Bir ülkenin dilindeki değişmeler kısa zamanda derinleşir ve nesiller arasında
anlaşma zorluğu kendini gösterirse, o ülkede
kültür bunalımı var demektir.
Eski yerleşik kelimeler terk edildikçe herkesin aynı biçimde anladığı köklü
düşünceler ve töre, ekseninden sapar, aynı fikri çağrıştırmayan yoz kelimeler
ortalıkta dolaşmaya ve zihinleri
bulandırmaya başlar. Eski bilgi birikimi ile
yeni kuşaklar arasına yapay duvarların örüldüğü böyle dönemlerde her yeni nesil,
kendi bilimsel zeminini yeniden kurmak gibi bir güçlükle karşılaşır.
Bilimsel gelişmenin önünü
tıkayan en büyük etkenlerden biri de yekdiğerini tam
olarak anlayamayan bilim adamlarının varlığı ve dolayısıyla bilimsel
terminolojinin bütün zihinlere aynı şekilde hitap etmemesi keyfiyetidir. Buna
toplumların değişmekte olduğu
gerçeğini ve çağlar arası farklılıkları
uçurumlarla ifade eden sosyolojik gelişmeleri de ilave ettiğimizde kadim olan,
yeni olana göre daha cazip görünebilir.