Halep'te kaldığım otelin lobisinde, gözüm önce bir yandan sigarası sönmeden
öbürünü yakarken diğer yandan ağlayan genç bir kadına, sonra televizyon
ekranınına takıldı. Birkaç kişilik bir grup, ekranda Kana'da olanları izliyordu.
Lübnanlı kadıncağızla konuşmayı denedim olmadı, ben de ısrar etmedim, yanındaki
Suriyelilerle konuştum. Arapçayı doğru dürüst anlamadığım için, olanları
onlardan öğrendim.
Kaldığım oteli, hali vakti yerinde hatta çocuk bakıcılarıyla birlikte gelen
Lübnanlılar doldurmuştu, o ana kadar, biraz hüzünlü de olsa daha ziyade tatil
havası hâkimdi. Lübnanlılar daha önce de benzer şeyler yaşadılar, ama bu kez
işler o noktaya gelmez havası hâkim görünüyordu. Ama işler o noktaya geldi.