Sözün ayağa düşmediği zamanlarda, hani Yunus'un "Söz ola kese savaşı/Söz ola
kestire başı" buyurduğu o çağlarda, bilhassa politik konular ve devletlerarası
meselelerin halledilmesinde savaşlar, mücadeleler, antlaşmalar, yazılar,
belgeler kadar söze de itibar olunur, konuşma üslubu ve imalarına hayli önem
verilirdi.