kendi dalgasına düşer. Dalga ne demek olduğu bend-i mahsusunda beyan
edilecektir.
Esrarın Te'siratı
Esrarı herkes içmekden son derece tevakki ve a'deta korkmalıdır
ve
kat'iyen tecrübe etmeğe kalkışmamalıdır. Esrar sigarasının derhal tatlı bir
rehavet, tatlı bir muhakeme verdiğine aldanub da te'sir etmediği zannıyla zinhar
ikinci sigarayı içmemelidir. Birdenbire çok içilecek olursa gayet fenadır. Bazı
vücudlar üzerinde pek dehşetli te'sirat yapar. Mide bulanır, gözler açılmaz,
bazısı da gayr-i ihtiyarı avazı çıktığı kadar bağırır. Bu hal ilk defa' içenler
üzerinde görülür. Sonraları bu alaim tekrar etmezse de esrarın te'siriyle evhamı
artar
ve üzerlerine havf ve tereddüt arz olur. Şu'le-i hafıza söner; tabiatıyla
fikr-i teşebbüs de tevkif ider, atıl ve tenbil olurlar. Ömürleri olsa ile bulsa
ile geçer.
Bu hal a'saba zayıf geldiğine delalettir. Esrar içenlerde esrarın te'siri
tenakus etmesiyle helecan ve a'sabiyet başlar. Teskini içun her halde içemek
lazımdır. Yoksa hadise ve felakete sebebiyyet verir. Halbuli içdikçe a'sab
gevşer, itiyad artar. Hakiki esrarkeşlik başlar. Mukaddema bir nargile içen bir
az
sonra on nargile, daha sonra a'sabının teskiniyle istirahat etmek içun hıfz-ı
nak ile (hıznak-ullah) seksen, yüzyirmi nargile içdikleri görülmektedir ki
nihayet mevt de bir gün gelir kendilerine çarpar.
Esrar az mikdarda alındığı
vakit vücuda tatlı bir rehavet vermekle beraber
hafıza ve tefekkürü son derece teheyyüce getirub bir sekr-i mahsus i'ta' ve
delalet hissi tevlid eder. Çok mikdarda alındığı vakit, tenefüsde bataet, boğaz
kuruması, (mübtedilerde) gisyan,
şedid bir açlık, ihtilac, uzlet, üşüme,
dalgınlık ve baygınlık derecesinde uyku verir. Pek çok mikdarda alındığı vakit,
ınkıta'ı tenefüsü mücub olarak ölümü tevlid eder.
Esrarkeş Merdiveni
1.
Neşe: Bidayetde aldatıcı bir neş'e ile müterafık iştiha verirse de az zaman
sonra a'za-yı hazm (bozularak) iştiha büsbütün galib olur.
2. Za'fiyyet: Vücud tedrici tesemmüm ile zayıflamağa başlayarak emraz-ı adiyeye
ma'ruz
kalır.
3. Kayıdsızlık: Vücuda dari olan atalet ve rehavetten ef'al ve harekatda
intizamsızlık ve kayıdsızlık başlar.
4. Sefalet: Dimağa su-i te'sir hasıl etmesinden irade ve ihtiyari kesr; bataet
ve sufliyete sevk eder
ve insanı kadir ve kıymetten düşürür.
5. Hastane: Sefalet, ihtiyacat-i hayatiyeyi tenakus ve emraz-ı vehime tevlid ve
hastahane kapusu küşad eder.
6. Mezar: Esrara itiyad ömür ve hayatı ihtisar, ırk ve nesli tahrib
eder. Son
ma'nasıyla esrarkeş sivri tırnaklarıyla kendi mezarını kazar.
Esrar Dalgası Nedir?
Dalga; evet dalga anlaşılması lazım bir meçhuldür. Bir esrarkeş için gaye
dalgaya düşmektir. Dalga
nedir! Dalga işittiğiniz vechle bir bardak suyu Bahr-i
Muhit-i Atlasi gibi görmek, ne de bildiğimiz su tenmevvücatı değildir,
fikrin umman-ı bi-payana dalması ve hakayık-ı mevcudat ve eşya ile meşgul
olmasıdır. Vus'at ve payanı ise
insanların seviyelerine tabi'dir. Esrarkeş
kabakdan dumana asıldıktansonra derhal vücuduna bir rehavet gelir. Söz
söylemek istemez. Söze başlamış ise de atide ikmal etmek istemez. Vücuduna arz
olan rehavet dolayısıyla içdiği yerde
uyuşur.
