 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 179 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
İnsan ummadığı bir yere ve hayata doğduktan sonra gelişip büyümekle uğraştı.
Sonra kendi içinden çıkan güçlünün güçsüzü ezip yok etmeye and içtiği kara bir
masalın içinde kötülüğün zehrini içmeye başladı.
|
-I-
1. Bu deneme, varlık, unutuş ve hatırlayış çevresinde kümelenen bazı kavramları
önce açıklama sonra da İbn Arabî, Sühreverdî ve Heidegger üzerinden arama
hedefini güder.
Ancak amaç, birebir aynılıklar bulmak değil, daha çok, bağlam ve
çağrışım açısından andırdıkları üzerinde yoğunlaşmaktır.
2. İnsan, “benlik” kavramı üzerine yoğunlaştıkça kendini kaybedecektir. Çünkü
insanın bizatihi, her şeyiyle sahip olduğu bir benliği yoktur. Benlikten öte,
mahiyetinin de olmamaklığını zımnında barındıran bu yaklaşım, tabii olarak,
benin içinde mevcut sabit bir özü değil daima değişen ve kendini arayan bir
oluşum sürecini savunur.
Benlik insanlığın en büyük yanılsamalarındandır. Bellek
de onun her şekle giren silahıdır.
|
1789 yılının ocak ayında Paris’te rahip Emmanuel Joseph Sieyès “Üçüncü Tabaka
Nedir?” başlıklı bir kitapçık yayımlar.
Kısa sürede büyük ilgi gören bu yapıt,
Fransız devriminin ideolojik yapısını çözümlemek açısından özel bir önem
taşımaktadır. İlkbahardan itibaren Versailles’ta toplanmaya başlayan ve üçüncü
tabakanın1 egemenliğinde olan Etats Généraux (Genel Tabakalar Meclisi), Haziran
ayında kendini Ulusal Meclis ilan edecek ve genel çerçevesini birkaç ay önce
Sieyès’in çizdiği programı uygulamaya koyacaktı. Sieyès, bu ünlü yapıtında şöyle
yazmıştı:
“...üçüncü tabaka nedir? Her şey, fakat kösteklenen ve ezilen bir şey.
Ayrıcalıklı sınıf olmasaydı, üçüncü sınıf ne olurdu? Her şey, fakat özgür ve
hayat dolu her şey.”2
Daha sonra üçüncü tabakanın tek başına milleti
oluşturduğunu söyleyen Sieyès milletin tanımını da yapar: “ortak bir yasa
altında yaşayan ve aynı yasa koyucu tarafından temsil edilen bir ortaklar
topluluğu.”3
|
Heidegger'e ilişkin boş tartışmanın kendine özgü bir felsefi anlamı yoktur.
Bu tartışma, yalnızca, kendine yeni bir enerji bulamadığından saplantılı
biçimde kökenlerine, göndermelerinin katıksızlığına geri dönen ve yüzyılın
başındaki ilk sahnesini bu yüzyıl sonunda acıyla yeniden yaşayan bir düşünce
zayıflığının günümüzdeki belirtisi niteliğindedir.
Daha genel olarak Heidegger vakası yüzyıllık bilanço vakti geldiğinde bu
toplumu saran kolektif canlanmanın belirtisidir: Faşizme, nazizme, soykırıma
duyulan ilginin yeniden canlanışı; burada da ilk tarihsel sahneyi yeniden
öğretme, kadavraları aklama ve hesapları temize çıkarma eğilimi, aynı zamanda da
şiddetin kaynaklarına dönüşün sapkın büyüleyiciliği ve kötülüğün tarihsel
gerçeğine ilişkin kolektif samı vardır. Geçmişten böylesine keramet umuyorsak,
bugünkü hayal gücümüz hayli zayıf, kendi durum ve düşüncemiz karşısındaki
umursamazlığımız hayli büyük olmalıdır.
|
Burada betimlenen tüm olaylar ikili -fizik ve matematik- bir tanıya bağlıdır.
Fiziksel açıdan, dengesizlik halindeki bir insanlık sistemi içinde bir çeşit
devasa geçiş aşamasıyla uğraşmaktayız. Bu geçiş aşaması, fiziksel sistemler
için olduğu kadar bizim için de büyük ölçüde gizemli olmayı sürdürüyor; ama bu
felaketli evrim kendi başına ne yararlı ne de zararlıdır, sözcüğün gerçek
anlamında felaketlidir yalnızca.
|
Toplam Haber 75 - Toplam 15 Sayfa - Her Sayfada 5 Haber
Şu An Bulunduğunuz Sayfa
[<<] [<] [ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | ......... | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 ] [>] [>>] |
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|