 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 233 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
|
Şahsi rutinimin dışına çıkarak felekten şöyle ekstra bir gün çalmayalı çok zaman
olmuştu.
"Rutin" durduk
yerde kamuoyunun en popüler kavramı olunca, bende de bir "uyanma"
durumu hasıl oldu ve kendi kendime "Haydi bir değişiklik yap, biraz rutininin
dışına çık!" dedim.
Bu hiç de fena bir fikir değildi ve hayatımdaki küçük
değişikliklerin bana her
zaman yeni bir enerji verdiğini hatırladım.
Dışına çıkmak üzere hemen rutinimden fırladım.
İlk iş olarak dolmakalemimi doldurmak için aldığım mürekkebi alt kattaki
komşunun sakız
gibi yıkayıp balkona astığı çamaşırların üstüne boca ettim.
Sonra evden çıkarak apartmandaki bütün komşuların sigortalarını gevşettim ve
hepsini karanlığa mahkum ettim.
|
|
Aslı var mı bütün bu içlenmelerin, bütün bu kıvranmaların, uzaktan daha da uzak
noktalarda, solmaya yüz tutan bir gül goncası gibi
dalgınlaşıp gitmelerin,
kendini rüzgarın kasvetli uğultusu içine terkedip bırakmaların, düz yollarda
yürürken sebepsiz yere yalpalamaların, sebepsiz yere sallanmaların, aslı var mı
bütün bu sızlanmaların, tırnak uçlarını sanki gerçekten
batıracakmış gibi,
sanki
gerçeğe batıracakmış gibi inatla yüzlerde dolaştırmanın, çayların ilk
yudumlarında, cigaraların son nefeslerinde çarmıhlara gerilmelerin, dertleri
ciğerlere çekmenin, yüreklere ateş düşürmelerin,
hafızaların tetiğine olur olmaz
asılmaların, sükunetin en orta yerinde infilak etmelerin, boşta bulunup söze
karışmaların, farkında olmadan hayata ilişmelerin, aslı var mı bütün bu
çırpınışların, bütün bu heveslerin, göz çukurlarımızda
toplanan bütün bu yağmur
sularının, bütün bu nahoş kokulu denizlerin, dalgaların, kıyıları kırbaçlayan
ağır elli dalgaların, dalgaların içindeki beyaz köpükler gibi kıpırdanıp
durmaların, kıyıları alıp denizlerin yerine koymaların,
|
|
Korkarım ki hepimiz, gidecek çok yolu olan ve fakat binecek atı olmayan
süvarileriz.
Korkarım ki hepimiz, kendi
söylediklerinden kendi nabız atışları telaşelenen söz
tedirginleriyiz.
Korkarım ki hepimiz, kendi tutuşturduğu yangından korkan kundakçı ürkekleriz.
Korkarım ki hepimiz, koparılmış bir çiçeğe solacağını
söyleyemeyen kelebekleriz.
Korkarım ki hepimiz, bir fırtınanın ardında bıraktığı yersiz yurtsuz
kalıntılarız.
Korkarım ki hepimiz, tedbiri elden bırakıp yanlış bahara açan zavallı
tomurcuklarız.
|
|
Kimseye zorla bir kitap okutamazsın. Kimseye okuduğu bir şeyi anladığından
fazlasını anlaması için zorlayamazsın. Ama şunu yapabilirsin:
onun anlamasını
istediğin şeyi kendiliğinden anlamasının yolunu açabilirsin. Ancak böyle bir
şeyin sağlanabilmesi bile o kişinin bazı şeylere açık olmasını gerektirir.
Dünyaya açık olmasını gerektirir.
Dünyaya açık
olmak.. öyle mi? Dünyaya açık olmak çarşıya inebilmektir. Sait
Faik, bir öyküsünde "Çarşıya İnemem" diyordu. Üstelik bunun sebebini açıklamayı
da başaramıyordu. Önüne koyduğu çeşit çeşit nedenlerin hiç biri, kahramanımızın
çarşıya niçin inemediğini açıklamaya yetmiyordu. Çünkü onun çarşıya inememesi,
ne esnafa olan borcundan kaynaklanıyor, ne buna benzer başka bir sebebe
dayanıyordu. O yalnızca çarşıya inemediğini biliyordu, o kadar. Bunun
altında
yatan temel sebep belki de, kahramanımızın artık dünyaya ilgisizliğiydi: dünyaya
ilgi duyma hevesini, keyfini ve daha önemlisi ihtiyacını yitirmiş biriyle karşı
karşıya bulunuyorduk.
|
|
Kimse kimseye güvenmiyor aslında. Ve kimsenin kimseye güvenmesi için de
pratik bir neden
yok ortada!
Çok değil kalabalığız. Yalın değil çıplağız. Çokluğun yalın halinden epeyce
uzaktayız.
Ellerimiz kirli. Ellerimizi altına tuttuğumuz sular kirli. Ellerimizi yıkamak
isterken
kirletiyoruz en çok.
Dışımızın karanlığından içimiz sıkılıyor. Ama aynı içimiz, hiç sıkılmıyor
içimizin
karanlığından.
Birşeyleri anlatamıyorsak, bu daha çok, o şeyleri anlamak istemediğimizden
oluyor.
Anlamlı olana ulaşmak için konuşmuyoruz çoğu zaman. Hayatın ağır katarını
itelemek sadece
derdimiz.
|
Toplam Haber 331 - Toplam 67 Sayfa - Her Sayfada 5 Haber
Şu An Bulunduğunuz Sayfa
[<<] [<] [ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ......... | 62 | 63 | 64 | 65 | 66 | 67 ] [>] [>>] |
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|