A'tıl kalan vücudda dimağ fa'aliyete başlar. Gözünün gördüğü ve yahud o anda
hayalinden geçirdiği bir muhakeme ile meşgul olur. Bir daha o noktadan
ayrılamaz. Ateşin etrafında dolaşan pervaneler gibi, o noktanın
etrafında
dolaşmakdan kendini kurtaramaz. İçlerinde birisi dalgasından bahs etmeğe başlar.
Bir kere de söze başladı mı devam eder. Fakat bu tarz beyan bildiğimiz gibi
değildir. Herkesce ma'lum olan bir hakikatı, o dakikada kendisi
keşf ediyormuş
gibi dür-endişane, mütefekkirane, müteenniyane bir halde anlatmağa başlar.
Diğerleri dinler. Bir bab mübahasedir açılır. BAhs edilen hakikatın en ince
noktalarına kadar muhakemeler yürüdülür. Hilmiyyet, melamiyyet,
samimiyyet
içinde vakit geçirilir. Her nargilenin akabinde tatlı bir şey yemek
adettir. Tatlıyı (cila) vermesi içun yerler. Esrarın tamamen te'sir etmesi her
halde üzerine tatlı yemeğe mütevakkıfdır. Baklavaya, hamur tatlılarına
bayılırlar.
Esrarkeşler kadar küre-i arzda tatlı yapan yokdur dense doğrudur.
Bir parça tatlıları mevcud olsa müsavi kesimlere taksim ederler. Diğerlerini de
ciladan mahrum etmek istemezler. Müsavatı (eşitliği) severler.
Yekdiğerinden kat'iyen
iğrenmezler. Nargilenin kamışmarpucu on-onbeş esrarkeş
ağızlarına mütevaliyen almakdan ikrah etmezler.
Nefes
Nefes, bir adamın kamışdan içine çekebileceği dımana derler. Esrarkeşler
derece-i metanetlerini nefesi iyi olub olmadıklarıyla mukayese ederler. Mesela,
"moruk gibi asılır" demek esrarkeşler arasında iyi nefes asılanlar demekdir.
Esrar öyle mel'un bir şeydir ki, insan içdikçe içeceği gelir. Hele cereyana bir
defa kapılanlar bir daha kendilerini, bir deri bir kemik kaldıklarını gördükleri
halde esrarı içmekden, kamışa asılmakdan bir türlü kendilerini alamazlar.
Aralarında ölmek suretiyle gaib ettikleri esrarkeşlere kattiyen acımazlar.
Müteesif
olmazlar. İbret almazlar. Devam ederler. Onlar nasıl ve ne
suretle esrar içdikleri hakkında her esrarkeş tanıdığı ve gördüğü meslekdaşından
bahs eder. "Kapdan Osman şöyle asılırdı, esrar yok olsa icad ederdi, her türlü
memnuiyete
rağmen keyfini yapmakdan geri durmazdı" derler.
Dalgaya düşmeğe "keyf" olmak derler. Esrarkeşler sevdalı insanlardır. Hepsinin
bir merak ve sevdası vardır. Sevda ve aşk içinde yaşamak isterler. Bunlar içun
paranın,
hayatın, kat'iyen ehemmiyeti yokdur. Varını yoğunu feda ederler.
Sevdikleri tabiatıyla kendileri gibi esrarkeşlerden olacakdır. Onlar için cemal
ve hüsn heyet-i umumiyedeki güzellik değildir. A'zadan birinde letafet ve
incizab bulunması bir
esrarkeşi teshir içun kafidir. Yüzüne bakılmayacak bir
vücuddaki güzel bir gözün güzel bir elin müteaddid meftunları vardır.
Sevdiklerini pek severler, esir olurlar, adeta taparlar. Sevmediklerini de
kat'iyen sevmezler. Kibir ve azametten
hoşlanmazlar. Hürriyet ve
mahviyyetperestdirler. Hak ve hakikat hayaliyle yaşarlar. Öyle dalgalara
düşerler ki pek gülünçdür.
Esrarkeşlerin en berbad ve fena zamanları "harman" oldukları saatlerdir. Ya'ni
esrar
bulamadıkları, çekemedikleri hale denilir. O halleri tamamen hal-i
isyandır. Müdhiş, dehaş bir a'sabiyet kendilerini istila eder. Dünya kendileri
içun bir zındandır ve hayat hitam bulmuş demekdir. İşte esrarın adem-i vücuduyla
aralarında
dehşetli fa'liyet başlar. Esrar bulmak, icad etmek neye mütevekkif
ise teşebbüs ederler. Her türlü fedakarlığı müşkülatı iktiham ederler. Esrar
bulur bulmaz ağızları kapanır. Son bir isti'cal ile nargileyi hazırlamak devri
başlar. Biri
tönbekiyi tavlar. Biri sönmemek içun ateşleri üfler, ufak ufak
kırar. Öbürü esrarı parçalar, diğeri henüz temizlenmiş nargileyi neşat ve
serverinden boş olarak çekub tıkırdatır. "Yuf yezide" na'rasını müteakib
kamışdan üflemek suretiyle
ötdürürler. İçdikçe gevşerler. İçerler, içerler ve
dalgadan dalgaya düşerler.
