'Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince Günler şu heyulayı da er geç
silecektir Rahmetle anılmak ebediyet budur amma Sessiz yaşadım kim beni nerden
bilecektir?'
Yetmiş bir yıl önce, 1936'nın 27 Aralık'ında sona eren dünya yaşamını böyle
niteliyordu Mehmet Akif. 'Birkaç mısrada yitip gitmiş, heder olmuş bir ömür...'
Oysa, her anı bir mücahede ve murakabe ile geçmiş, mustarip ama daima umutlu,
huzurlu, ahlakî bir hayattı onunkisi. Cemal'e yürüdükten sonra, aziz bedeninin
yattığı toprağa dikilecek olan taşa şu dörtlük kazınsın istemişti: