Okuyucularımdan sık sık sorular gelir: Şiir yazıyorum, tavsiyeleriniz
neler?!
Doğrusu şair
olamamış benim gibi birisi için çok zor bir soru. Bu babda
söyleyeceklerim ancak hariçten gazel okumak kadar esasa taalluk edebilir.
İsterseniz paylaşalım:
Bence şair olmanın iki temel şartı vardır: a) Şairane bir ruh üzere
yaratılmış
olmak b) Şiir eğitimi almak.
Şairane bir ruh ve eda taşımayanların şiir yazmak için kendilerini zorlamaları
boşa emektir; vazgeçsinler. Çünkü bu bir yetenek bahsidir ve herkese verilmemiş
olması tabiidir. Sesi
güzel olmak veya iyi koşmak gibi... Herkes şarkı
söyleyebilir ama ses sanatçısı olmak başkadır. Keza herkes basketbol oynayabilir
ama Kerim Abdülcabbar olmak özel bir haldir.
Bir şair ayrıcalıklı ve özel yaratılmış bir
kuldur bize göre. Çünkü o bizim
duymadığımıza, algılayamadığımıza sahiptir ve bu bakımdan bizim de bildiğimiz
kelimeler ile hayal edemeyeceğimiz şeyler söyler. Ama yalnızca bu ayrıcalıklı
yaratılma şair olmak için yeterli midir?
Elbette hayır!.. İşte onun için
şairliğin diğer şartı olan eğitim devreye girer.
Şiir eğitimi herhangi bir fakültede verilmez ve bunun bir okulu da yoktur
aslında. Şiir eğitimi her şairin kendi başına alacağı bir eğitim olup onun
öğretmeni diğer usta şairler ve onların biriktirip tarihe bıraktıkları mirastır.
Şiir eğitimi; çok şiir okumanın adıdır. Ruhunda şairanelik olan birisi şiir
eğitimi almadan elbette eksiktir. Yalnızca şiir eğitimi alarak şair olmak ise
muhal ötesi
batıldır. Ancak ikisini belli seviyede birleştirendir ki şiir söyler
ve söyledikleri tarihe kalır. Bu ikisini birleştirme oranına göre de şairler
büyük veya daha büyük olarak kategorilere ayrılabilirler. Çünkü onlar üslup
sahibi, söz geleneğinde yeni
bir yol açan bahtiyar kullar olurlar. Onlar
Mevlana, Yunus, Karacaoğlan, Fuzulî, Galip ve diğerleri olurlar. Onlar,
gökkubbede adları hiç unutulmayacak olanlardır.
İmdi; genç şair adayları, eğer siz de bu kervana katılmak
isterseniz işte bizim
tavsiyelerimiz:
1. Önce kendinizi tartınız, şairanelik içinizde mi, yoksa siz bir vehim mi
taşıyorsunuz?
2. Eğer gerçekten şair olacağınıza inanıyorsanız mutlaka şu üçlü gruplardan
birinin eserlerini iyiden iyiye okuyunuz; düşünerek, yorumlayarak, anlayarak.
a) Yunus-Baki-Karacaoğlan b) Pir Sultan-Fuzuli-Seyranî c) Kendi seçeceğiniz üç
şair (saz şiirinden, tekke şiirinden ve divan şiirinden)
3. Okuduğunuz eser üzerinde kendinize şu soruları sorunuz: a) Bu adam bunu nasıl
böyle söylemiş? b) Hangi şartlar ona bunu söyletmiş? c) Neden bu kelimeleri
tercih etmiş? d) Ben nasıl söylerdim? e) Şimdi nasıl
söylersem insanlara
ulaşabilirim? f) Bunu bir de ben söylemeli miyim? g) Ve sizin ilave edeceğiniz
başka sorular…
4. Eğer vezinli ve kafiyeli yazıyorsanız mana ile kafiye (veya vezin) ahenk
içinde olmalı, biri
diğerine feda edilmemelidir.
5. Uzun yazmaktan kaçınmalı, maksattan uzaklaşılmamalı ve zevk-i selîme hitap
etmelidir.
6. İfadenin mümkün olduğu kadar çeşitlendirilmesi üslubu güzelleştirir. Tekdüze
mısraların bıktırıcı olması söz konusudur. (Çeşitli nağmelerin bir bestede
bütünleşmesi insanı dinlendirir ama tekdüzelik dinleyeni yorar.)
7. Sadelikte sanat, sanatta sadelik gözetmeli, derinliği olmayan ağdalı
mısralara
fazla iltifat etmemeli, herkesin anlayacağı dilde yazmalıdır.
8. Şiirdeki her bir kelime seçilmeli, öyle istihdam edilmelidir. Bazan güzel bir
şiir bir tek kelime ile çirkinleşebilir. Sözler gibi mânâ da seçilmelidir.
Sözler güzel olur
da mânâ bayağı olursa gülünç bir şey ortaya çıkar.
9. Yazmadan mutlaka düşünmeli ve düşünmeden asla yazmamalıdır.
10. Kendi şiiri hakkında en şiddetli tenkitleri yine kendisi getirebilmeli,
şiirden
anlamayanlara okutup da onların beğenisi ile kendini şair
zannetmemelidir.
Şair adaylarına bir de dostça tavsiye:
Çevrenizdeki insanlar size gelip “Yeni bir şiir yazdıysan okumama müsaade eder
misin?” gibi teklifler yapmadığı müddetçe onlara şiir okumayın ve yazdıklarınızı
yayınlama gayretine düşmeyin. Hiç üzülmeyin, mısralarınız gerçek şiir olmaya
başladığında birileri sizi bulup “Bunları kitaplaştırmak
istiyoruz!”
diyeceklerdir. Yeter ki siz eğitime devam edin. Şiir her şeyden evvel sabır
ister çünkü!..
Zaman
07/07/2005