Misafirlerine ellerinden geldiği kadar hürmet ederler. Nargileyi ibtida ona
verirler. Misafirperverlikleri iktizası çay kadehinin büyüğünü misafire takdim
ederler. Esrarı çekdikten sonra kendilerinden hidmet beklenmez. Esrar yalnız da
içilmez. Her halde bir arkadaşa ihtiyaç vardır. Yalnız içilen esrarın mezesiz
rakı içmeğe benzediğini söylerler. İhvan ile içmekde başka bir zevk vardır
derler. O gün içlerine dahil olan yeni bir ihvan ile içdikden sonra hemen
laubali görüşmeğe başlarlar. Ne vakitden beri içtiğini öğrenmekde isti'cal
ederler ve kim olduğunu anlamak umum içun bir sırdır.
Esrarkeşleri uykuları
uyku değil, "mest" olmak tabiriyle sızarlar. Ne kadar geç
sızsalar da erken kalkmağa gayret ederler ve kalkarlar. Denizi, yahud bahçedeki
çiçekleri seyretmek suretiyle sabah serinliğinde ilk nargileyi içdikleri zaman
hissetdikleri neş'eyi
o gün sızıncaya kadar yüz nargile içseler bulamazlar.
Esasen o neş'eyi bulmak içun elvah-ı latife ararlar ve menazır-ı bedia
karşısında şa'irane içmeği severler.
Esrarkeşlerden birinin gülünmiyecek bir şey ve söz içun
gülmesi umumunu
güldürür. Dalga olduğunu anlarlar. Güldükçe gülecekleri gelir, gülmekden her
biri olduğu yere yığılır; gözlerinden yaşlar gelir. Bu sırada bir diğerinin tek
bir laf söylemesini ikinci bir dalga ad ederler, gülerler, gülerler. Bu
suretde
sözler tevali eder. Bir dalgadır gider. Nargile tzaelendikçe dalgalar fasıla
bulmuş olur. Esrarkeşlerin her bir sözünü, esrar içmeyenler -dalga nedir
bilmediklerinden- saçma ve sapan sözler gibi telakki ederler. Bunu esrarkeş
bildiği içun gülerek söz söyleye başlar. Anlatacağının cedit ve hakikata
müstenid bulunduğu mukaddimesini yapar ki, bu hal dinleyeni bütün bütün şübheye
düşürür. Her halde bir dalga anlatacağına hükmetdirir. Bir esrarkeşin ciddi
olarak söylediklerini de kimse dinlemez. Sözler ma'kul bile olsa ona gülerler.
Bu hal esrarkeşi müşkül bir mevki'de bırakır. Bazı esrarkeşler sözlerini son
derece uzatır. Karşılarındakini bıkdıracak, usandıracak kadar anlatır.
Esrarkeşler, esrar içmeyenleri kendi haklarında besledikleri hisleri pek iyi
bildikleri içun zümre-i esrarkeşandan hariç bulunanlarla konuşmak istemezler.
Ekseriya bir dalga anlatmak içun görüşürler. Esrar bir sırdır. Hiçbir ferd ben
esrar içiyorum demez. Son derece mütevehhim olurlar. Her söyledikleri sözün
muhatabları üzerinde başka bir fikr ve zenab tevlid etmemesi içun maksadlarını
tenvire uğraşırlar ki, işte söz bu cihette uzar.
Esrar hakikaten
bir sırdır. Anlaşılmaz ve men'edilemez bir illetdir...
Tahribatını hiçbir kuvvetin tevkif edemeyeceği bir mikrobdur. İnsanların
gülistan hayatını karanlık mezarsıtana çeviren bir semm-i katldir. Ondan
kaçınınız.
Esrarkeşlerin Şarkısı
Gidiyoruz gayrı biz artık
Ah! Gidiyoruz gayrı biz artık
Şimdi de bir çifte kağıtlı sardık
Sardık dalgalara daldık
Yalel...
Daldık of,
of!
Çektikçe parlar sigaram
Ördükçe oynar sigaram
Yandım of, of!
Ah çekdik olduk cümlemiz mastor
Şeyhimizden aldık da destur
Yandım of, of!
Nazlı yar yatmış uyanmaz
Pek
küçükdür cevre dayanmaz
Yandım of, of!
Kaynak: eXpress Dergisi, 26 Ekim 1996, sayı:140
http://epigraf.fisek.com.tr