Yetmiş küsur milyon, tekmili birden, aynı yere bakan bir acayip milletiz.
Yetmiş milyon küsur çift göz aynı noktaya sabitlenmiş bakıyor. Eğer o yer, o
nokta, kendinden daha büyük bir şey değilse, hepimize aynı teşhis konabilir:
Körleşme!
Aşağıdaki haberi ben Akşam'da okudum, başka bir yerde yayınlandı mı,
bilmiyorum. Ajans haberine benziyor, zaten eğlenceli bütün haberler ajanslardan
geliyor. Bu da epeyce eğlenceli bir haber, arada kaynayıp geçsin istemiyorum.
Çünkü bu haberde de üretilmiş değil, yaşanmış mizahın bir örneği var. İleri geri
zihinsel hamleler yapmadan önce haberi birlikte okuyalım:
Benim “ağır” sorum şu: Bunu neden yapıyorlar? Nereye yetişiyorlar? Çapı belli
bir yerkürenin içindeyiz, bir yerden bir yere çok daha hızlı gitmekle ne yapmış
oluyoruz?
Hem bakın bu kadar çok aksiyon dünyayı aşırı ısıtıyor. Çünkü bütün hareketlerin
özünde sürtünme var. Gazete okumuyor musunuz, arılar bile arazi olmaya başladı.
Çok yakında ağzınıza bir parmak bal çalınmasını bile çok bekleyeceksiniz!
Trenler ortalıkta manyaklar gibi vızır vızır dolaşınca ne olacak? Dengesi olan
son şeylerin de dengesi bozulacak!
Üstünden çok zaman geçmedi, düne kadar toplum olarak aldıkları nefesten,
içtikleri suya, öfkelerinden sevinçlerine, tutkularından zaaflarına her
şeyleriyle yakından, çok yakından, kendi hayatımıza baktığımızdan çok daha
yakından ilgileniyorduk.
Üniversite, benim gelecek hayallerimin kırıldığı yerdir. Gençliğimin yaşımdan
birkaç on yıl ileri atlayarak yaşlandığı yerdir. Bu ülkede hayatın ne olduğundan
çok ne olmadığını öğrendiğim yerdir. Bireyin bir ütopya, devletin azılı bir
gerçek olduğunu öğrendiğim yerdir. Anlam'ı aramak derdine düşenlerin bütün
adımlarını kendi içlerine doğru atmaları gerektiğini kavradığım yerdir.
Üniversite, gelen evrakla çıkan evrak arasındaki bekleme süresidir. Binlerce
sayfa buz gibi not tutma, binlerce hücre lüzumsuz ezber yapma mecburiyetidir.
İpi gevşek bırakılan itirazın ucunun vatan hainliğine dahi çıkabileceği yerdir.