 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 235 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Kurulu düzenle sembiyotik bir ilişki içinde yeşeren Ağca tiplemesi, demokrasinin
yüreğini hedeflemiş bir hançer olmaktan öte, en seksî duruşuyla da medyaya
Marlon Brando misali, consigliere, caporegima ve hempalarından oluşan bir pınar
sunuyor...
Ağca’nın büyük bir iştiyak ve elbirliği ile “milli katil”imiz ve/veya “milli
gururumuz” mertebesine yüceltildiği, gündemimizi adeta bir “star” kimliği ile
esir aldığı bu günlerde adının bende çağrıştırdığı bir sıfat bu; “sexy”.
Kelimeyi aklıma düşüren de “John Jay Kriminal Adalet Koleji” isimli Amerikan
üniversitesi profesörlerinden Lydia S. Rosner’in “Rus Usulü Cürüm”(1) başlıklı
kitabı. Profesör Rosner ayrıntılı ve uzun incelemeler sonucunda Amerikalıların
Rus mafyasını “seksî” buldukları sonucuna varmış.
Ama Amerikalılar zaten “tüm suçluları” seksî bulurlarmış! “Seksî” yani çekici,
dilerseniz, Freud doğrultusunda “cinsel istek uyandıran.” Billy the Kid’den
Jesse James’e kadar ne kadar ünlü mücrim varsa, Amerikalılarda -ve Amerikan
basınında!- hayranlık uyandıragelmişlermiş.
|
|
Görecelikçi ahlâk sistemi, “maruf üzerinde mutabakat”ın yok olduğu durum.
Ahlâki değerler üzerinde toplumsal mutabakatın kaybolduğu, maddi ya da manevi
günlük çıkarların ahlâki değerleri yeniden tanımlayabildiği, saptırabildiği
durum ki izleyen kaosu “Büyük Yalan” doldurur.
Olay dört-beş gün kadar önce Ahmet Güryüz Ketenci’nin telefonu ile başladı:
“Sizin ‘Sayın Başkan’ isimli bir kitabınız varmış. Nerede bulabiliriz?”diye
soruyor. Hayır, benim o isimli bir kitabım yok. Senaryosuna yardımcı olduğum o
isimli bir sinema filmi var ki, yetersizliği bir daha bu tür işlere
bulaşmayacağıma yemin etmemle sonuçlanmış.
|
|
Hüccet”, delil, kanıt demek. “Hüccetle müdafaa” ya da “apologetics”
Hıristiyan ilâhiyatının Hıristiyan öğretisini/dogmalarını savunmak, kanıtlamak
veya bunlara “mazeret bulmak”la iştigal eden dalı.
Örneğin, Hazreti İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu gibi bir inancın akıldışı ya da
mantıksız olmadığını, hatta diğer dinlerin inançlarından daha akla yatkın ve
dolayısıyla insanlığa daha yararlı olduğu iddiasını kanıtlama uğraşı.
|
Antropoloji, dünya halklarının adetlerini, ananelerini, efsanelerini,
mitolojilerini inceleyen bilim dalı. Antropologlar, inançlar bugünden yarına
değişmez, insanoğlunun dünya görüşü “sıçramaz” diyorlar. Kadim efsaneler,
halkların belleklerine kazınıyor. Hiçbir zaman tamamen terkedilmiyorlar ama
tarihi gelişmeler doğrultusunda yeniden yorumlanıyor, şekil değiştiriyorlar.
Bu bağlamda pagan Avrupa inançlarının Hırıstiyanlığa sızdığı hatta Hıristiyan
amentüsünün esaslarını oluşturduğu savunuluyor. İleri sürülen örneklerden birisi
İskandinav mitolojisinin tanrıçası Ostara ile bakire Meryem arasındaki
benzerlik. İskandinav Nors mitolojisinde Tanrıça Ostara, doğurganlığın
temsilcisi. Efsaneye göre, bahar ekinoksunda yani günün geceye eşit olduğu 20-21
Mart’ta, yani Nevruz’da, güneş tanrısından hamile kalıyor, ve oğlunu dokuz ay
sonra kış solstisinde yani gecenin en uzun olduğu 21 Aralıkta doğuruyor.
Hıristiyan inancına göre, Cebrailin, Meryem’e İsa Mesih’e hamile olduğunu
müjdelediği tarih de 25 Mart. Ostara gibi Meryem de oğlunu kış solstisinde
doğuruyor: Christmas yortusu, Noel, aynı tarihte: 25 Aralıkta kutlanıyor. Bu
örnek, pagan inançlarının Hıristiyan akidesini şekillendirmiş olmasına örnek
sayılıyor. Başkaları da var.
|
“Avrupa” denildiğinde akla gelen ilk aslî unsurlardan birisinin
“Germenler”
olduğu kuşkusuz. Ancak, yekpare bir bütün değil, bir kavimler topluluğu
Germenler. Nitekim, kendilerine “Germen” de demezlermiş. “Germen” sözcüğünün
nereden geldiği de kesin olarak bilinmiyor.
Günümüz Almanya’sına adını veren “Allemani” Germen kavimlerinin önde
gelenlerinden birisi ama başkaları da var: Angles’ler,
Sakson’lar, Burgundî’ler,
Lombardlar, Vizigotlar, ve diğerleri. Bu insanlar etnik bir dayanışma içine
girmemişler. Tersine, Milâttan sonra yedinci yüzyıldan itibaren çeşitli halklara
bölünmüşler.
|
Toplam Haber 56 - Toplam 12 Sayfa - Her Sayfada 5 Haber
Şu An Bulunduğunuz Sayfa
[<<] [<] [ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ......... | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 ] [>] [>>] |
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|