Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 45 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ahmet Zeki Gayberi: Aşk mı! Geçmiş olsun!
Tarih: 23.07.2005 Saat: 17:15 Gönderen: karakutu
 

İnsan, kozmik olana yaklaştıkça, Tanrı gibi uzaklaştıkça, ulaşılmazlaştıkça, belirginsizleştikçe daha çok aranır... Sılanın ve aşkın nesnesi olmaya başlar…
Aşk tanrısaldır.. Yoksa niye tapınsın bunca ademoğlu salt biyolojik, organik bir faniye…

Aşk ehli olmayan, hali de, tarifi de, takati de bilemez… Bütün aşk tarifleri bu yüzden büyük bir yalandır!
Zamanın, hiçbir zaman donmayacağını, durmayacağını, suyun geriye akmayacağını bilmek canını yakar insanın…
Keşkelerle önüne geçmek istediğin senin gelecekteki sesindir. Arzuların bile geçmiş oldu şimdi. Geçmiş olsun..!




Niye hüzünlü bir öykü anlatırken, karşınızdaki -hele kadınsa- gözleri nemlenir, yanakları ıslanır? Duymak istedikleri değil midir onu ağlatan? Anlattıklarımıza mı ağladı sahiden? Gözyaşları, kendi muhayyilesinde beslediği sızılarıdır aslında… Biz, o an, sadece tetikleyici papağan gibiyizdir onun için en fazla…

İnsan, kozmik olana yaklaştıkça, öbür boyuta kaçtıkça, aşkın olana talip oldukça, Tanrı gibi uzaklaştıkça, ulaşılmazlaştıkça, derinleştikçe, belirginsizleştikçe, yittikçe, daha çok aranır, talep edilir. Ve tutkunun, sılanın, aşkın nesnesi olmaya başlar…

Aşk tanrısaldır bu yüzden, kozmik, uhrevi, soyut, metafizik, kevni…

Yoksa niye tapınsın bunca ademoğlu salt biyolojik, organik bir faniye…

Aşkın içinde olan yaşadığını tarif edemez. Çünkü artık kendi değildir…

Aşkın dışında olan aşkı tarif edemez. Çünkü içinde değildir…

Aşk bir haldir. Hali tarife takat dayanmaz…

Aşk ehli olmayan, hali de, tarifi, de takati de bilemez…

Bütün aşk tarifleri yalandır!

Bütün aşk şiirleri, öyküleri, romanları, yazıları koca bir yalan!

Parçalanmış ailelerin, kara nefesli çocukları, eşşek kadar da olsa, bilinçaltına yapışmış travmalardan kolay arınamaz ya hani. Ya da çilekeş çocukluklar yaşamış olan, hüzün melekleri! Onlar da öyle! Terkedilmiş her çocuğun ana-babasına duyduğu asırlık özlemin yerini, sonradan nedense sıkı bir öfke alır! ‘Aşk’ ta da bu böyle…

Aşk, tutku, liseli bağımlılığı vs. Ulaşamayınca küfretmeye başlamaz mı, nesnesine… Kahretmez mi, intikam duyguları kemirmez mi tüm benliğini….

İşte hep o ‘aşk’ın, ‘aşk’ olmamasındandır... ‘Aşk yapmak’ diyerek, kavramların bile fahişeleştirildiği bu çağda, ‘aşk’tan bahsetmek kepazeliktir düpedüz!

Geçmişte çok popüler olan, gözlerin ve kameraların üstüne çevrildiği, her sözünün, her eyleminin manşetlere taşındığı bir meşhurun, şimdi köşesinde yaşadığı terkedilmişliği ile nasıl mücadele ettiğini merak ederim hep…

Niye tükendi, niye gözler çevrilmiyor üzerine, bir kağıt mendil kadar değersiz miydi onca yıl?  Ki, unutuldu…

Ait olmadığı bir dünyada, yaldızlı şöhret neonları, yerini bir utanç ve rezillik duygusuna mı bırakmıştır? Zerre kadar şahsiyet ve onur taşıyorsa muhakkak utanıyordur zahir!

Zamanın, hiçbir zaman donmayacağını, durmayacağını, suyun geriye akmayacağını bilmek canını yakar insanın. Eğer yaşadığını sanıyor veya iddia ediyorsan, “bir lahzaya tecavüz eden fotoğraf karesinden” ziyade bir kanıt sun öyleyse…

Aslında hiç yaşamadın ki!

Keşkelerle önüne geçmek istediğin senin gelecekteki sesindir. Arzuların bile geçmiş oldu şimdi... Geçmiş olsun..!

gayberia@yahoo.com


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Ahmet Zeki Gayberi
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Ahmet Zeki Gayberi:
Aloo! Kes sesini!


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.76
Toplam Oy: 13


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Aloo! Kes sesini!
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner
Ruh hastalarına ölüm tehlikesi
Herkesin bir derdi, değirmencinin de su derdi

"Aşk mı! Geçmiş olsun!" | Hesap Aç/Yarat | 7 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Aşk mı! Geçmiş olsun! (Puan: 1)
Gönderen: umitzeynep Tarih: 23.07.2005 Saat: 21:02
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder | Günlük)
Yazının başlığı ..

Aşk mı! Geçmiş olsun! Merakla okumaya başladım ki karşıma " Hayat gerçekleri " kalıbı çıktı bu objektif bakış açısını yakalayabilmek zamandan bir ders olmak paydasıyla mümkün sanırım ..

Başlıkla yazı örtüşmemiş .

saygımla


ümitzeynep



Re: Aşk mı! Geçmiş olsun! (Puan: 1)
Gönderen: ahmetzekigayberi Tarih: 25.07.2005 Saat: 12:50
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Kıymetli Prof. Dr. M. Erdoğan Sürat hocam. Bu mübarek tatil günlerinde dahi, yaşadığınız yoğunluğa rağmen, incelikli, derin ve bilgece yorumlarınız için teşekkürler... Bu tükenmez enerji ve dinamizminizin sırrını inşallah bizler de öğreneceğiz...
Vakit'teki yazınızda, mesajı alması gereken herkese, gereken 'mesajı' 'gönder' tuşu ile iletip işi bitirmişsiniz..
Saygıdeğer Ali Murat Güven'in, dopdolu zihninden, şiir gibi parmaklarına akan daha bir çok 'gerçeği' de, işlerinin müsade ettiği vakitte yine okuyacağımızı ümid ediyorum. Meydanı, cahillerin martavallarına bırakmamak için, bilginin iktidar olması gerekiyor zira...
Aşk her daim vardır lakin ben kategorizasyon çabalarına, kavramların fahişeleştirilmesine isyan ediyorum. Aşk ehline selam olsun...


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke